Çılgın projeler: İnsan klonlama ve ebedi gençlik









Klonlamanın bilimsel bir gerçek mi yoksa Tanrı'nın işine karışmak mı olduğu tartışmaları daha uzun yıllar süreceğe benziyor.

Yakın bir geçmişe kadar, ABD'deki Massachusetts Üniversitesi'nde insanın hayallerini zorlayacak türden çalışmalar yürütülüyordu.  NASA'nın büyük desteğini gören bu araştırmaların en ütopik olanı ise insanın fabrikada üretilebilecek hale getirilmesi projesiydi.

İnsan bedeninin fabrikasyon hale getirilebileceğini iddia eden bu araştırmaların temeli, plastik polimer zincirinin canlı doku hücrelerinin içine yerleştirilmesine dayanıyordu. Plastiği yiyerek bölünmeye başlayan bu hücreler, gelişip bir organ haline dönüşünceye kadar mekanik polimer besini kullanacak, daha sonra ise doğal ortamlarına dönüş yapacaklardı.  

Aynı üniversitenin Kimya Mühendisliği bölümünde yürütülen çalışmalardan birisi de yapay ana rahmi oluşturulmasını öngörüyordu. Buna göre bebekler ana rahminde büyümek zorunda kalmayacaklar, böylece anneler doğum sancısı veya ölüm tehlikesi atlatmadan bebek sahibi olabileceklerdi. Kürtaj ise tarihe karışacaktı.

Bilindiği gibi bu tür genetik çalışmalara "klonlama" deniyor. Temelde klonlama, herhangi bir şeyin aynısının kopyalanması anlamına geliyor. Genetikte klonlama deyince, DNA'nın bir bölümünün, genellikle de bir genin kopyasını oluşturmak için kullanılan yöntemler akla geliyor.  "Klon" ise tek bir bireyden eşeysiz üreme yoluyla üretilmiş, genetik yapısı birbiriyle tamamen aynı olan canlı topluluğu anlamına gelen bir terim. Klonlamada genellikle "çekirdek transferi yöntemi" kullanılıyor. Bu yöntemde önce bir canlıdan yumurta hücresi alınır ve çıkartılır; daha sonra yine aynı canlıdan ya da aynı türdeki başka bir canlıdan alınan herhangi bir vücut hücresi çekirdeği, laboratuvar ortamında bu yumurta hücresine naklediliyor. Nakil başarılı olursa, bu yeni hücreye hafif bir elektrik şoku verilmek suretiyle hücre bölünmeye zorlanıyor. Bir kez bölünen hücre bölünmeye devam ediyor. Bu aşamadan sonra, anne rahmine yerleştirilen embriyonun doğması bekleniyor. Sonuç olarak, genetik bilgiler yani DNA çekirdekte saklandığından doğan yeni birey, hücre çekirdeği kullanılan bireyle aynı genetik özelliklere sahip olacaktır.  

 

İlk kez 5 Temmuz 1997'de, yaşlı bir koyundan alınan gövde hücreleri ile "Dolly" adı verilen bir kuzu klonlandı. İskoçya-Edinburgh'daki Roslin Enstitüsü'nde Ian Wilmut ve ekibi tarafından gerçekleştirilen bu klonlama sayesinde dünyaya gelen Dolly, 6 yaşına kadar yaşamayı ve yavrular doğurmayı başardı. Gerçi bu başarı hiç de kolay elde edilmemişti. Zira deneyde 277 adet yumurta hücresi kullanılmış, bunların yalnızca 29'u bölünme aşamasını tamamlayabilmiş, bu yumurtaların rahimlerine yerleştirildiği koyunların 13'ü gebe kalabilmiş ve üstelik bunlardan da sadece 1 tanesi canlı doğum yapabilmişti. İşte sözkonusu canlı doğum da Dolly idi. Yine de bu önemli bir başarıydı kuşkusuz. Ancak hala bazı önemli sorunlar vardı:  Asıl amaç hastalıkları tedavi etmek olduğu halde, Dolly normalden çok daha kilolu ve yaşlı görünüşlü bir kuzuydu. Üstelik normal koyunlar 10-20 yıl kadar yaşadıkları halde Dolly'nin ömrü çok daha kısa olmuştu. Bu da akla şu soruyu getiriyordu: Klonlama mı yoksa hücrenin yaşlı bir koyundan alınmış olması mı Dolly'nin ömrünü kısaltmıştı?

