"Sihirliyazilar" yani kendim hakkında birşeyler

1997'de, emekli İzmir Valisi Hüseyin Öğütçen ile birlikte
Sevgili blogcu arkadaşlar,
Bugüne kadar sizlerden gelen yorumlara bakılırsa; "sihirliyazilar" hakkında çoğu kişinin aklı karışık. Birçok yanlış anlama sözkonusu. Çalıştığım gazeteyi, "dini" yayın yapan başka gazetelerle karıştıran arkadaşlarım var. Eski bir gazeteden, başka bir gazeteciden alıntı yaparak yazdığımı sanan arkadaşlarım var. Gazetede çalışmayıp da dışarıdan gazeteye yazı hazırladığımı sanan arkadaşlarım var. Bunların dışında, tanıttığım kişilerin akrabam vs. olup olmadığını yani bu nedenle mi onları öven yazılar yazdığımı soran arkadaşlarım da var. Tepki ya da eleştiri anlamında değil, tamamen masumane sorulmuş sorular bunlar...
Her ne kadar birçok şey yanlış anlaşılmış olsa da her zaman için yazılarımı takdir ettiniz. Bu nedenle ben de sizlere çok teşekkür etmek istiyorum. Ve şunu da söylemem gerekir ki bütün bu yanlış anlaşılmaların tek sorumlusu (ve suçlusu) benim. Sanal ortamda kişisel bilgilerimi açık açık vermekten biraz kaçındım bugüne dek. Gerçi "profil" bölümünde kısa da olsa birtakım açıklamalar yaptım ama bu bölüm gözden kaçıyor ya da alan dar olduğundan oradaki açıklamalar yeterli olmayabiliyor. Adımı açık olarak vermedim örneğin. Yazıların altındaki ismin bana ait olup olmadığı kimse için önem taşımaz sanıyordum. Ama artık her ayrıntının önemli olduğunu görüyorum.
Yanlış anlaşılmalar ve sorular biriktiği için bugün bir değişiklik yaparak kendimden bahsedeceğim. İşte kendi kendimle yaptığım bir röportaj! :)) İnsan, kendi kendisiyle röportaj yapar mı bilmem. Ben de ilk defa yaptım. Hani "Ben yaptım, oldu" derler ya, aynen öyle! Dilerim işe yarar ve soru işaretlerinizi silmeye yardımcı olur...
1. Çalıştığınız gazete şunlardan hangisiydi? Yeni Asır, Yeni Asya, Yeni Şafak?
Çalıştığım gazete Yeni Asır idi. Yeni Asır, Ege'nin en büyük bölge gazetesidir. 115 yıllık bir gazete olup İzmir ve tüm Ege Bölgesi'nde yayımlanır. Sabah ve ATV ile aynı yayın grubuna (Çalık grubu) bağlı olup Yeni Asya veya Yeni Şafak gazeteleri ile hiçbir ilgisi yoktur.
2. Yazı dizilerini hazırlayan bizzat siz miydiniz yoksa gazetenizden alıntı mı yapıyorsunuz?
Elbette yayımladığım yazı dizileri bana aittir. Zaten diğer arkadaşlarıma ait olan yazı dizilerini yayımlamam. Eski bir gazeteden alıntı yapmak da çok saçma olurdu herhalde. Bunu niye yapayım?
3. O halde, yazıların altındaki "hazırlayan" kişi diye geçen isim sizin isminiz olmalı?
Evet, tabii ki o isim benim gerçek ismim oluyor. Gizli saklı birşey değil ve zaten her yazının altında var ama burada bir kez daha yinelemeye gerek görmüyorum.
4. Asıl mesleğiniz gazetecilik mi?
Hayır, aslında şehir plancısıyım. Daha doğrusu "şehir ve bölge planlama" mezunuyum ama gönlümde yatan aslan gazetecilik idi. Bu nedenle kendi mesleğimi yapmak yerine gazeteciliği seçtim. Gazeteciliğin tahsilini yapmadım. Yeni Asır, okul gibi bir yerdir. Orada alaylı olarak yetiştirmeye çalıştılar.
5. Şehir planlama yapıp da dışarıdan gazeteye yazı dizileri mi hazırladınız?
Hayır, dediğim gibi şehir planlama konusunda çalışmadım. Mezuniyetten sonra, direkt gazetenin muhabir kadrosunda çalışmaya başladım. Yazıları dışarıdan değil, gazetede çalışarak hazırladım.
