Ödüle giden çetrefilli yol

"Şehircilik" dizisinden beklerken, "yemek" dizisinden ödül aldım. Meğer işin püf noktası, siyasetten uzak durmak imiş! 

Yıl 1997... İzmir Gazetecilik Cemiyeti, "Gazetecilik Teşvik Yarışması" düzenliyor.  Araştırma Servisi'ndeki herkes, yazı dizilerinden birini seçip katılacak. Zaten serviste, bir elin parmakları kadar bile gazeteci yok, topu topu 3-4 kişiyiz. Diğerleri  benden 1 yıl önce gelmişler, dolayısıyla daha deneyimliler tabii ve yarışmaya göndermek üzere aralarından seçim yapabilecekleri en az birkaç yayımlanmış yazı dizisine sahipler. Benim ise henüz yalnızca bir tek yazı dizim var. O da "S.O.S .Otopark: Ege Sorunları - Dosya 1"... Yani katılırsam bu diziyle katılmak zorundayım. Seçme şansım yok ne yazık ki. Bunun yanısıra "katılmamak" gibi bir şansım da yok! Çünkü müdürümüz Ş. Bey öyle istiyor. Hepimiz mutlaka katılacağız...
Herkes bir yazı dizisini seçip düzenliyor, yarışmaya katılıyor. Ben de mecburen o güne dek yayımlanmış olan tek yazı dizim ile katılıyorum. Ne de olsa ilk yazı dizim, kesinlikle ödül beklentisi içinde değilim. Hatta buna ihtimal bile vermiyorum. Ta ki Genel Yayın Yönetmeni Yardımcısı G. Hanım, müdürüm Ş. Bey'e şöyle diyene kadar:
---- B.'nin "otopark" yazı dizisi jüride çok beğenildi. Çok iyi, kapsamlı, emek verilmiş  bir araştırma olduğunu konuştular üyeler aralarında. Kulaklarımla duydum yani. Kesin ödül geliyor bu diziden.
Ş. Bey bana G. Hanım'ın sözlerini iletiyor ve "Hadi, şimdiden tebrikler. G. Hanım dediyse doğrudur. Ödül cepte sayılır" diyor.

Image Hosted by ImageShack.us

Haber, araştırma servisi ve tüm haber merkezinde yayılmış bile. "Şu yeni gelen kız ödül alacakmış" diye fısıldaşıyorlar. Hatta henüz ortada fol yok, yumurta yokken tebrik etmeye başlıyorlar beni. İyice havaya girmişim artık. Girmek istemesem de onlar sokmuşlar. Hiç kaçarı yok. Ben ödül alacağım bu diziden. Ar-GE'deki diğer arkadaşlarım için (benden kıdemli oldukları halde) böyle bir beklenti yok. Ama ben mutlaka alacağım. Öyle diyorlar yani. Ne kadar da başarılıyım ben böyle !? Daha yeni başlamışım gazeteciliğe, bu konuda tahsilim bile yok ama ödülüm olacak işte! Çok emin bir kaynaktan aldık haberi, yanlış olamaz, ben ödül alacağım. Diğer arkadaşlarım belki alacak, belki almayacak ama habere bakılırsa ben kesin alacağım!!! Günler geçiyor. Ödüllerin açıklanmasını heyecanla bekliyoruz. Aslında diğerleri heyecanla bekliyor da benim heyecanlanmama gerek yok tabii, havada karada ödülü kaptım nasıl olsa!..

Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us

Bir sabah gazeteye gidiyorum. Derin bir sessizlik..  Sanki arkadaşlar birşey söylemeye çalışıyorlar da söyleyemiyorlar gibi. Ödüllerin açıklanmış olduğundan henüz haberim yok. Oturup işlerimle ilgilenmeye başlıyorum. Biraz sonra bir arkadaşım baklayı ağzından çıkarıveriyor nihayet: Ödüller açıklanmış, araştırma servisindeki diğer 3 aday ödül almış da ben alamamışım! Evet, benim yazı dizim ödül alamamış! Tamam, diğer arkadaşlarım benden daha önce girmişler gazeteye. Birkaç yazı dizisi arasından en iyisini yarışmaya gönderme şansına sahiptiler. Hem onlar daha deneyimli idiler benden. Bu durumda, onların alması benim de almamam çok doğal görünüyor ama... Hani ben kesin ödül alacaktım? Hani benim yazı dizim kaliteli, emek verilmiş, iyi bir araştırma idi? Hani jüri üyeleri böyle konuşmuşlardı aralarında? Otopark mafyasını bile gözetlemiştim bu dizi için. Ne oldu da jüri bana oy vermedi? Ne oldu, ne olmuş olabilir?