Bilim adamları, klonlanan hayvanlarda yavaş gelişme, kalp sorunları ve zayıf bağışıklık sistemi görüldüğünü belirttiler.  Bu nedenle, insan klonlamada büyük sorunlar çıkacağından endişe etmeye başladılar. Zira belki de klonlanan insanlar zayıf bağışıklık sistemi veya eksik organlarla doğacaklardı. Dolayısıyla insan klonlamanın etnik ve dini boyutu ciddi şekilde tartışılmaya başlandı. Bazı bilim adamları insan klonlamanın çok büyük bir devrim, önemli bir gelişme olduğunu ileri sürerlerken, bazıları da Tanrı'nın işine karışmanın, Tanrı rolüne soyunmanın yersiz ve tehlikeli oluşundan söz ettiler. Ve nihayet ABD'de 1998'de, Clinton yönetimi sırasında yasaklandı. Bugün için insan klonlama Avrupa'nın da birçok ülkesinde yasak. Ancak Dolly'nin doğumundan sonra, bütün yasaklara rağmen, bazı bilim adamları tarafından insan klonlama çalışmaları sürdürüldü ve 26 Kasım 2001'de Advanced Cell Technology (ACT) adlı firmadan ilk klonlanmış insan embriyosu haberi geldi. Bu deneyde 19 yumurta hücresi kullanılmış, bunların ancak 3'ü bölünme aşamasına gelebilmiş ve bunların 2'si 4,  1'i de 6 hücre oluşturduktan sonra ölmüştü.  Henüz ortada büyük bir başarı olmasa da bu açıklama elbette büyük ses getirdi. Klonlama çalışmalarına devam etmek konusunda ısrarlı olan bilim adamları, bu çalışmaları dünyaya yeni bireyler getirmek için değil de sadece tedavi amaçlı kök hücreleri üretmek için sürdürdüklerini öne sürüyorlar.  Ancak kök hücre elde etmek için embriyonun öldürülmesi gerekiyor ki bu da ahlaki açıdan ne derece doğru?  

Klonlama sözkonusu olduğunda akla birçok soru geliyor. Örneğin,
* Onaylarını dahi almadan cinsleri araştırma deneği yapmaya, onların doğal genetik miraslarını değiştirmeye hakkımız var mı?
* Gelişmiş ülkelerde yasaklanan klonlama çalışmalarının geri kalmış ülkelerde sürdürülmesi, bilimi emperyalizmin hizmetine sunmaz mı?
* Doğacak çocuğun cinsiyetini seçmek suretiyle üremeye müdahale etmek, doğadaki erkek-dişi dengesini bozmak nereye kadar doğru?
* Klonlama yüzünden genetik çeşitliliğin önlenmesi sorun yaratmaz mı?
* Kopyalama çalışmalarını neden özellikle ilaç ve hayvancılık sektörleri finanse ediyor?

Ebedi gençlik ve 130 yıllık ömür



Yaşlanmak, hemen hemen her insanın korkulu kabusu. Gençlik aşıları, botoks, estetik cerrahiyle gerdirilen ciltler, cinsel gücü arttırıcı ilaçlar hep bu kabusun parçaları değil mi?

Bilim adamları, yakın bir gelecekte yaşlanmak gibi bir problemin kalmayacağını önemle vurguluyorlar. Yaşlı bir insandan alınacak deri hücresiyle genç ve diri bir deri oluşturmanın insanları gençleştirebileceği açıklandıktan sonra, en çok merak edilen konu bu oldu. Ayrıca ABD'nin Palm Springs şehrinde (California), Dr. Edmund Chein, hormon takviyesiyle yaşlanmayı geciktirerek 130 yıllık bir ömür vaadediyor. "Total Hormone Replacement Therapy" adı verilen bu tedavi yönteminde, hastalara HGH büyüme hormonu da dahil olmak üzere 9 hormondan oluşan bir kokteyl enjekte ediliyor. Bunun sonucunda hastalarda hem gençleşme hem de cinsel performansta artış görüldüğü öne sürülüyor. Ancak Dr. Chein'in bu hormon takviyesi yöntemi, kansere davetiye çıkarması bakımından düşündürücü. Zira büyüme hormonunun fazlası kansere neden olabiliyor. Bunun yanısıra östrojen fazlası kadınlarda mem kanseri riskini arttırdığı gibi testosteron fazlasının erkeklerde prostat kanserine yol açabileceği biliniyor.

İspanya Madrid'de Ulusal Kanser Araştırma Merkezi'nden Maria Blasco başkanlığında bir ekip de bu konuda çalışma yaptı. Laboratuvar farelerinin vücutlarında doğal olarak bulunan "telomeraz" enzimini 10 kat arttırdıklarında, ömürlerinin % 50 uzadığını gördüler. Buna göre , insan vücudundaki telomeraz enzimini de bir miktar arttırarak aynı sonuca ulaşabileceklerini düşündüler. Ancak yine iki önemli sorun vardı:
1. İnsan ömrünü uzatmak asla fare ömrünü uzatmak kadar kolay olamazdı.
2. Vücuttaki telomeraz düzeyini arttırmak da tıpkı hormon düzeyini arttırmak gibi kansere davetiye çıkarabilirdi. 

Bu tür tedavileri uygulatmak mümkün olsa bile çok pahalı olacak kuşkusuz. Şahsen ben çok fazla param olsaydı da hormon ya da telomeraz takviyesi konusuna sıcak bakmazdım. 130 yıl yaşamak ama nasıl? Dinç ve sağlıklı bir şekilde mi yoksa elden ayaktan düşmüş, başkalarına muhtaç, acılar içinde mi? Önemli olan uzun yaşamaktan çok kaliteli yaşamak olsa gerek... 


(Yeni Asır Araştırma Servisi, Ağustos 1996, "Genetik Mucizeleri")
Not: Bütün bilgiler güncellenmiştir.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

10/3/2009 | Kategori:GENETIK MUCIZELERI (MIRACLES OF GENETICS)| (2) Yorum yaz! Bağlantı


<<Önceki Sayfa |/|Sonraki Sayfa>>

Arkadaşına Gönder!

