23/6/2009 · Kategori: ANILAR

Az kalsın "redaktör" oluyordum ama...

Engelleri aşamadım bir türlü :)

"Gazeteci" deyince akla genellikle muhabirler ve köşe yazarları gelir. Oysa gazetenin yayıma hazır hale getirilmesi sürecinde, muhabir ve köşe yazarları dışında çok sayıda kişinin emeği geçer. İşin "mutfağında" görevli olduklarından pek göz önünde olmayan bu kişilerin yayıma katkısı,  aslında en az  diğerleri kadar büyüktür.

"Redaktörler" ve "sayfa sekreterleri" denilen adsız kahramanlardan bahsediyorum. Süreç genellikle şu şekilde işler: Muhabir haberini, araştırmacı gazeteci ise yazı dizisini hazırlayıp bilgisayara girer. Elbette girilen metinlerde imla hatası ya da bozuk anlatım içeren cümleler olabilir. Redaktör yazıyı alıp inceler ve gerekli düzeltmeleri yaparak yazıyı yayıma hazır hale getirir. Bundan sonra sıra sayfa sekreterine gelir. Sayfa sekreteri de metini sayfaya (harflerin  büyüklükleri, renklerini vb. ayarlamak suretiyle) yerleştirir.  Sonuç olarak haber ya da araştırma dizisi, onu hazırlayan kişinin adıyla yayımlanırken,  konuya emeği geçmiş redaktör ve sayfa sekreterinden okuyucunun haberi dahi olmaz.

Image Hosted by ImageShack.us

Hal böyle iken... Yıl 1998... Araştırma gazetecilikten redaktörlüğe geçebilsem nasıl olurdu diye için için hayal kurduğum zaman dilimi... Kendi adımla tam sayfa yazılarım yayımlanıyor ama ben yine de "redaktör" olma sevdasındayım.  Redaktör olup araştırma yazıları hazırlamayı bıraksam... Artık kendi adımla yazılarım yayımlanmasa da ben yalnızca arka planda, işin mutfağında yer alsam... O adsız kahramanlardan biri olsam...

Ailem ve akrabalarım anlamıyor bir türlü... "Kendi adınla yazıların çıkıyorken, ne diye arka plana düşeceksin ki?" diyorlar. Bilmiyorlar işte. Düşmek değil, çıkmak bu! Redaktörlerin tamamı üniversite mezunu.  Topu topu 6 kişi kadarlar. Kendilerine ayrılmış uzun bir masada, bir arada oturup çalışıyorlar. Öğlen 12'de gelip gece 10-11'e kadar gazetede bulunmak durumundalar. Gazetenin omurgası gibiler, hayli önemli bir konumdalar. Sayfa yerleşimi yapılmasından önceki son sözü onlar söylüyorlar. Son nokta, virgül, manşet vs.'yi onlar atıyorlar.  Son karar, onlara it. Bütün sonlar, onlara ait. "Mutfak" onların kontrolu altında. Haberi, yazıyı  istedikleri gibi biçimlendiriyorlar. Kesip, biçiyorlar; gerekirse değiştiriyorlar.
Redaktöre her zaman ihtiyaç var. Bu nedenle işsiz kalmaz pek. Ayrıca  muhabirden de araştırmacıdan da  fazla para kazanır. Daha ne olsun?...

Image Hosted by ImageShack.us
Kendimi redaktörlüğe yakın hissediyorum. Çünkü müdürüm Ş. Bey, ara sıra bana "araştırma servisinin redaktörü" diye takılıyor. Aslında servisin redaktörü kendisi tabii ama bazen bana yaptırıyor redaksiyonu. Bu yüzden böyle söylüyor. Bir de o yıllardaki yazı işleri müdürümüz O. Bey...  Sık sık Reuters haber ajansından gelen İngilizce haberleri Türkçe'ye çevirip redakte etmemi istiyor benden. Bu şekilde oluşturduğum haberleri beğendiğini söylüyor...

Derken bir gün... Redaktörlerimizden T. Bey'in İstanbul'a gidişiyle birlikte 1 adet redaktör eksiği sözkonusu oluyor. Evet, acilen bir redaktör lazım ama nerden bulunacak?.. Yazı İşleri Müdürü O. Bey'in aklına ilginç bir fikir geliyor:  (Beni kastederek) "B. Hanım'ı araştırmacılıktan redaksiyona geçirelim, olsun bitsin" diyor. "Hem yeni bir elemana maaş vermekten hem de yeni bir eleman yetiştirmekten kurtulmuş oluruz. B. Hanım, Reuters haberlerini çok güzel redakte ediyor benim için. Yani bu işi kıvırabilir" diyor.  