6. Muhabir miydiniz yani?
Muhabir kadrosunda görevli gözükmekle beraber muhabir değil, "araştırmacı gazeteci " idim. 1995'te Yeni Asır'da AR-GE (araştırma servisi) denen yeni bir bölüm açılmıştı. Ben bu bölüm için yetiştirilen 3-4 gazeteciden biriydim. Bu bölüm, uzun yıllar önce kapatıldı.
7. Sadece birilerini tanıtan yazı dizileri mi hazırladınız?
Hayır, "Dünya Mutfakları" ya da "Genetik Mucizeleri" gibi tanıtım yapmayan yazı dizileri de var. Ancak her yazı dizisinde zaman zaman birisini ya da bir kuruluşu tanıtmanız gerekebilir. Örneğin Dünya Mutfakları'nda bile bir Çin restoranı ile bir İtalyan restoranını tanıttım. Çünkü konunun akışı bunu gerektiriyordu. Genetik Mucizeleri'nde, genetik araştırmalar yapan bir tıp doktoru (prof.) ile görüştüm v.b.
8. Tanıttığınız kişiler arasında akrabalarınız ya da önceden tanıdığınız kimseler var mı? Yani aslında onların reklamını yapma şansınız mı oldu?
Kesinlikle hayır. Tanıttığım kişilerle hiçbir akrabalığım yok. Çoğunu önceden tanımıyordum. Üniversitedeki hocalarım hariç... Bu tanıtımlardan şahsi bir çıkar sağlamadığım gibi, gazetem de sağlamadı. Ayrıca bu kişilerle kişisel yakınlık kurmamaya da özen gösterdik.
9. Konuları siz mi seçiyordunuz?
Hayır, konular müdürüm tarafından seçiliyordu. Ben önce konuya göre plan hazırlıyor, görüşülecek insanları, gidilecek yerleri belirliyordum. Daha sonra da görülmesi yerleri gidip görerek gerekli röportajları yapıyor, fotoğrafları çekiyor ve elde ettiğim bütün bilgileri harmanlayarak yazı dizisini yayına hazır hale getiriyordum.
10. Bir yazı dizisi nelerden oluşuyordu?
Röportajlar, çektiğimiz fotoğraflar ve kütüphane araştırmalarının toplamından. Konuya göre toplamam gereken malzeme değişiyordu tabii. Örneğin, "S.O.S Otopark" yazı dizisi için, arkadaşımla beraber pusuya yatıp korsan otoparkçıların fotoğraflarını çekmiştik.
11. Kimlerle röportaj yapıyordunuz?
Valiler, belediye başkanları, belediyedeki diğer üst düzey yöneticiler; konuya göre restoran, fabrika, şirket sahipleri; aşçılar, vakıf yöneticileri, profesörler, tıp doktorları, öğretim üyeleri ve de halk.
12. Bir yazı dizisi ne kadar sürüyordu?
Genellikle 1 hafta, bazen de 2 hafta sürekli ve tam sayfa olarak yayımlanıyordu. Örneğin "Dünya Mutfakları" ve "Sıradışı Bir Vali" 2'şer haftalık yazı dizileri iken diğerleri genellikle 1 hafta sürmüştür.
13. Yazdığınız yazılar denetimden geçiyor muydu?
Evet, sadece bir kişinin, yani müdürümün denetiminden. Müdürüm, benim yazılarımı redakte ediyor, sakıncalı birşeyler bulursa düzeltiyor :) , bazen de tam tersine benden daha sansasyonel manşetler atarak yazıların daha çok dikkat çekmesini sağlıyordu. Ancak dilbilgisi, imla açısından bana güvendiği için herhangi bir inceleme yapmıyordu.
14. Yazı dizilerini bloğa kaydetmekteki amacınız ne?
Başlıca amacım, öğrencilere ödevlerinde yardımcı olmak. İnternette, özellikle benim yazdığım konularda yeterince yazılı kaynak olmadığını fark ettim. Geçmişte verdiğim emeklerim kaybolup gideceğine, hiç olmazsa birilerinin işine yarasın diye düşündüm. Bütün sayısal verileri, özel olarak yeniden araştırarak öğrenciler için güncelleştirdim. Yani gönül rahatlığıyla çıktısını alıp ödevlerinde kullanabilirler. Ancak yazıların başka sitelere kopyalanmasını istemediğim için, sayfamda kopyalama yasağı uygulamak zorunda kaldım. Aksi takdirde iyiniyetiniz suistimal edilebiliyor.
