31/5/2009 · Kategori: ARASTIRMAYA ADANAN BIR OMUR

Kuzu melemesi, yaşamın en tatlı nağmesi... (Prof. Dr. Reşit Sönmez'in öyküsü)

---Uzunca bir aradan sonra, Reşit Sönmez yazı dizisine devam ediyorum---

Reşit Sönmez'in yarattığı ırklar, yerlilerin aşağı yukarı 2 katı ağırlıkta. Et, süt ve yün verimlilikleri de katbekat fazla. Buna göre, "dev cüsseli" koyunlar geliştirdiğini söylemek mümkün.

Prof. Dr. Reşit Sönmez, koyun ırklarını, her biri 25-30 yıl süren melezleme çalışmaları sonucu geliştirmeyi başardı. Geliştirdiği koyunların öyküleri kısaca şöyle:

* Batı Anadolu'da   yaygın larak bulunan ince kuyruklu Kıvırcık koyunu ile Almanya'dan getirttiği Doğu Friz koyununu çiftleştirdi. Bunun sonucunda "Tahirova koyunu" ortaya çıktı.  Böylelikle süt, et ve yün verimi artan bu koyun Marmara Bölgesi'nde üretildi. Bugünkü sayısı 500.000 ile 700.000 arasında tahmin ediliyor.

Sönmez ırkının oluşumu

* Tahirova koyunu, Ege Bölgesi'nin sıcak iklimine karşı pek dayanıklı değil. Bu nedenle Tahirova koyunu ile Çeşme'de yetişen, sıcağa dayanıklı Sakız koyununu çiftleştirdi. Bunun sonucunda "Sönmez koyunu" oluştu.

* Denizli-Burdur yöresinde yetişen yağlı kuyruklu Dağlıç koyunu ile Urfa Ceylanpınar'da yetişen İvesi koyununu çiftleştirdi. Ortaya çıkan melezi de Almanya'dan getirttiği Doğu Friz koyunu ile melezledi. Böylece "Acıpayam koyunu"nu geliştirmiş oldu.  

* Kıvırcık ve Doğu Friz koyunları, Doğu Friz kanının biraz düşük tutulması suretiyle çiftleştirildiğinde "Türkgeldi koyunu" ortaya çıktı. Doğu Friz kanı, Trakya bölgesi'ne uyum sağlaması amacıyla düşük tutuldu.

Menemen koyunu

* 15-20 yıldır sürdürülen bir diğer çalışma ise "Menemen koyunu". Bu koyun da Tahirova koyunu ile Fransızlar'ın "İl De France" adlı koyunlarının çiftleştirilmesi ile elde edildi.

Sonuç olarak; Reşit Hoca'nın özverili çabalarıyla geliştirilen yeni ırkler köylünün yüzünü güldürüyor. Çünkü eskiden köylünün elindeki yerli kuzu 18-20 kg.,  koyun 30-35 kg., koç 50-60 kg. geliyordu. Bu yeni ırklarda ise kuzu 30-35 kg., koyun 60-70 kg., koç 100-120 kg. geliyor. Kısacası hayvan ağırlıkları yaklaşık 2 katına çıkmış durumda!..

Image Hosted by ImageShack.us
Reşit Sönmez, (solda), iri cüsseli bir Sönmez koçu ile birlikte.  Resim net olmasa da, koçun iriliğini gösterebilmek için kullandım.

Bugün Reşit Hoca'nın biraz da şairlik yönünden bahsedeceğim. Pek çok kişi gibi o da zaman zaman duygularını şiire dökmüş gençlik yıllarında... 18 yaşındayken çektirdiği bir fotoğrafın arkasına, bakın neler yazmış:

Şu günler gelip geçer
Nihayet ömür biter
Bir gün fani oluruz
Belki unutuluruz

Böyle geride kalır
Bazı sönük hayaller
Açıp bakanlara bizi
Herhalde hatırlatır


Reşit Hoca o günlerde sadece fotoğraflardan hatırlanacağını düşünüyormuş ama bugün durum farklı. TÜBİTAK desteğinde yaptığı çalışmalarla çoktan bilimsel araştırma tarihimize geçmiş durumda. Ayrıca pek çok köyde ve çiftlikte de sürekli hayır dualarıyla anılıyor.