Aslında hiç hırslı bir kişi değilim ben. Ödül beklentisi içinde de değildim. Zira ilk yazı dizisinden ödül almak olacak şey değildi.  Ama G. Hanım öyle söyleyip beni beklenti içine sokunca... İster istemez hayal kırıklığına uğruyor, sesiz sedasız bir köşeye çekiliyorum. Dokunsalar ağlayacağım nerdeyse. Bir süre yalnız kalmak iyi gelecek gibi... Olmadı işte, başaramadım. Yeterince iyi değilim demek. Daha çok fırın ekmek yemem lazım. Seneye başarabilir miyim acaba? Belki seneye de alamam.  O  zaman da "Hadi kızım, senden gazeteci falan olmaz " diye kapının önüne koyarlar herhalde beni.  Çünkü burada ödül almak çok önemseniyor. İşin maddi yönü pek önemli değil. (1997 yılı için) Sadece 4 TL. gibi sembolik bir para ödülü var. Ama manevi yönü çok önemli. Uzun zaman ödül alamazsam, başarısız olduğuma karar verirler ve işimi kaybederim...

Evet, bir köşeye çekilip bunları düşünüyorum kendi kendime. Dalmış gitmişim. Derken arkadaşım Ö. yanıma gelip beni uyandırıyor:
---- Üzüldün değil mi?
---- Evet.
---- Biz ödül aldık ama sen alamadın diye.
---- Evet.
---- Çünkü sen bu işi yeterince iyi yapamadın ama biz yaptık?
---- Aynen öyle.
---- Bizim yazı dizilerimiz çok kaliteliydi de seninki değildi?
---- Yaaa, öyleymiş.
---- Ne de olsa biz senden daha deneyimliyiz?
---- Doğrudur.
---- Saçmalama! Öyle değil işte!
---- Nasıl yani?
---- Sebep bu değil diyorum! Aslında senin dizin de  ödül alacak kadar iyiydi!
---- Başka ne olabilir ki sebep?
---- Senin yazı dizinin "şehircilik" üzerine olması, yani "siyasi" olması  olabilir mesela.
---- Anlamadım?
---- Anlamıyor musun? Sen "şehircilik" üzerine yazdığın sürece ödül falan alamazsın ki. Çünkü ortaya "siyasi" yazılar çıkıyor o zaman. Belediye başkanının yaptığı işleri anlatırken, hem onu hem de partisini övmek zorunda kalıyorsun ki asıl sorun burda. Ne de olsa jüride o belediye başkanını ve partisini sevmeyen, hatta nefret eden birçok üye var. Ve bu üyeler, dünyanın en kaliteli yazı dizisini de yapsan asla sana oy vermezler. Dizinin sana gazete tarafından yaptırıldığını gözardı ediyorlar. Sanki senin kişisel siyasi tercihinmiş gibi algılıyorlar. Yaptığın araştırmaların ne kadar kapsamlı olduğu da önemini yitiriyor.
---- İyi ama beni buraya şehir plancısı olduğum için, siyasi şehircilik dizileri hazırlayayım diye aldılar. Öyleyse hiçbir zaman  ödül mödül alamam ben.
---- Hah işte, tam üstüne bastın! Alamazsın tabii. Bak, bizim dizilerimiz suya sabuna dokunmayan türden diziler. Şakır şakır ödül getiriyorlar. Ama siyasi dizilerle senin ödül alma şansın olmayacak.
---- Ne yapacağım o zaman ben? Demek seneye de alamayacağım.
---- Öyle susup oturursan alamazsın tabii.  Hemen kalkıyorsun, Ş. Bey'in yanına gidip şehircilik dizileri haricinde farklı türden diziler de hazırlamak istediğini söylüyorsun.
---- Olur mu ki?
---- Denemekle birşey kaybetmezsin. Hadi, hemen şimdi! Sıcağı sıcağına hallet bunu!

"S.O.S Otopark"ın yapamadığını, "Dünya Mutfakları" yaptı! 

Arkadaşım Ö.'ye göre; DYP'li belediye başkanı Dr. Burhan Özfatura'nın çalışmalarını tanıtmış olmak, bana pahalıya patlamış. Zira jüride Özfatura ve DYP'ye karşı kişiler mevcutmuş. Giderek  söyledikleri bana da mantıklı gelmeye başlıyor. 
 
Ö.'nün verdiği gazla, soluğu Ş. Bey'in odasında alıyorum. Aldığım darbenin etkisiyle cesaretimi toplamış durumdayım şu an. Öyle ki bir daha bunu söylemeye cüret edemeyebilirim. Ya şimdi konuşacağım ya da sonsuza kadar susacağım. Hemen konuya giriyorum. Benden istenen siyasi şehircilik dizilerini hazırlayacağımı, asıl işimin bu olduğunu bildiğimi ama artık bunların yanısıra farklı konularda da diziler hazırlamak istediğimi söylüyorum.
 
