Şafakta uyananlar (Prof. Dr. Reşit Sönmez'in öyküsü)

Tarihimiz ve kültürümüzün sesini duymak istiyorsanız, milli benliğimizi gerçek saflığı ile yaşamak istiyorsanız; ozanların yatağı, destanların, türkülerin kaynağı köylerimize gideceksiniz, köyü tanıyacaksınız.
Şöyle diyor Bedri Rahmi Eyüboğlu bir şiirinde:
Şairim
Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası
Ayak seslerinden tanırım
Ne zaman bir köy türküsü duysam
Şairliğimden utanırım
Şairim
Şiirin gerçeğini köy türkülerimizde bulmuşum
Türkülerle yunmuş yıkanmış dilim
Onlarla ağlamış, onlarla gülmüşüm.
"Kentlerin puslu ve gürültülü havasından kaçıp köye ulaştığımızda yeşile, güzele ve rahatlığa kavuşuruz. Çiçekli vadilerde, yeşil ovalarda, buzlu pınarlı yaylalarda çalışan, üreten genç, yaşlı, kadın, erkek köylülerimiz... Şafakta uyanıp gün boyu çalışan, tenleri yanık, elleri nasırlı insanlarımız... Onların daha mutlu olması, toprakla verdikleri savaşta daha çok kazanmaları için köye bilim ve teknik götürmek, onları eğitmek devletin başlıca görevi. Üniversiteli gençler, özellikle ziraatçılar köye olan borçlarını asla unutmamalıdır."
Yukarıdaki sözler, Prof. Dr. Reşit Sönmez'e ait. Tüm yaşamını araştırmaya, Türk koyunculuğunun gelişimine adayan, hayvancılığımıza çok önemli katkılarda bulunmuş bir bilim adamı Reşit Sönmez. ama "idealist bir bilim adamı". Hani şu parayı, pulu bir kenara itip tüm hayatını bir ideal uğruna yaşayanlardan. Evet, hayatının 45 yılını, Türk koyunculuğuna 4 yeni ve çok verimli koyun ırkı armağan eden çalışmaları yaparak geçirmiş bir kişi Reşit Hoca. Kısacası, bu ülkenin yetiştirdiği ender değerlerden biri...
Bilime önem verilmezse
1989'da emekli olmasına rağmen çalışmalarından vazgeçmedi Reşit Hoca. Kendi deyimiyle "hala ortalıklarda". Bir kenara çekilip emekliliğin tadını çıkarma yanlısı değil. 1997 'ye kadar İzmir, Gönen ve Tekirdağ arasında mekik dokuyarak melezleme çalışmaları yapmaya devam etti. Ancak daha sonra ayağındaki rahatsızlık yüzünden çiftliklere gidemedi ama üyesi olduğu çeşitli dernekler yoluyla yine insanlığa hizmet vermeyi sürdürdü. Boş durmayı hiç ama hiç sevmediği için ülke tarımının çıkmazdan kurtulması için gece gündüz kafa yordu. Düşüncelerini her fırsatta yazıya döktü, her toplantıda dile getirdi. Hiçbir maddi karşılık ülkeye hizmet verecek derecede "bilim aşığı".
Peki söyledikleri dikkate alınıyor, önerileri uygulanıyor mu? Bu sorunun yanıtı pek iç açıcı değil ne yazık ki. Hayvancılığımızdaki sorunlar da bu nedenle çözümlenemiyor ya zaten. Ve maalesef çözümlenemeyecek gibi. Yetkililer, bilimin sesine kulak tıkadıkları sürece... 
Gözden ırak, gönülden ırak kahramanlar
Dış ülkelerden verimli koyun ithal etmekle bir yere varılamayacağını düşünüyor Reşit Sönmez. Zira böyle davranmakla herşey bitmiş olmuyor. İthal edilen koyunun bizim ülkemizin havasına, suyuna, toprağına ve iklim koşullarına uyum sağlayıp sağlamayacağı çok önemli. Bitki konusu da aynen böyle tabii. Bu nedenle bitki ve hayvan ıslahına önem verilmesi, ülkemizde koşullarımıza uyumlu türler geliştirilmesi gerekiyor. Çalışmalarını bu mantık üzerine oturtan Reşit Hoca, bir ömür boyu büyük özveriyle çalışan kendisi gibi ziraatçıları şöyle tanımlıyor:
"Bitki ve hayvan ıslahı konusunda bunca kurumlarda insanlar çalışıp duruyor. Güç koşullarda, heyecanla ve özveri ile çalışmış bu meslektaşlarımızın yaşam öyküleri destan gibi!.. Ancak gözden ırak, gönülden ırak ve yazılmamış destanlar bunlar. Bir isim, bir numara ve bir tohum! Ya da yeni bir hayvan, yeni bir isim, hepsi o kadar!..
'Bir kitap okudum, hayatım değişti!' diyor romancı. Hayaller, kurgular ve romanlarda sergilenen çeşitli yaşam öyküleri. Ziraatçının romanı, hayal değil gerçek. İnsanlığı yücelten bir tutku ile mesleğine bağlanmış ve kırsal alanda yaşayan insanların mutluluğuna tüm yaşamını adamış ne insanlar geldi geçti ya da halen aramızda yaşamakta. Kimseden ödül beklemeden, kafasındaki düşüncenin yıllarca arkasından koşan, yorulmadan çalışan ve sonunda bu vatana güzel hediyeler sunan bu ziraatçılar, gerçekten birer kahramandır. Gelecek nesiller onların yaptıklarından yararlanacak ve onlarla övünecekler.