  1. () elifnun 2009-04-13 20:03:41
    Konu: siparişe göre bebek
    ABD'de insan kopyalama yasağına rağmen, bir ailenin ölen çocuğunu kopyalattığı ortaya çıktı.
    Gizli kopyalamaların yaygınlaşmasından korkuluyor.
    ZAMAN 08/09/2001

    Ayrica

    Daily Telegraph gazetesinin haberinde, Avustralya'da 1999 yılında, bir domuz yumurtasının içine insan DNA'sı bulunan hücre yerleştirildiği, ortaya çıkan embriyonun 32 gün yaşadığı öne sürüldü.

    Amerika'da gen terapi ve kopyalama ile uğraşan en az yüz laboratuvar var
    ve bunlar çalışma sonucunda siparişe göre bebek yapacaklarını iddia ediyorlar.

    maalesef yasaklara ragmen insan veya insan ve hayvan karisimi klonlamalar devam ediyor..
    sonumuz hayr olsun Insaallah
    selam ve dua ile..

    Bağlantı >

  2. () sarmasikgullerim 2009-03-13 09:08:51
    Konu: hayırlı cumalar canımmm
    Alemlerin Rabbi olan Allah (cc)y'a hamd olsun...Salat ve Selam Efendimiz Emin Peygamber Muhammed(s.a.v.)'e

    Sonra,o nun pak aline... ve ashabının tümüne olsun.

    İbn-i Abbas (r.a.)Hazretlerinden naklen Muaz b. Cebel rivayet ediyor.

    -bir gün Resulallah(s.a.v.)ile beraberdik.Ensardan birinin evine toplanmıştık...Tam bir cemaat olmuştuk.bir ses;

    Ev sahibi:

    -İçerdekiler eve girmem için izin bana verirmisiniz?Benim sizden bir dileğim var görülecek bir işim var...

    -Bunun üzerine herkes Resulallah(s.a.v.) efendimizin yüzüne bakmaya başladı..

    Orada ve her zaman büyük O'ydu.İzin O'ndan çıkacaktı...

    Resulallah (s.a.v.) efendimiz duruma vakıf oldu ve:

    -"Bu seslenen kimdir,bilir misiniz?"buyurdu.Biz hep birden:

    -En iyi bilenn Allah ve Resulüdür.

    Bunun üzerine Resulallah(s.a.v.) Efendimiz:

    -"O lain iblistir.-Şeytandır.-Allh'ın laneti onun üzerine olsun..."

    Buyurunca Hz.Ömer:

    -Ya Resulallah bana izin veriniz onu öldüreyim, dedi.

    Resulallah (s.a.v.) efendimiz bu izni vermedi;şöyle buyurdu:

    -Dur ya Ömer,bilmiyor musunki;ona belli bir vakte kadar mühlet verilmiştir...Öldürmeyi bırak."

    Sonra şöyle buyurdu:

    -Kapıyı ona açın gelsin...O buraya gelmek için emir almıştır.Diyeceklerini anlamaya çalışınız.Size anlatacaklarını iyi dinleyiniz.

    -Kapıyı ona açtılar.İçeri girdi ve bize göründü.Birde baktık ki;şekil şu:Bir ihtiyar.Şaşı.Aynı zamanda köse.Çenesinde altı veya yedi kadar kıl sallanıyor.At kılı gibi.Dudaklarıda bir manda dudağına benziyordu.

    Sonra bize selam verdi:

    -Selam sana ya Muhammed!Selam size ey cemaat-ı müslimin.

    Onun bu selamına Resulallah(s.a.v.) efendimiz şu mukabalede bulundu.:

    -"Selam Allah'ındır ya lain."

    Sonra ona şöyle buyurdu"Bir iş için geldiğini duydum;nedir o iş?"

    Şeytan şöyle anlattı:

    -Benim buraya gelişim kendi arzumla olmadı.

    Mecburen geldim.

    Resulallah(s.a.v.) efendimiz sordu:

    -"Nedir o mecburiyet?"

    Şeytan anlattı:

    -İzzet sahibi Rabbın katından bana bir melek geldi. Ve dedi ki:

    -Allh-ü Teala sana emir veriyor.Muhammed'e gideceksin .Ama düşük ve zelil bir halde.Tevazu ile.

    o'na gideceksin ve Ademoğullarını nasıl kandırdığını anlatacaksın.Onları nasıl aldattığını söyleyeceksin birbir ona

    Sonra o ne sorarsa doğrusunu diyeceksin.

    Sonra ...Allh-ü Teala buyurdu ki:

    -Söylediklerine bir yalan katarsan,doğruyu söylemezsen...Seni kül edrim.Rüzgar savurur...Düşmanların önünde rüsvay ederim.

    İşte böyle ya Muhammed.onun emriüzerine sana geldim.

    Arzu ettiğini bamna sor.Şayet bana sorduklarına doğru cevap vermezzsem;düşmanlarım benimle eğlenecek.Şu muhakkak ki düşmanlarımın benimle eğlenmesinden daha zor birşey yoktur.

    Bundan sonra Resulallah (s.a.v.) efendimiz şöyle buyurdu.

