Yüzü toza, samana karışan bakan (Prof. Dr. Reşit Sönmez'in
Reşit Sönmez ile söyleşime kaldığım yerden devam ediyorum:
Reşit Sönmez 1944 yılında Salih İnal ve Muzaffer Denteş adlı arkadaşlarıyla Temmuz-Ağustos aylarında staj yapmak üzere Ankara yakınlarındaki Bala Tarım İşletmesi'ne gider. 
Staj süresince, Kızılay'ın 2005 yılına kadar kullandığı "mahruti" diye anılan koni biçimindeki çadırlarda gecelerler. (Bilindiği gibi, gerek darlığı gerekse doğal şartlara dayanıksızlığı nedeniyle eleştiri alan mahrutiler, 2005'ten itibaren değiştirilerek kare biçimindeki Hollanda çadırları kullanılmaya başlandı.) Kaput bezinden dikilmiş kılıflarına saman doldurup yatak olarak kullanırlar. Kan ter içinde kaldıkça güneşe bırakılarak ısıtılmış bir teneke su ile banyo yaparlar. Hatta bir gece uykuda kolunu ne olduğu bile anlaşılamayan bir hayvan ısırınca, 20 adet kuduz iğnesi yemek zorunda kalır Reşit Sönmez. 
Bir gün, tarlaya zamanın Tarım Bakanı Prof. Dr. Şevket Raşit Hatiboğlu gelir. Dilerseniz, gerisini Hocamız'dan dinleyelim:
"Bakan Bey bize, 'Nasıl, biçerdöverler kaçak dane atıyor mu?' diye sordu. Bu, çok önemli bir konu idi. Ayarsızlık ve arıza nedeniyle samanla birlikte buğday daneleri de dışarı atılırsa çok büyük ziyan olurdu. Bunu mutlaka denetlemek gerekirdi. Siyah elbiseli ve kravatlı bakan yürüdü ve çalışan bir biçerdöverin arkasına gitti. Elini uzatarak buğday danesi atılıp atılmadığını kontrole başladı. Birkaç dakika içinde yüzü gözü toz ve saman içinde kaldı tabii. Ama o hiç aldırmadı.
İşte bunlar, Atatürk'ün bu vatanı emanet ettiği insanlardı. Hiç unutamadığım o tabloyu bugünün rahatını seven, köşe dönücü, menfaat düşkünü insanlarını biraz olsun düşündürür mü diye anlatmak istedim."
(Yeni Asır, Nisan 1998, Hazırlayan: Beyhan Kurtuluş Parlakyıldız, "Araştırmaya adanan bir ömür: Prof. Dr. Reşit Sönmez'in öyküsü)
25/4/2009 | Kategori:ARASTIRMAYA ADANAN BIR OMUR | (5) Yorum yaz! Bağlantı
<<Önceki Sayfa |/|Sonraki Sayfa>>