Aaaaa, o da ne! "Tamam" diyor.! "Tamam,  2 haftalık 'Dünya Mutfakları' nı sen hazırla öyleyse". İnanmıyorum, ne kadar da kolay oldu böyle, hemen kabul etti. "Dünya Mutfakları" nı ben hazırlayacağım. "Dünya Mutfakları"... Kulağa ne kadar da hoş geliyor. 2 haftalık yazı dizisi. Çoook zevkli olacak çoook. Bakalım Ö. haklı çıkacak mı. Seneye "Dünya Mutfakları" ile katılacağım yarışmaya. Yine ödül vermezlerse, Ö. yanılmış demektir. Göreceğiz...

Image Hosted by ImageShack.us
Oturan mavili hanım, "sihirliyazilar". 
Image Hosted by ImageShack.us

Ertesi yıl, yarışmaya "Dünya Mutfakları" ile katılıp "Gazetecilik Teşvik Ödülü"  alıyorum. Ö. haklıymış demek. Her işin bir raconu vardır ya, bu işin de raconu buymuş. Gerçi "Dünya Mutfakları"na da çok emek vermiştim ama "S.O.S. Otopark" için çok daha fazla yorulmuş, otopark mafyasına bile bulaşmıştım. Buna karşın ödülü, neredeyse yerimden pek fazla kalkmadan yazdığım !! "Dünya Mutfakları" getirdi. Demek ki yaptığın işi ne kadar kaliteli olduğu, o iş için ne kadar emek verdiğin bir yere kadar önemli oluyor. Beğeniliyorsun ama ödül alamıyorsun. Ödül için, başka birtakım fonksiyonları devreye sokman gerekiyor. Formül, jürinin huyuna gitmek, suya sabuna dokunmamak, siyasete bulaşmamak, jürideki çoğunluğun "gıcık" olduğu partiyi ve onun belediye başkanını tanıtmamak imiş!!! Haaa, tamam o zaman. Biz de oyunu kuralına göre oynarız bundan sonra, olur biter!..     
 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

13/6/2009 | Kategori:ANILAR| (15) Yorum yaz! Bağlantı


<<Önceki Sayfa |/|Sonraki Sayfa>>

Arkadaşına Gönder!

  1. () metekan 2009-06-27 18:24:39
    Konu: selam
    regaip kandilimiz...
    Ordumuza Yurdumuza
    Bölünmeyecek Vatanımıza
    İnmeyecek Bayrağımıza
    Dinmeyecek Ezanımıza
    Kutlu Olsun

    Bağlantı >

  2. () sihirliyazilar 2009-06-20 11:28:06
    Konu: orhankaradogan'a
    Bence de huzurdan önemli birşey yok Orhan Hocam. Bu tür yarış bana göre değildi aslında.

    Bağlantı >

  3. () metekan 2009-06-19 18:45:58
    Konu: hayırlı cumalar...
    Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
    "Allah katında günlerin efendisi Cuma dır. O kurban ve Ramazan bayramı günlerinden de faziletlidir. "

    Cuma gününde şu beş özellik vardır:

    1- Hz. Âdem o gün yaratıldı.

    2- O gün yeryüzüne indirildi.

    3- O gün vefat etti.

    4- O günde öyle bir an vardır ki, günah veya akrabalarla ilişkiyi kesme konularında olmamak şartıyla kul Allahü teâlâdan bir şey isterse Allahü teâlâ mutlaka onu verir.

    5- Kıyamet o gün kopacaktır. Allah a yakın hiç bir melek, hiçbir gök, hiçbir yer yoktur, hiçbir rüzgar, hiçbir dağ ve taş yoktur ki, Kıyametin kopmasına sahne olacağı için Cuma gününün heybetinden korkmasın.)

    [Buhari, İ. Ahmed]

    Cumanız Mübarek Olsun...

    Bağlantı >

  4. () orhankaradogan 2009-06-19 11:47:45
    Konu: En büyük ödül HUZUR !
    İlginç ve önemli bir anınızı daha zevkle okudum.

    Çalışan ve üretenlerin doğal hakkı ödül almak, takdir edilmek.
    Ben şahsen en büyük ödülün vicdani huzur ve emekle ortaya çıkan eser olduğuna inanıyorum.

    Maalesef ülkemizdeki bu çarpık kriterler sonucu emeğin, alınterinin, göznurunun değeri kalmadı.

    Kendi işiniz olup da bu taktiği uygulasaydınız azıcık alınırdım.

    Çalışma azminizi bir kere daha yürekten kutluyor, selam sevgi ve saygılar sunuorum.

