25/4/2009 · Kategori: ARASTIRMAYA ADANAN BIR OMUR

Yüzü toza, samana karışan bakan (Prof. Dr. Reşit Sönmez'in öyküsü)

Reşit Sönmez ile söyleşime kaldığım yerden devam ediyorum:

Reşit Sönmez 1944 yılında Salih İnal ve Muzaffer Denteş adlı arkadaşlarıyla Temmuz-Ağustos aylarında staj yapmak üzere Ankara yakınlarındaki Bala Tarım İşletmesi'ne gider.

Image Hosted by ImageShack.us
Staj süresince,  Kızılay'ın 2005 yılına kadar kullandığı "mahruti" diye anılan koni biçimindeki çadırlarda gecelerler. (Bilindiği gibi, gerek darlığı gerekse doğal şartlara dayanıksızlığı nedeniyle eleştiri alan mahrutiler, 2005'ten itibaren değiştirilerek kare biçimindeki Hollanda çadırları kullanılmaya başlandı.)  Kaput bezinden dikilmiş kılıflarına saman doldurup yatak olarak kullanırlar. Kan ter içinde kaldıkça güneşe bırakılarak ısıtılmış bir teneke su ile banyo yaparlar.  Hatta bir gece uykuda kolunu ne olduğu bile anlaşılamayan bir hayvan ısırınca, 20 adet kuduz iğnesi yemek zorunda kalır Reşit Sönmez.

Image Hosted by ImageShack.us


Bir gün, tarlaya zamanın Tarım Bakanı Prof. Dr. Şevket Raşit Hatiboğlu gelir. Dilerseniz, gerisini Hocamız'dan dinleyelim:

"Bakan Bey bize,  'Nasıl, biçerdöverler kaçak dane atıyor mu?' diye sordu. Bu, çok önemli bir konu idi. Ayarsızlık ve arıza nedeniyle samanla birlikte buğday daneleri de dışarı atılırsa çok büyük ziyan olurdu.  Bunu mutlaka denetlemek gerekirdi. Siyah elbiseli ve kravatlı bakan yürüdü ve çalışan bir biçerdöverin arkasına gitti. Elini uzatarak buğday danesi atılıp atılmadığını kontrole başladı. Birkaç dakika içinde yüzü gözü toz ve saman içinde kaldı tabii. Ama o hiç aldırmadı.

İşte bunlar, Atatürk'ün bu vatanı emanet ettiği insanlardı. Hiç unutamadığım o tabloyu bugünün rahatını seven, köşe dönücü, menfaat düşkünü insanlarını biraz olsun düşündürür mü diye anlatmak istedim." 


(Yeni Asır, Nisan 1998, Hazırlayan: Beyhan Kurtuluş Parlakyıldız, "Araştırmaya adanan bir ömür: Prof. Dr. Reşit Sönmez'in öyküsü)

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (5) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

5 yorum yazılmıştır

Yazan:yasinergul | Tarih: 2/5/2009
Konu: iyi gün

iyi günler dilerim

Bağlantı »

Yazan:zuzu888 | Tarih: 30/4/2009
Konu: Emeğinize sağlık...

Çöpe atılan ekmekleri gördükçe insanın vicdanı sızlıyor bu atanlar acaba hiçmi düşünmüyor aç insanları hiçmi görmüyor,bilmiyor bu yazdılarınızı-yazılanları yazıklar olsun ne denebilirki başka...

Bağlantı »

Yazan:newbahar | Tarih: 27/4/2009
Konu: Reşit Sönmezi tanımak...

Gerçek kesitlerden örnekler olunca daha iyi anlaşılıyor insan.
Az önce okuduğum dürüstlük hakkında ki bir makaleden sonra güzel bir rastlantı oldu sayın sönmezin bu anısı...
İşinin ehli olacaksan üzerinde ki oluşacak kire pasa aldırmayacaksın...
Öyle koltuğa oturup, gerim gerim gerinip ahkam kesmekle peynir gemisi yürümüyor tabi ki.
Teşekkürler sihirliyazılar.

Bağlantı »

Yazan:gaziler54 | Tarih: 27/4/2009
Konu: Selamlar arkadaşıma..

Haspel kader 5 sene kadar çifçilik yapmış biri olarak,biçer döver tozunun tadını iyi bilenlerdenim,evet tane atmak çok önemlidir çiftçilikte,paradır emektir,milli servettir,biz şapka tutardık o yıllar biçerin saman atan bölümüne ne günlerdi,çifçinin ve köylünün kıymeti bilinirdi,baş üstünde taşınırdı.
Şimdikilere bir bakın,baş efendi çiftçiye al ananıda git der,heleki bir tarım bakanımız varki evlere şenlik,iç güveysi gibi dolanır durur ortalarda,ülkemize tek ekimlik tohumları israilden getiren zatı muhterem,bence insanlığı bile tartışılırya neyse burası yeri değil.
Sevgili arkadaşım,çok anlamlı yazılarınızın takipçisiyim,kaleminiz daim olsun görüşmek üzere.
Saygılar sevgiler.
Hoşçakalın.

tufan

Bağlantı »

Yazan:uzakdost | Tarih: 25/4/2009
Konu: Nerede o eskiler?

Çok ilginç geldi bana bu yazı.
Üstelik de Yeni Asya'dan alınmış.
Bu günlerde,
kendini aydın diye isimlendiren,
toplumu güdülmesi gerken koyunlar gibi gören,
toplumdan uzak,
hayatında doğru dürüst köy ve köylü görmemiş,
yüce değerlerimizi kendisine kalkan yaparak,
sevimsizliklerini gizleyen ve en çok başarılı olduğu konuşmak,
yazmak,anlatmak,karalamak gibi meziyetlerinin gölgesinde,
kendini bu ülkenin gerçek sahibi zanneden öyle çok sevimsiz insan türedi ki.
Bu hikayedeki gibi değerleri bulabilmek çok zor.
Dünya dalkavukluk ve yalakalığın pirim yaptığı bir dönemden geçiyor.

Bağlantı »

« Önceki :: Sonraki »