Ancak hemen ifade edelim, önümüzde o kadar çok yapacak iş var ki, Anadolu bizden o kadar çok hizmet bekliyor ki, bunun bilincinde olan genç ziraatçılar, bayrağı daha yükseklere asmak için koşmalı."
Köylünün tebessümü, araştırmacının ödülü
Ders kitapları dışında 2 adet de hayata dair kitap yazmış hocamız. Bunlardan biri "Köye Doğru", diğeri ise "Şafakta Uyananlar". Yine maddi gelir beklentisi taşımadan tabii. Öyle ki bastırdığı kitaplarının yarısını hediye etmiş insanlara. Az bir kısmı da iki gazete parasına öğrencilere satılmış. "Şafakta Uyananlar"ın 2. baskısının gelirini de "Tüm Ziraatçılar Dayanışma Derneği"ne bağışlamış.
Hocamız tarımla ilgilendiğine göre, "Şafakta Uyananlar" diyerek kimleri kastettiği ortada. ama dilerseniz bunu bir de kendisinden dinleyelim. Zira Reşit Hoca'nın anlatımıyla "şafakta uyanan o kişiler" bambaşka bir anlam kazanıyorlar sanki. Hiçbirimizin aklına gelmeyecek kadar:
"Şafakta uyananlar kimler? Gündüzün yorgunluğu ile gece erken yatan, sabah şafakla birlikte yatağından fırlayıp tarlaya, bahçeye, hayvanlara koşanlar, çiftçilerimiz, üretken insanlarımız ve hayatını onlara veren, onlar için çalışan, onlar için araştırma yapan, teknoloji geliştiren ziraatçılarımız...
Büyük kentlerin kalabalığında ve ışıklı caddelerde bu konular pek bilinmez. Topraktan üretilen herşeyden bol bol yararlanırız. Ancak oralardaki yaşamın güçlüklerinden pek haberimiz olmaz. Yıllarını tarımla ilgili araştırmalara veren bilim adamlarını kentlerde yaşayanlar pek bilmez. Ancak onların elde ettiği başarılı sonuçlardan yararlanan çiftçiler, onları saygı ile anar. Köylünün yüzündeki tebessüm, araştırmacının en büyük ödülüdür."
(Yeni Asır, Nisan 1998, Hazırlayan: Beyhan Kurtuluş Parlakyıldız, "Araştırmaya adanan bir ömür: Prof. Dr. Reşit Sönmez'in öyküsü")
Kalıcı Bağlantı Yorum (5) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
5 yorum yazılmıştır
Yazan:gulayce | Tarih: 20/4/2009Konu: iyi geceler
Yazan:ahmetde | Tarih: 12/4/2009merhabalar yeni haftanız güzelliklerle dolu geçer inşallah.iadeyi ziyarete geldim sayfam için yazdığınız iltifatlar için teşekkürler.ismimim manası gül bahçesi demek onun için sayfamı gül bahçesi yaptım beyenmeniz beni onurlandırdı arkadaşım sevgilerimi bırktım yine beklerim selamlar
Konu: Selam..
Yazan:yemekelisleri | Tarih: 12/4/2009Sayfanız çok güzel, dopdolu..Bende sizi tanımış olmaktan ötürü çok memnun oldum.. Bu konuda sizin deneyimlerinizden yararlanmak diğer blogcu arkadaşlar içinde çok önemli..Paylaşımlarınız içinde ayrıca çok teşekkürler..
29 Nisan Açlık ve Yoksullukla Mücadele günü etkinliklerinde Ulusumuzun blogcularınında uluslararası buetkinlikte yerini alması önemli.. Bu konuda dilerseniz linkdeki siteye üye olup banneri alıyorsunuz ve sayfanızda bu sitenin linkini ekliyorsunuz.. Sanırım öncelik bu olmalıdır.. Tanıtmadan, duyurmada sanırım bizler elçi rolünü üstlenmeli.. Yazarsanız sayfanızdaki yazıyı da bu siteden duyurabiliyorsunuz.. Ayrıntılarla ilgili bildiklerimizi paylaşırız.. Selam ve sevgilerimle..
Konu: selam
Yazan:orguNine | Tarih: 11/4/2009http://yemekelisleri.blogcu.com
adlı bloğumla TÜRKİYE BLOG ÖDÜLLERİ YARIŞMASINA katıldım.
http://2009.blogodulleri.com linkini tıklayarak kayıt olup TEFAL YEMEK BLOGLARI KATEGORİSİNDE GÖNÜLDEN GELEN TATLAR
adlı bloğuma oy verirseniz çok mutlu olurum.
Kısa bir kayıt işleminin ardından e-mailinize gelen onay kodunu yazarak oy kullanabilirsiniz.Hepinizin desteğini bekliyorum.. sevgilerimle
Konu: selam
Yazan:sihirlioklava | Tarih: 11/4/2009hayırlı akşamlar arkadaşım..
Konu: selam
Merhabalar…..
http://sihirlioklava.blogspot.com adlı bloğumla TÜRKİYE BLOG ÖDÜLLERİ YARIŞMASINA katıldım. http://2009.blogodulleri.com linkini tıklayarak kayıt olup TEFAL YEMEK BLOGLARI KATEGORİSİNDE
SİHİRLİ OKLAVA adlı bloğuma oy verirseniz çok mutlu olurum.
Kısa bir kayıt işleminin ardından e-mailinize gelen onay kodunu yazarak oy kullanabilirsiniz.Hepinizin desteğini bekliyorum..
Sevgiler…Saygılar….
