Ege'de yaşanmış ilginç olaylar - 2.bölüm
Şeref Üsküp'ün bana aktardığı kadarıyla, Ege'de yaşanmış ilginç olayları sizlerle paylaşmaya devam ediyorum. Unutmadan; gerek bu olayları gerekse Ege ve efelik kültürü üzerine geniş bilgiyi Şeref Üsküp'ün kitaplarında ayrıntılı olarak bulabileceğinizi bir kez daha hatırlatmak istiyorum:
Sart Kralı'nın hazin sonu
Tarihin babası Herodot'un her yazdığı gerçek miydi?
* 2500 yıl öncesinin ünlü tarihçisi Herodot'un rivayetine göre;
Karısına büyük bir aşkla bağlı olan Sart Kralı, onun güzelliğinin dünyada bir eşi benzeri daha olmadığına o kadar inanıyordu ki, Kumandan Giges'e, kraliçenin çıplak vücudunu görmesi ve bu durumu doğrulaması için baskı yaptı. Önce bunu reddeden Kumandan, daha sonra Kral'a karşı çıkamayarak kabul etti. Kral, Kumandan'ı yatak odasına saklayarak, Kraliçe'nin soyunarak yatağa girişini seyretmesini sağladı. Kraliçe durumun farkına vardıysa da ses çıkarmadı. Ertesi gün Kumandan'ı huzuruna çağırarak "Bir kadını 2 erkek çıplak göremez. Bu durumda, ya seni öldürteceğim ya da sen Kral'ı öldürerek hem bana hem de tahta sahip olacaksın. Başka şansın yok" dedi. Eee, ne yapsın zavallı (!?) Kumandancık, tabii ki 1. şıkkı seçti. Kraliçe'nin de yardımıyla Kral'ı öldürerek Kral oldu ve 30 yıl boyunca Kraliçe ile beraber saltanat sürdü.
Şeref Üsküp, her ne kadar Herodot'un her yazdığı doğru olmasa da bunun büyük ihtimalle doğru olduğunu düşünüyordu ama bana biraz hayal ürünü gibi geldi. Hangi koca, karısının vücudunu başkasına seyrettirir? Ya da Kraliçe, kendisine bu kadar aşık kocasını niye öldürtür? Ancak Kumandan'a aşık ise... Kimbilir?..
Minicik koç heykelinin yarattığı heyecan
* 1956'da, Avusturyalı arkeologlar, Artemis tapınağında, avuç içi kadar bir koç heykelciği bulunca büyük heyecana kapıldılar. Zira M.Ö. 7. yüzyıla ait olan bu fildişinden heykelcik, Efes'in o yüzyıllarda bile kültür düzeyinin yüksekliğinin bir kanıtı idi.
Fessiz dolaşmak ayıp sayılıyordu
Halit Ziya Uşaklıgil
* "Aşk-ı Memnu" adlı televizyon dizisinin aynı adlı romandan uyarlandığını, bu romanın yazarının da Halit Ziya Uşaklıgil olduğunu bilmeyen yoktur. İşte İzmir'in ilk dergisi ve ilk Türkçe gazetesi de Halit Ziya sayesinde çıkarılmıştı.
1884'de Halit Ziya Uşaklıgil, Bıçakçızade Hakkı Bey ve Tevfik Nevzat, İzmir'in ilk dergisini çıkartmak üzere biraraya geldiler. Geldiler gelmesine de, "Nevruz" adındaki bu derginin yönetim bürosunda, Bıçakçızade Hakkı Bey ile Hali Ziya Uşaklıgil sürekli tartışıyorlardı. Bir gün, yine böyle bir tartışma sonrasında, Halit Ziya fesini büroda unutarak dışarı çıktı. O devirde başı açık dolaşmak ayıp sayıldığından, durumun farkına vardığında utancından yerin dibine geçti. O kadar ki, bu olayı unutamayarak Bıçakçızade'nin, İzmir'de çıkarılacak ilk Türkçe gazete olan "Hizmet" gazetesinde görev almasını istemedi.
Kovboy, deveye kement atamayınca...
* Sultan II. Mahmut döneminde, Türk tersanelerinde görevli Amerikalı gemi mühendisleri "deve"yi görüp tanıdılar. Askeri taşımacılıkta kullanmak üzere Sultan'dan deve istediler. Sultan, 70 adet deveyi, bakıcıları ile birlikte İzmir Limanı'ndan gemiye bindirerek Amerika'ya gönderdi.
Ne develer Amerika'ya uyum sağlamayı başarabildiler ne de kovboylar develere kement atmayı. :)) Böylece bu deve işi yattı.
Sabıkalı kedi!
* Şeref Üsküp'ün Muvakkar Özman adlı bir arkadaşı, evinin bahçesindeki kümeste 10 adet kadar piliç besliyordu. Bir sabah, piliçlerden birinin eksildiğini farketti. Birkaç gün sonra birinin daha... Piliçleri şarapçıların çaldığından emin olarak karakola gittiğinde şok geçirecekti neredeyse! Zira karakol amirine göre, piliçleri çalan bir kedi idi! Hatta o kadar çok suç işlemişti ki kedi için bir suç dosyası açmışlardı!
Bunun üzerine Muvakkar Bey bir gece pusuya yatarak, bütün gece boyunca kedinin gelmesini bekledi. Geldiğinde onu tabancasıyla vuracaktı. Sonunda kedi geldi ve Muvakkar Bey nişan alarak onu vurdu. Kedi, yaralı haliyle kaçacağına, vahşi bakışlarla Muvakkar Bey'in beklediği pencereye yöneldi. Hışımla pencereye atladı ama korkan Muvakkar Bey tam zamanında pencere camını aşağı çekmeyi başardı. Yere düşen kedi, bahçe duvarından atlayıp kaçtı. Muvakkar Bey, polis ve bekçi ile birlikte yaralı kediyi aradıysa da bulamadı. Kedi, bir daha hiç gözükmedi. Böylece sabıka dosyası da kapandı!
Konak Meydanı'nda sallandırılan idam mahkumları!!!
İzmir'deki Konak Meydanı ve ünlü Saat Kulesi
Şeref Üsküp, eskiden bütün idam mahkumlarının, ibret olsun diye Konak Meydanı'nda idam edildiğini söylemişti. Ve son 2 tanesine bizzat şahit olmuş!..
1941 yılında bir sabah, henüz Lise 2 öğrencisi iken, okula gitmek üzere Konak Meydanı'ndaki otobür durağına geldiğinde bir de ne görsün! Bir sehpa ve üzerinde sallanan bir idamlık! Doğal olarak korkmuş ve bu sahneyi günlerce aklından silmeyi başaramamış.
1942 yılında, yine bir sabah, Konak Meydanı'ndaki meşhur Saat Kulesi önünde, beyaz gömlek giydirilmiş bir idam mahkumunun sallandığını görmüş.
Hani derler ya, "Sallandıracaksın bunlardan bir-iki tanesini meydanda, bakalım bir daha yapabiliyorlar mı" diye! Aynen öyle yani!..
Güzel İzmir'im, Konak Meydanı'm, Saat Kule'm, bir de rahmetli Şeref Bey'im, nelere şahit olmuşlar meğer. İyi ki o günlere yetişmedim de ben de şahit olmak zorunda kalmadım...
13/8/2009 | Kategori:EGE'DE ILGINC OLAYLAR| (7) Yorum yaz! Bağlantı
<<Önceki Sayfa |/|Sonraki Sayfa>>