Image Hosted by ImageShack.us
Gazetenin ileri gelenleri bu öneriye sıcak bakıyorlar.  O. Bey, beni çağırıp görevi kabul edip etmediğimi soruyor. "Olur" diyorum. Ve sıra müdürüm Ş. Bey'den izin almaya geliyor. O gün de Ş. Bey gazetede değil. Ertesi gün geldiğinde, yanına gidip konuyu anlatıyorlar. Şiddetle karşı çıkıyor. "Serviste topu topu 3 elemanım var zaten. Onları da elimden  mi alacaksınız? Kim yazacak dizileri? Asla vermem" diyor.

"Vermem" diyor da başka birşey demiyor. Bana da "Kızım, istikbalini engellemek istemezdim ama benim sizlere bu serviste ihtiyacım var" diyor. "Onlar bu işe uygun olduğunu düşünüyorlar ama bence henüz hazır değilsin zaten" diyor. "Siz nasıl uygun görürseniz öyle olsun" diyorum. Biraz üzülüyorum ama bir yandan da Ş. Bey'i yalnız bırakmak istemiyorum. Karmaşık duygular içerisindeyim.

Image Hosted by ImageShack.us
Bazıları, Ş. Bey'in bencilce davrandığını düşünüyorlar."Yetiştirdiği elemanları kendine saklıyor; oysa gazetenin diğer birimlerine vermesi gerekir" diyorlar. Öyle ya da böyle, Ş. Bey Nuh diyor da Peygamber demiyor. Bu durumda olan, gazeteden çok bana oluyor tabii. Tarihi bir fırsatı kaçırıyorum; redaktör olma fırsatını... 

O günlere geri dönmek mümkün olsaydı da "Siz bilirsiniz" diyeceğime "Ne olur, bırakın gideyim; bu işi çok istiyorum; kendime de güveniyorum; yapabilirim, hiç olmazsa bir süre deneyelim" deseydim birşey değişir miydi acaba? Bence değişmezdi; ne dersem diyeyim, kabul etmezdi. Ama yine de keşke bir şansımı deneseydim. Keşke... 


Sonradan "keşke" demektense, zaman kaybetmeden düşündüğünüz, arzuladığınız şeyi hayata geçirin. En azından bir hamle yapın, deneyin. Olursa kazanırsınız; olmazsa da fazla birşey kaybetmiş olmazsınız. En azından sonradan "keşke" demezsiniz benim gibi...  

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (13) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

13 yorum yazılmıştır

Yazan:ahmetde | Tarih: 4/7/2009
Konu: İyi akşamlar..

Geriye dönük değerlemdirmeler, keşkeler, sanki geçmişte kaldı, mazi oldu denilse de gelecekle ilgili şekillenmeler için önemli ip uçlarıdır, tüyolarıdır. Önemli olan bu yanını görmek değerlendirmek.. Sağlık olsun diyebilmek:)) Gazi diyorlar.. Selamlar - Saygılar arkadaşım..

Bağlantı »

Yazan:zuzu888 | Tarih: 1/7/2009
Konu: Keşkeler

Hep karşımıza çıkar keşkeler ama aslında bazı şeyler kısmettir bence sizinde dediğiniz gibi nekadar zorlarsanız zorlayın nekadar çok isterseniz isteyin olmaz bazı şeyler. Olsun sizin dışınızda gelişen olaylar nedeniyle Redaktör olamamışsınız ama o bölüme layık görülmüşsünüz ve sonuçta sizin yaptığınız işi beğenen bir müdürünüz vs vs işte kısacası siz mutfak dışında çalışan ama mutfağa gerektiğinde yardım eden acıktığınızda mutfakta biri olmasada kendi karnınızı doyuracak kapasitedesiniz bundan gerisi can sağlığıdır bence :))) Sevgilerimlee

Bağlantı »

Yazan:gaziler54 | Tarih: 30/6/2009
Konu: Selamlar arkadaşım.

Keşkeler,evet hayatımızda kim bilir ne çok vardır bu kelime,ne çok ırmaklarımızın akışını değiştirmiştir değilmi,karar vermek gerçekten çok önemli yerinde ve zamanında,insan bazen bilmeden kaderini bile değiştirebiliyor bence,ne dersiniz doğru değilmi?

Saygılar sevgiler
Hoşçakalın.
tufan

(Özel not:bazen ziyaretlerimde geç kalabiliyorum bağışlayın,zorunlu mecburiyetler engelliyor,yoksa yazılarınız deyerlidir benim için.)