Öğrenciler benimle yorum kısmından iletişim kurabilirler. Sağ tıklama yasağı, çıktı almak konusunda da zorluk teşkil ediyorsa, yardımcı olabilirim. Samimiyetine inandığım öğrencilerin engeli kaldırmalarını dahi sağlayabilirim. Bu bloğu onlar için oluşturdum çünkü. Sonuçta bilgi kendine saklamak için değil, paylaşmak içindir.
15. Öğrenciler için yapabileceğiniz başka şeyler var mı?
Evet. Maddi durumu uygun olmayan, yeterli derecede İngilizce bilmeyen ama tezi vb. için çeviriye ihtiyacı olan öğrencilere, ücretsiz olarak İngilizce'den Türkçe'ye çeviri yapabilirim. Çeviriyi "MS Word" programı ile hazırlayarak e-posta adreslerine gönderebilirim. Üniversitede iken, maddi durumu kötü olan bir arkadaşımın bitirme tezi için ücretsiz olarak çok uzun bir çeviri hazırladığımı hatırlıyorum. Geçen yıl, gönüllü bir toplulukta görev alarak ücretsiz birçok çeviri yaptım. Karşılıksız birşeyler yapmak bana manevi mutluluk veriyor.
Yalnız iyiniyetimin kurbanı da olabilirim. Lütfen yalnızca maddi durumu çeviri ücreti ödeyemeyecek derecede kötü, ailesinden uzak, yurtta yaşayan, İngilizcesi gerçekten olmayan, yani çeviriyi kendisi yapamayacak ve de yaptıramayacak durumdaki üniversite öğrencileri bana ulaşsınlar. Bitirme tezi için, çok uzun olmayan, çok da teknik olmayan konularda ve süre de çok kısıtlı değilse yardımcı olmaya çalışabilirim. Ancak maddi durumunun çok kötü olduğuna inanmam şart tabii. Zira çeviri, ücretsiz yapılamayacak kadar yorucu, emek isteyen bir iş.
16. Hazırladığınız yazı dizilerine örnek verebilir misiniz?
Dünya mutfakları, Başkanlıkta 21 yıl (Bülent Baratalı'nın öyküsü), Araştırmaya adanan bir ömür (Prof. Dr. Reşit Sönmez'in öyküsü), Sıradışı bir vali (Hüseyin Öğütçen'in anıları), Genetik mucizeleri, S.O.S otopark (Ege sorunları-dosya 1), İzmir 2010, Bir zaferin belgeseli (imar affı ve Özfatura'nın tarihi çıkışı), Kemeraltı - dün..bugün..yarın.., Halk filozofu Nasreddin... Hepsini hatırlayamıyorum. Birçoğuna ait belgeler kayboldu.
17. Bloğunuza yazı dizilerinizden başka ne yazıyorsunuz?
Ara sıra gündemdeki konular ve gazetecilik anılarımla ilgili yazıyorum. Kişisel (özel) konularda yazmayı sevmiyorum. Şiir yazma işini de iyi yapan arkadaşlara bırakmayı tercih ederim.
18. İşinizi seviyor muydunuz?
Çok.
19. Halen bu işi yapıyor musunuz?
Hayır.
20. Neden yapmıyorsunuz?
Çocuk sahibi olduktan sonra, işten ayrılmak durumunda kaldım. Zira bebeğime bakacak hiçkimsem yoktu ve maddi durumumuz da bakıcı tutmaya müsait değildi. Biraz da kıyamadım ona galiba. Annelik duygusu ağır bastı, bebeğimi evde bırakıp işe gitmeye gönlüm razı olmadı.
21. "Sihirliyazilar" çok uzun yıllar devam edecek bir blog mudur?
Hayır. "Sihirliyazilar"ın yazarı, birikimleri tükendiği zaman misyonunu tamamlamış olacaktır. Ama o güne dek verdiği emeklerin boşa gitmemesi için herhalde bloğunu tamamen kapatmayacak, sizlerle iletişimini de kesmeyecektir.
Garip bir röportaj olduğu kesin ama yine de ilginç bir deneyim oldu benim için. :)
(16) Yorum yaz! Bağlantı
<<Önceki Sayfa |/|Sonraki Sayfa>>