Yaylalarda ve dağlarda geçen günlerini hatırladıkça hep duygulanan Hocamız, köylü için de bir şiir yazmış:

Doruklarında yaylalar
Çiçek denizi dağlar
Sessiz, temiz ve dikbaşlı.

Herkesin, bir aşkı bir de umudu
Çobanın da gönlünde koyunları var,
Çal kavalını ey mutlu çoban
Kuzular, analar seni dinlesin
Yankılar yapsın dağlarda sesin.

Kuşların yuvası kayalıklar
Ve berrak sularda oynaşan
Mavi kırmızı benekli
Alabalıklar.

Çiçeklerin dudağında taze bal
Ve kucaklaşan arılar.
Karlı tepelerin eteğinde
Buzlu pınarlar.

Etimizi, sütümüzü üreten
Ve elinde tırpan
Kış için ot biçen
Gönlünde tek sevgili, vatan!
Bizim köylümüz...


Image Hosted by ImageShack.us
Söyleşimizin bu noktasında, 45 yıllık meslek yaşamının bir değerlendirmesini yapmasını istiyorum Reşit Hoca'dan. Rektörlük ve dekanlık gibi görevlerden fazla hoşlanmadığını söylüyor. Gösterişli araçlarla asfalt yollarda gidip gelmekten, protokolden değil, kırsal alandaki çalışmalardan zevk almış ömrü boyunca. Her verilişinde, o gibi görevleri bitirmek için gün saymış ve bir daha talip olmamış "makam"lara...

Siyah Mercedes'leri bir yana bırakıp keten elbise ile koyun sürülerinin içine dalacağı günleri iple çekmiş. Kuzu melemesi, onun için yaşamın en tatlı nağmesi olmuş. Hep böyle düşünmüş,  böyle yaşamış. Öğrencilerini sevmiş ve öğretmekten zevk almış.

Zaman ilerlemiş; doğanın değişmez yasaları gereğini yerine getirmiş. Artık yılların izleri, alın çizgilerinden okunur hale gelmiş.

"Kimse zamanı durduramaz ve kadere karşı koyamaz. Ölümsüz olsaydık, yaşamın hiçbir anlamı olmazdı. İnsan ömrü, doğumla ölüm arasında sınırlı, kısıtlı ve sayılı günlerden oluşan kısa bir dönemdir. Önemli olan; onurlu, mutlu ve topluma hizmet vermenin sevinci ile dolu bir yaşam sürmektir." diyor.

Elbette bu konuda da bir şiiri var:

Mavi deniz göz kırpar yeşil çamlara
Kuşlar cıvıldaşır, kuzular meler
Neden sitemler hep aynalara
Yaşanarak geçti bunca seneler

Nerde eski günler, güzel şarkılar
Nerde çocukluğum, nerde gençliğim
Şimdi gönüllerde tatlı anılar
Ak saçlarımda bir tarih yatar.


Image Hosted by ImageShack.us

"Kitabımda memleket ilmi yok mu?"