    -"Madem ki sözlerinde doğru olacaksın.O halde bana anlat:HALK ARASINDA EN ÇOK SEVMEDİĞİN KİMDİR?"

    Şeytan şu cevabı verdi:

    SENSİN YA MUHAMMED...Allah'ın yarattıkları arasında en çok sevmediğim sensin...senden daha çok sevmediğim kimse yoktur.

    Peygamber efendimiz sordu:

    BENDEN SONRA EN ÇOK KİMLERE BUĞUZLUSUN VE SEVMEZSİN?..."

    Şeytan anlattı:

    -MÜTTAKİ BİR GENCE Kİ ...VARLIĞINI ALLAH YOLUNDA VERMİŞTİR.

    Bundan sonraki sual ve cevap şöyle devam etti.Peygamberimiz sordu; şeytan anlattı.

    -"SONRA KİMİ SEVMEZSİN?"

    -"SONRA?..."

    -SABIRLI OLAN FAKİRİ Kİ;ihtiyacını hiç kimseye anlatmaz...Halinden şikayet etmez.

    -"PEKİ BU FAKİRİN SABIRLI OLDUĞUNU NERDEN BİLİRSİN?"

    -Ya Muhammed.her kim ihtiyacını kendi gibi birine üç gün üst üste anlatırsa,Allah onu sabredenlerden saymaz

    HASILI ONUN SABRINI;halinden tavrından ve şikayet etmeyişinden anlarım.

    -" SONRA KİM?..."

    -ŞÜKREDEN ZENGİN.

    --"PEKİ AMA O ZENGİNİN ŞÜKREDENOLDUĞUNU NERDEN ANLARSIN?"

    -Onu görürsün ki aldığını helal yoldan alıyorve mahalline harcıyor.Bilirimki o şükreden bir zengindir.

    Resulallah (s.a.v.) bu defa mevzuu değiştirdi ve ona başka bir sual sordu:

    -"PEKİ ÜMMETİM NAMAZA KALKINCA SENİN HALİN NİCE OLUR?"

    -ya Muhammed beni sıtma tutar.Titrerim.

    -"NEDEN BÖYLE OLURSUN YA LAİN?..."

    -Çünkü bir kul Allah için secde ederse derecesi yükselir.

    -"PEKİ YA ORUÇ TUTTUKLARI ZAMAN NASIL OLURSUN?"

    -O zaman bağlanırım.Ta, onlar iftar edinceye kadar.

    -"PEKİ YA HAC YAPTIKLARI ZAMAN NASIL OLURSUN?"

    -O zaman çıldırırım.

    -"PEKİ YA KUR'AN OKUDUKLARI ZAMAN NASIL OLURSUN?"

    -O zamanda eririm.Tıpkı ateşte eriyen bir kurşun gibi eririm.

    -"PEKİ YA SADAKA VERDİKLERİ ZAMAN HALİN NASIL OLUR?"

    -Ha işte o zaman halim pek yaman olur.Sanki sadaka veren,bir testere alır beni ikiye böler.

    Resulallah Efendimiz sebebini sordu:

    -" NEDEN BÖYLE TESTEREYLE İKİYE BİÇİLİRSİN YA EBA BÜRRE?..."

    Bunun üzerine iblis:

    -Onuda anlatayım dedikten sonra anlatmaya başladı.

    -Çünkü sadakada 4 güzellik vardır.Şöyle ki:

    1)-ALLAH-Ü TEALA ,SADAKA VERENİN MALINA BEREKET İHSAN EYLER.

    2)-O SADAKA VEREN KİMSEYİ HALKINA SEVDİRİR.

    3)-ALLAH-Ü TEALA ONUN VERDİĞİ SADAKAYI CEHENNEMLE ARASINA BİR PERDE YAPAR.

    4)-ALLH-Ü TEALA,BELATI,SIKINTIYI VE AHLARI ONDAN DEFEDER.

    Bundan sonra Resulallah (s.a.v.)efendimiz ashabı hakkında ona bazı sorular sordu:

    -"EBU BEKİR İÇİN NE DERSİN?"

    İblis ona şu cevabı verdi:

    -O BANA CAHİLİYET DEVRİNDE BİLE İTAAT ETMEDİ...İSLAMA GİRDİKTEN SONRA NASIL BANA İTAAT EDER?

    -"PEKİ ÖMER B. HATTAB İÇİN NE DERSİN?"

    İblis:

    -ALLAH'A YEMİN EDRİMK Kİ HER GÖRDÜĞÜM YERDE ONDAN KAÇTIM.

    -" PEKİ OSMAN B. AFFAN İÇİN NE DERSİN?"

    -İblis şu cevabı verdi.

    -ONDAN UTANIRIM...HEMDE ÇOK...NASIL Kİ RAHMAN'IN MELEKLERİ DE ONDAN UTANIRLAR...



    -"PEKİ ALİ B. EBU TALİB İÇİN NE DERSİN?"

    -İblis şu cevabı verdi:

    -AH ONUN ELİNDEN BİR KURTULSAM...O,KENDİ BAŞINA KALSA,BEN KENDİ BAŞIMA KALSAM...O BENİ BIRAKSA BEN DE ONU BIRAKSAM; AMA O BENİ BIRAKMAZ.