    Bağlantı >

  5. () sihirliyazilar 2009-06-17 23:58:59
    Konu: ahmetde'ye
    Ne güzel ifadeleriniz var Ahmet Bey. "Suya sabuna dokunmamak sıradanlaştırır; koroya solo olabilmek gerek.." gibi. Haklısınız da şartlar bizi sürünün koyunlarından biri olmaya itti maalesef.:(

    Bağlantı >

  6. () ahmetde 2009-06-17 15:59:27
    Konu: Selamlar..
    Sorunlara yaklaşımlarımız henüz çok prematür.. Araştırma emek verme farkında olmadığımız konuların gündeme alınması böyle sümenaltı olunca yel değirmenleriyle savaşmak gibi.. Yinede resmi otoriteyi zorlayacak yazı dizilerini hazırlamanız
    sizi diğerlerinden farklı kılacaktır.. Suya sabuna dokunmamak sıradanlaştırır, silikleştirir.. Koroya solo olabilmek, branşınızda karşılaşılan düğümlere neşter atmanın bir yolu bulunmalı!!
    Evrensel kriterler, objektif değerlendirmeler sağlıklı olmayınca gelişmemizin sorgulanması anlamsız kalıyor..

    Bağlantı >

  7. () sihirliyazilar 2009-06-17 14:08:01
    Konu: Hakan-Can'a
    Teşekkürler. Güzel bir noktaya değinmişsin. O "su" ve "sabun"un da lazım olacağı zamanlar var oysa.

    Bağlantı >

  8. () http://hakan-can.blogspot.com/ 2009-06-17 01:27:59
    Konu: İyi geceler....
    Merhaba Sihirliyazılar...
    Şu hayat ne garip değil mi ?
    Suya sbuna dokunmadığın müddetçe sana bütün yolları açıveriyor,oysaki bilmezler ki bazen insan elindeki kiri lekeyi o su ve sabunla yıkamak zorunda kalır...

    Saygılar,sevgiler...

    Bağlantı >

  9. () sihirliyazilar 2009-06-17 01:05:09
    Konu: jadore ve zuzu888'e
    Teşekkürler. İş hayatı, tamamen oyunlara ve kurallara göre dönüyor zaten. Herhalde her sektörde böyledir.

    Bağlantı >

  10. () jadore 2009-06-16 21:24:45
    Konu: Merhaba...

    Etliye, sütlüye karışmadan... Kimsenin kuyruğuna basmadan :)
    Kuralına göre oyunlar... Ne yazık ki düzen böyle değil mi...

    Sevgiler...

    Bağlantı >

  11. () zuzu888 2009-06-16 16:19:22
    Konu: A.S arkadaşım...
    Evet bende Gülnisa'nın diğer aylarını sabırsızlıkla bekliyorum çünkü bu yememe olayı beni çok üzüyor biraz büyürse yer dediler. Gülnisa birde ilk doğduğunda görseydiniz onun için neler yaptı arkadaşlar neler sanki çocukları-kardeşleri yeğenleri olmuş gibi sevindiler ve bunu ben çok rahat hissetmiştim. Ayrıca Dünya mutfakları ödülü harika ne diim ben mutfakta eşimden bile ödül alamıyom bazen :((
    yemek konusunda çok bişey yapamıyorum özendikçe dahada batıyorum özenmesem acele yapsam daha güzel oluyor :)) Sevgilerimle....

    Bağlantı >

  12. () sihirliyazilar 2009-06-15 11:19:12
    Konu: kapalikapilar'a
    "S.O.S. Otopark"la alamadım ama "Dünya Mutfakları" ile aldım sevgili kapalikapilar. Sonuçta ödül aldım ama işin komik tarafı "S.O.S. Otopark", daha fazla emek verdiğim bir dizi idi. Bu çelişkiye dikkat çekmek istedim.

    Bağlantı >

  13. () kapalikapilar 2009-06-15 01:24:42
    Konu: selamlar
    Ödülü alamamana üzüldüm...
    Zaten memleketimizde başarı emek olsaydı o zaman süper bir devlet olurduk...
    Ülkemde başarı demek , yalakalık,çanak yalayıcığı kaypaklık kıyakçılık olduğu için böyleyiz...
    Olsun varsı sizin gözünüzde başarılı iseniz gerisi boş derim...
    saygılarımla

    Bağlantı >

  14. () sihirliyazilar 2009-06-14 23:39:26
    Konu: suinci'ye
    Evet, dediğin gibi, işler böyle ilerliyor canım. Öğrendikçe, bu garip düzenin bir parçası oluyorsun mecburen.

    Bağlantı >

  15. () suinci 2009-06-14 22:35:49
    Konu: gülermisin ağlarmısın
    işler böyle ilerliyor malesef.buda insan olmanın başka yüzü sanırım.

    Bağlantı >

Sihirli Yazılar

Son Yazılar

Kategoriler

Bağlantılar

GetRank - Webmaster and Seo Tools