Reşit Hoca'nın 1-2 anısı ile bitirmek istiyorum bugünkü bölümümüzü. İlki, 1968 yılına ait bir anı:
"68 Kuşağı" öğrencileri ve öğretmenler, Ege Üniversitesi anfisinde toplanmıştır. Okul sorunları konuşulurken, konu zaman zaman siyasete çekilmektedir. Derken öğrencilerden biri uluorta, "Hocalarımız hep tercüme kitap yazıyor. Nerde bu memleketin ilmi?" deyiverir. Bunun üzerine Reşit Hoca öğrenciye "Sen hangi fakültenin hangi bölümündensin?" diye sorar.
Öğrenci "Ziraat Fakültesi, Zootekni Bölümü'ndenim" diye yanıt verince Hoca, "Peki ama seni sınıftan niçin tanımıyorum!" der.
Öğrenci, çalışarak okumak zorunda olduğunu belirtip okula sürekli gelemediğinden söz eder. Reşit Hoca,  "Kabul ama kitabımı da mı görmedin? Orda memleket ilmi var mı yok mu?" diye sorar. Öğrenci boynunu büküp özür dileyerek yerine oturur...  

***
Image Hosted by ImageShack.us

Teksas şivesinin ettiği...

2. anımız ise  Teksas'tan. Reşit Hoca, doktorasını yaptıktan sonra, 1955 yılında gittiği Amerika'da koyunculuk çalışmalarına devam eder. Bir ara Teksas'ta, daha sonra Wioming'de çalışır. Hoca'nın, ailesinin götüremediği için yalnız gittiği bu seyahatlar sırasında başından ilginç bazı olaylar geçer tabii.  İşte o günlere ait komik bir anısı:

"Amerika'da, farklı eyaletlerde farklı şivelerle konuşuluyor. Özellikle Teksas şivesi hepsinden alem. Teksas'taki bir çiftliğe 3 gün misafir olacaktım. 35 yaşındayım. Çiftlik sahibi ise 65 yaşında, sürekli ağzında pipoyla dolaşan bir adam. Zaten Teksas şivesini anlayamıyorum. Adam, ağzından düşürmediği piposuyla iyice anlaşılmaz oluyor. Bir gün beni çiftlikte dolaştırıyor. Koyunlarını, merayı gösteriyor; bir yandan da anlatıyor. Ben, anlamadığım yerlerde bile bozuntuya vermemek için "That's good, very nice, very good (İyi, çok iyi)" gibi sözler söylüyorum.
Yine bir laflar geveledi. "Oh, very nice (Oo, çok iyi)" deyince birden pipoyu ağzından çekti ve "What is nice? My sheep died! (Neresi güzel? Koyunlarım öldü!" demez mi!.. Meğer adam bana "Çok kurak oldu, yem kıtlığı başgösterdi, açlıktan koyunlarım öldü" diyormuş!..

(Yeni Asır,  Nisan 1998, Hazırlayan: Beyhan Kurtuluş Parlakyıldız, "Araştırmaya adanan bir ömür: Prof. Dr. Reşit Sönmez'in öyküsü" )      

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (5) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

5 yorum yazılmıştır

Yazan:fikiredin | Tarih: 7/6/2009
Konu: tesekkurler

guzzel bır yazı olmus tesekkurler

Bağlantı »

Yazan:sihirliyazilar | Tarih: 3/6/2009
Konu: zuzu888'e

Hep böyle gülmeni dilerim. Ziyaret ve yorumun için sağol canım.

Bağlantı »

Yazan:zuzu888 | Tarih: 2/6/2009
Konu: Tşk... :)))

PAYLAŞIM İÇİN TŞK AYRICA KUZU ÇEVİRMEYE ÇOK GÜLDÜM :)))

Bağlantı »

Yazan:sihirliyazilar | Tarih: 2/6/2009
Konu: turkkadinlari'na

Milletçe gülmeye ihtiyacımız var. Seni bir parçacık güldürebildiysem ne mutlu bana arkadaşım. Ayrıca, anılara devam etmemi istemişsin. Ederim tabii canımın içi, yorumların için teşekkürler.

Bağlantı »

Yazan:turkkadinlari | Tarih: 2/6/2009
Konu: Çok iyiydi

O da aynen ben gibi çeviri yapıyormuş ay yine çok güldüm vallahi. Tuttuğun altın olsun be ya Hu!

Bağlantı »

« Önceki :: Sonraki »