    Resulallah(s.a.v.) efendimiz yukarıdaki soruları sorduktan ve şeytanın cevaplarını kısmen de olsa aldıktan sonra .şöyle buyurdu:

    -"ÜMMETİME SAADET İHSAN EDEN,SENİ DE TA, BELLİ BİR VAKTE KADAR ŞAKİ KILAN ALLAH'A HAMD OLSUN."

    Resulallah(s.a.v.) efendimizin o cümlesini duyan lain şöyle dedi:

    -Heyhat heyhat...Ümmetin saadeti nerede?Ben o belli vakte kadar diri kaldıkça, sen ümmetin için nasıl ferah durursun?Ben onların kan mecralarına girerim.Etlerine karışırım.Ama onlar benim bu halimi göremez ve bilmezler.Beni yaratan baas gününe kadar bana mühlet veren Allah'a yemin ederim ki,onların tümünü azdırırım.Cahillerini ve alimlerini,ümmilerini ve okumuşlarını...Facirlerini ve abidlerini...Hasılı bunların hiçbiri elimden kurtulamaz.

    Fakat...Allah'ın halis kullarını ...Evet bunları azdıramam.

    Bunun üzerine Resulallah(s.a.v.)efendimiz sordu

    -"SANA GÖRE İHLASSAHİBİ MUHLİS KULLAR KİMLERDİR?..."

    İblis şu cevabı verdi:

    -Bilmezmisin ya Muhammed?Bir kimse ki, dirhemini ve dinarını çok sever...O Allah için bir ihlas sahibi değildir

    -Bir kimseyi görsem ki; dirhemini ve dinarını sevmez;övülmekten,methedilmekten

    hoşlanmaz...Bilirim ki o ihlas sahibidir...Hemen onu bırakır kaçarım.Bir kul, malı ile övülmey sevdiği süre kalbide dünya arzularına kaldığı müddet o size vasfını yaptığım kimseler ararsında bana en çok itaat edendir.Bilmez misiniz ki; mal sevgisi

    büyük günahların en büyüğüdür.

    -Bilmez misiniz ki; ya Muhammed,baş olma sevgisi büyük günahların en büyükleri arasındadır.İblis anlatmaya devam etti:

    -Ya Muhammed,bilmez misiniz?...benim yetmiş bin tane çocuğum var.bunların her birini, bir başka yere tayin etmiştir.Sonra...O her çocuğumla birlikte yetmiş bin tane şeytan vardır.

    -ONLARIN BİR KISMINI ULEMAYA GÖNDERDİM.

    -BİR KISMINI MEŞAYİHA SALDIM.

    -BİR KISMINIDA İHTİYAR KADINLARA MUSALLAT ETTİM.

    GENÇLERE GELİNCE;Aramızda hiçbir anlaşmazlık yoktur.Onlarla gayet iyi geçiniriz.

    -ÇOCUKLARA GELİNCE;...Onlarla da bizimkiler istedikleri gibi birlikte oynarlar-BBİR KISMINI DA ABİDLERİN BAŞINA DERT ETTİM.

    -BİR KISMINIDA ZAHİTLERİN.

    Onlar bunların yanına girer, halden hale sokarlar.Bir tepeden diğerine hep dolaşır dururlar.Öğle bir hal alırlar ki başlarlar sebeplerden birine sövmeye...

    -İŞTE BÖYLECE ONLARDAN İHLASI ALIRIM.ONLAR BU HALLERİ İLE YAPTIKLARINI İHLASSIZ YAPARLAR GAYRİİ... AMA BU HALLERİNİN FARKINDA OLMAZLAR.

    İblis, bundan sonra, bir aldattığı bir rahibin hikayesini anlatmaya geçti.Ve şöyle dedi:

    Bilmez misin ya Muhammed Rahip Barsisi;tam yetmiş yıl ihlas ile Allah'a ibadet etti.

    Bu ibadetlerin sonun da ona öyle bir hal ihlas edilmişti ki:Her dua ettiği hasta duası bereketiyle şifa buluyordu

    Onun peşine takılıp hiç bırakmadım...Zina etti.Katil oldu.Sonunda da küfre gitti.Bu o kimsedir ki Allah-ü Teala aziz kitabında,onu şöyle anlatır "...Şeytanın hali gibidir ki;o insana:

    -Kafir ol...

    Ddedi...Vaktaki o kafir oldu;bu defa ona şöyle dedi:

    -Ben senden uzağım.Ben,alemlerin Rabbi oln Allah'tan korkarım."

    İblis bundan sonra,bazı kötü huylar üzerinde durdu.Ve onların her birinden nasıl istifade ettiğini anlattı...

    YALAN:

    Bilmez misin ya Muhammed,yalan bendedir ve ilk yalan söyleyende benim.

    Her kim yalan söylerse... o benim dostumdur.

    Her kim yalan yere yemin ederse oda benim sevgilimdir.

    Bilmez misin ya Muhammed,ben Adem'e ve Havva'ya yalan yere Allah adına and içtim.

    -"Muhakkak ben size nasihat ediyorum..."

    Dedim...Bunu yaparım.çünkü yalan yere yemin benim gönlümün eğlencesidir.

    GIYBET-KOĞUCULUK:

    Gıybet ve koğuculuğa gelince...Onlarda benim meyvelerim ve şenliğimdir

    NİKAH ÜZERİNE YEMİN ETMEK:

    -Her kim talak üzerine yemin ederse...günahkar olacağından endişe edilir,isterse bir defa olsun isterse doğru birşey üzerine olsun,her kim talakı ağzına alırsa, bu hakikat belli oluncaya kadar karısı ona haram olur.Onlar bu halleriyle kıyamete kadar meydana getirecekleri çocuklar da hep zina çocuğu olur.Ağıza alınan o talak kelimesi yüzünden hepsi cehenneme girer.

    NAMAZ:

    -Ya Muhammed,namazı an bean tehir edene gelince...Onu da anlatayım

    O her ne zaman ki namaza kalkmak isterse tutarım.Ona vesvese veririm.

    Derim ki:

    -Henüz vakit var.Sen de meşgulsün,hele şimdilik işine bak.Sonra kılarsın.Böylece o vaktinin dışında namazı kılar...Ve bu sebepten onun kıldığı namaz yüzüne atılır onun.Şayet o kimse beni mağlup ederse ona insan şeytanlarından birini yollarım...

    Böylece onu vaktinde namaz kılmaktan alıkoyar.O bundada beni mağlup ederse

    ...Bu sefer onun hesabını namazda görmeye bakarım.O namazın içinde iken ...

    -Sağa bak...sola bak ...

    Derim...Oda bakar...O ki öyle yaptı...yüzünü okşar,alnından öperim.Bundan sonra da ona:

    -Sen ebedi yaramaz bir iş yaptın.

    Derim ve onun huzurunu bozarım.

    Sende bilirsin ki ya Muhammed!Her kim namazda sağa sola çokça bakarsa Allah onun namazını kabul etmez.Yüzüne atar.

    Bunda da ona mağlup olursam ...Yalnız başına namaz kıldığı vakit yanına giderim.Ve ona:Çabuk çabuk kılmasını emrederim.Oda başlar namazını çabuk çabuk kılmaya.Tıpkı horozun gagasıyla yerden birşeyler topladığı gibi.

    Bu işi ona yaptırmaktada başarı kazanamazsam.bu sefer cemaatla namaz kılarken, onun yanına varırım.Orada onun başına bir gem takarım.Başını imamdan evvel secdeden ve rükudan kaldırırım.İmamdan evvelde rüku ve secde yaptırırım.

    İşte... O böyle yaptığı için kıyamet günü,Allah onun başını eşek başına çevirir.O kimse, bundada beni yenerse bu seferde ona namazda parmaklarını çıtırdatmasını emrederim.Böylece o beni tesbih edenlerden olur.Başarılı olamazsam ona esnemesini emrederim.Bu işi namazda yaptırmaya muvaffak olursam, şayet o bu esneme esnasında ağzını kapamazsa ...Onun içine küçük bir şeytan girer, dünya hırsını ve dünyevi bağlarını çoğaltır.İşte o bundan sonra hep bize itaat eder.Sözümüzü dinler.Dediklerimizi yapar.

    Şeytan bundan sonra konuşmasına devam etti:

    -Sen,ümmetinin hangi saadetinden ferah duyarsın ki?...

    Ben onlara tuzaklar kurarım...Ne tuzaklar...

    Miskinlerine,çaresizlerine ve zavallılarına giderim.Namazı bırakmalarını emrederim.Ve onlara derim ki:

    -Namaz size göre değil.O Allahın afiyeti ihsan ettiği ve bolluk verdiği kimseler içindir.

    Sonra hastalara giderim.

    -Namaz kılmayı bırak derim...Çünkü Allah-ü Teala "hastalara zorluk yok buyurdu...İyi olduğun zaman çokça kılarsın.Ve böylece o namazı bırakır.Hatta küfrede girebilir. Şayet o hastalığında namazı terkederek ölür giderse...Allahın huzuruna çıkarkenAllah-ü Teala'yı öfkeli bulur.Sonra şöyle dedi:

    -Ya Muhammed,eğer bu sözlerime yalan kattımsa beni akrep soksun...

    Sonra eğer yalan varsa... Allah'tan dile beni kül eylesin.

    İblis bundan sonra konuşmalarına devam etti ve şöyle dedi:

    -Ya Muhammed, sen ümmetin için ferah mı duyuyorsun?Halbuki ben onların altıda birini dinden çıkardım.

    Bundan sonra Resulallah(s.a.v.) efendimiz iblis'e aşağıdaki soruları sordu

    -"YA LAİN, SENİN OTURMA ARKADAŞIN KİM?..."

    -Faiz yiyen.

    -"DOSTUN KİM?..."

    -Zina eden.

    -"YATAK ARKADAŞIN KİM?..."

    -Sarhoş.

    -"MİSAFİRİN KİM?..."

    -Hırsız.

    -"ELÇİN KİM?..."

    -Sihirbazlar.

    -"GÖZÜNÜN NURU NEDİR?..."

    -Karı boşamak.

    -"SEVGİLİN KİM?..."

    -Cuma namazını bırakanlar.

    Resulallah (s.a.v.) efendimiz bu defa başka bir mevzua geçti ve şöyle sordu.

    -" YA LAİN KALBİNİ NE KIRAR?"

    -Allah yolunda cihada giden atların kişnemesi.

    -"PEKİ SENİN CİSMİNİ NE ERİTİR_"

    -Tevbe edenlerin tevbesi.

    -"PEKİ CİĞERİNİ NE PARÇALAR NE ÇÜRÜTÜR?"

    -Gece gündüz allah'a yapılan istiğfar.

    -"PEKİ YÜZÜNÜ NE BURUŞTURUR?"

    -Gizli sadaka.

    -"PEKİ GÖZLERİNİ KÖR EDEN NEDİR?"

    -Gece namazı.

    -"PEKİ BAŞINI EĞDİREN NEDİR?"

    -Çokça cemaatla kılınan namaz.

    Resulallah (s.a.v.) efendimiz başka bir mevzua geçti ve iblis cevap verdi.

    -"SANA GÖRE İNSANLARIN EN SAADETLİSİ KİMDİR?"

    -Namazı bilerek kasden bırakanlar.

    -"PEKİ SANA GÖRE İNSANLARIN EN ŞAKİ Sİ KİMDİR?"

    -Cimriler

    -"PEKİ SENİ İŞİNDEN NE ALIKOYAR?"

    -Ulema meclisleri

    -"PEKİ YEMEĞİNİ NASIL YERSİN?"

    -Sol elimle ve parmaklarımın ucu ile



    -"PEKİ SAM YELİ ESTİĞİ ZAMAN VE ORTALIĞI SICAK BASTIĞI ZAMAN ÇOCUKLARINI NERDE DİNLENDİRİRSİN?"

    -İnsanların tırnaklarının arasında.

    Resulallah efendimiz bu sefer başka soru sordu.İblis şu cevapları verdi:

    -"RABBİNDEN NELER TALEP ETTİN?"

    -On şey talep ettim.

    -"NEDİR ONLAR EY LAİN?"

    -1)-Allahtan diledimki beni Ademoğullarının malına ve evladına ortak etsin...Bu ortaklık talebimi yerine getirdi ki,bu;

    -"ONLARA ORTAK OL...MALLARINA VE ÇOCUKLARINA.ONLARA VADET.HALBUKİ ŞEYTAN ONLARA EN ÇOK GURUR VADEDER..."

    Ayet-i celilesi ile sabitti.

    -HER BESMELESİZ KESİLEN HAYVAN ETİNDEN YERİM.

    -FAİZ VE HARAM KARIŞAN YEMEKTEN DE YERİM.

    -ŞEYTANDAN ALLAH'A SIĞINILMAYAN MALIN DA ORTAĞIYIM.

    -CİNSİ MÜNASEBET ANINDA DA ORTAĞIYIM.

    -ALLAH'A ŞEYTANDAN SIĞINMAYAN KİMSE İLE BİRLİKTE HANIMI İLE BİRLEŞİRİM...ve o birleşmeden hasıl olan çocuk,bize itaat eder,sözümü dinler.

    -HER KİM HAYVANA BİNERKEN HELAL YOLA GİTMEYİ DEĞİLDE, AKSİNİ BİNERSE, BENDE ONUNLA BERABER BİNERİM.YOL VE BİNEK ARKADAŞI OLURUM.

    Bu da ayet-i kerime ile sabittir.Allah-ü Teala, bana şu emri verdi:

    -"ONLAR ÜZERİNE SÜVARİLERİNLE, PİYADELERİNLE YAYGARA ÇIKART..."

    2)-Allah-ü Tealadan diledim ki bana bir ev vere...

    BU DİLEĞİM ÜZERİNE HAMAMLARI BANA EV OLARAK VERDİ.

    3)-Diledim ki:Bana bir mescit vere.

    PAZAR YERLERİNİ BANA MESCİT YAPTI

    4)-Benim için bir okuma kitabı vermesini istedim.

    ŞİİRLERİ BANA OKUMA KİTABI YAPTI

    5)-Diledim ki:Benim için ezan vere...

    MEZMURLARIVERDİ

    6)-Diledim ki:Bana yatak arkadaşı vere...

    SARHOŞLARI VERDİ

    7)-Diledim ki:bana yardımcılar vere...

    BUNUN İÇİNDE KADERİYE MENSUPLARINI VERDİ

    8)-Diledim ki:Bana kardeşler vere...

    MALLARINI BOŞA İSRAF EDENLERİ VERDİ.BİR DE MSİYET YOLUNDA PARA HARCAYANLARI.

    -"O kimseler ki:mallarını boş yere harcarlar...Onlar şeytanın kardeşleri olmuşlardır...."

    Bir ara Resulallah (s.a.v.) efendimiz şöyle buyurdu:

    -"Eğer söylediklerini,Allah'ın kitabındaki ayetlerle isbat etmeseydin seni tasdik etmezdim."

    Bundan sonra iblis devam etti:

    9)-Ya Muhammed!Allahtan diledim ki,Ademoğullarını ben göreyim;ama onlar beni görmesinler.Bu dileğimide yerine getirdi.

    10)-Diledim ki;Ademoğullarının kan mecralarını bana yol yapa...buda oldu.

    Böylece ben onlar arasında akıp giderim...gezerim...hemde nasıl istersem...istediklerimin hepsi bana verildi...ve ben bu hallerimle iftihar ederim

    Sonra...Şunu da söyleyim ki benimle olanlar seninle olanlardan çoktur.İşte ..böyle kıyamete kadar Ademoğullarının ekserisi benimle beraber olurlar.

    --Benin bir oğlum vardır...adı

    ATEME'dir.Bir kul yatsı namazını kılmadan evvel uyursa o gider o insanın kulağına bevleder.Eğer böyle olmasaydı hiç bir insan namazını eda etmeden gidip uyumazdı.

    benim bir oğlum daha var adı;

    MUTEKAZİ'dir.onunda görevi; yapılan gizli amelleri açığa çıkarmaktır.Mesela; bir kul gizli bir taat işlerse...ve bu yaptığınıda gizlemeye çalışırsa MÜTEKAZİ onu dürter..böylece o gizli amelin yayılmasını ve açığa çıkmasınıa sebep olur.

    Böylece :Alah-ü Teala o kulun yüz sevabının doksandokuzunu imha eder bir sevap verir.Çünkü o kulun yaptığı gizli amel için yüz sevap verilir.

    Sonra benim bir oğlum daha var.adı;

    KUHAYL'dır.bunun işide insanların gözlerini sürmelemektir.Bilhassa ulema meclislerinde,ve hutbe okunurken,bu sürme onların gözüne çekildi mi onlar uyuklamaya başlarlar.Ulemanın sözlerini işitmezler ve hiç sevap alamazlar.

    Sonra iblis şöyle devam etti:

    Hangi kadın olursa olsun onun kalktığı yere şeytan oturur.Her kadının kucağında mutlaka bir şeytan oturur ve onu bakanlara güzel gösterir.Mesela;

    Elini kolunu dışarı çıkar göster der o da bu emri tutar...elini kolunu açar gösterir.Böylece o kadının haya perdesini tırnaklarıyla tutar ve yırtar.

    İblis bundan sonra; kendi durumunu Resulallah (s.a.v.)efendimize anlatmaya başladı.

    --Ya Muhammed,bir kimseyi delalete düşürmek için elimde bir imkan yoktur.Ben ancak vesvese veririm ve herşeyi güzel gösteririm o kadar.Eğer delalete düşürmek elimde olsaydı,yeryüzünde Allah'tan başka ilah yoktur ve Muhammed Allah'ın resulüdür diyen herkesi,oruç tutanı ve namaz kılanı hiç bırakmazdım, hepsini delalete düşürürdüm.

    NASIL Kİ, SENİN ELİNDE HİDAYET NEV'İNDEN BİRŞEY YOKTUR.sEN aLLAH'IN RESULÜSÜN VE TEBLİĞE ME'MURSUN ŞAYET HİDAYET ELİNDE OLSAYDI ;YERYÜZÜNDE TEK BİR KAFİR BIRAKMAZDIN.

    SEN ALLAH'IN HALKI ÜZERİNE BİR HÜCCETSİN...BEN DE,KENDİSİ İÇİN EZELDE ŞEKAVET YAZILAN KİMSELERE BİR SEBEBİM.SAİD OLAN KİMSE,TA ANA KARNINDA İKEN SAİD,ŞAKİ İSE YİNE ANA KARNINDA İKEN ŞAKİDİR.

    ---SAADET EHLİ KILAN DA ALLAH,ŞEKAVET EHLİ KILAN DA ALLAH.

    Bundan sonra ...Resulallah (s.a.v.) efendimiz şu iki ayet-i kerimeyi okudu

    -Bunlar,ta, sonuna kadar değişik biçimde böyle devam edecek,ancak Rabbin esirgedikleri hariç...Allah'ın emri behemahal yerini bulan bir kaderdir.

    Bundan sonra,Resulallah (s.a.v.) efendimiz iblis'e şöyle buyurdu.

    -"YA EBA MÜRRE!ACABA SENİN İÇİN BİR TEVBE ETMEN VE ALLAH'A DÖNMEM MÜMKÜN DEĞİL Mİ?CENNETE GİRMENE KEFİL OLURUM. SÖZ VERİRİM..."

    Bunun üzerine iblis:

    -Ya Resulallah,iş verilen hükme göre oldu.Kararı yazan kalemde kurudu...Kıyamete kadar olan işler olacaktır.Seni Peygamberlerin Efendisi kılan,cennet ehlinin hatibi eyleyen ve seni halkı için seçen ve halkı arasında bir gözde yapan,benide şakilerin efendisi kılan ve cehennem ehlinin hatibi eyleyen Allah,bütün noksan sıfatlardan münezzehtir.

    VE iBLİS CÜMLELERİNİ ŞÖYLE TAMAMLADI:

    -İşte ...Bu söylediklerim ana son sözümdür...Ve söylediklerimide doğru söyledim.

    EVVEL,AHİR BATIN ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'A HAMD OLSUN.

    EFENDİMİZ MUHAMMED NEBİ'YE ALLAH SELAT- Ü SELAM EYLESİN...KEZA ONUN ALİNE DE ...ASHABINA DA

    AMİN.

    Bağlantı >

Sihirli Yazılar

Son Yazılar

Kategoriler

Bağlantılar

GetRank - Webmaster and Seo Tools