Bağlantı »

Yazan:musahip | Tarih: 28/6/2009
Konu: Büyük onur

Sizin yorumlarınız benim için çok büyük onur efendim.'Bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum' şiarından yola çıkarak sizden öğrenecegimiz çok eksiğimiz vardır ve yazılarınızdan öğrenecegim her bilgi adına minnet duygulularımı ifade etmek istedim.Çoban armaganı çam sakızı iki dörtlük sunmak isterim müsadenizle.
Gafiller aşarken dagdan ovadan
Medet olurmu dede şeyh hocadan
İlimden ırayan sahte sofudan
Cehalete savaş açmak ne güzel.

Mazlum Aslan'ım hele gel beri
Boş başakta araman dolu danayi
Oku okut bulki gerçek zerreyi
Karanlıkta ziya saçmak ne güzel.

Saygı ve sevgilerimi sunuyorum...Aydınlık yarınlar dilerim..
MazlumAslan(musahip)

Bağlantı »

Yazan:musahip | Tarih: 28/6/2009
Konu: Merhabalar

Yüreğinize sağlık çok doğal bir blok ve iyi bir deneyim bilgi birikimi hepsi mevcut.Bir yerdeki yorumunuzu okudum hece vezni olan şiirlerin bu bloklarda pek olmadığını yazmısınız.Ben biraz yazabiliyorum sanırım bu tür şiirleri.Eğer lutfederseniz efendim yorumlarınızı görmek beni inanın mutlu edecek.
Saygılarımı sunuyorum.
Mazlum Aslan(musahip)

Bağlantı »

Yazan:uygarradikal | Tarih: 27/6/2009
Konu: Keşke

Sonradan keşke dememek önemli ama hayatda her zaman bazı kararlar alıp yolları ayırıyoruz. Bunları sonradan geri döndürmek mümkün değil.

Taziyeniz için teşekkürler.

Bağlantı »

Yazan:umutlar35 | Tarih: 27/6/2009
Konu: mrhb

mrhb geçmiş kandilinizi kutlar, nice kandillere sevdiklerinizle beraber mutlulukla sağlıkla erişmenizi dilerim...sevgiyle kalın...yazılarınız harika...

Bağlantı »

Yazan:orhankaradogan | Tarih: 25/6/2009
Konu: Teşekkür

Bu mübarek gece hürmetine herkesin dilek ve isteklerinin kabul olmasını Yüce Rabbimden niyaz ediyorum.
Evlerimize huzur ve bereket, işlerimizde başarı, bedenimize sağlık, hayatımıza sevgi versin Mevlam inşallah.
Bu duygularla Kandilinizi kutluyor, mesajınıza teşekkür ediyor, bu yazınızın içinde kendimi bulduğumu belirtiyor, kolay gelsin dileklerimle selam sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Bağlantı »

Yazan:gaziler54 | Tarih: 25/6/2009
Konu: hayırlı kandiller.

Kardeşliğin daimi olduğu, sevgilerin birleştiği dostlukların hiç bitmediği, belki durgun, belki yorgun, yine de mutlu, yine de sevgi dolu nice kandillere.
Saygılar sevgiler
Hoşçakalın.
tufan

Bağlantı »

Yazan:kapalikapilar | Tarih: 25/6/2009
Konu: selamlar

zaten hep unutulanlar mutfakta olanlar değilmidir...
ön plana çıkan kişiler aslında sadece ekrandır...
insanlar hep ekranı bilirler...
düşünün bir kere...sanatçıları...eğitimi veren üst düzey eğitim almıştır,ışık kostüm organizasyon bunları yürütenler hep eğitimli bilgili kişilerdir...
ama kimse bunları bilmezler...
neyse...bence en doğru kararı kendin verirsin...bazen ailen senin kararlarında sana zarar verebilir...
ayrıca ziyaretin ve güzel yorumun iltifatın için teşekkür ederim...
regaip kandilinizde mübarek olsun..
sevgi ve saygılarımla

Bağlantı »

Yazan:sihirliyazilar | Tarih: 25/6/2009
Konu: mgurdal ve kocluksistem'e

Değerli yorumlarınız için çok teşekkürler.

kocluksistem; sayfanıza şöyle bir göz attım. Daha sonra ayrıntılı inceleyeceğim. Gençleri 1o yıllık iş deneyiminizden faydalandırmak için blog açma düşünceniz çok yerinde olmuş.
mgurdal; öyle güzel tarif etmişsiniz ki meseleyi, artık bunun üzerine ben ne yazsam boş. Kaleminize sağlık ve öğüdünüzü dinlemeye çalışacağım sevgili arkadaşım.

Bağlantı »

Yazan:mgurdal | Tarih: 25/6/2009
Konu: Selam

Sihirli yazılar, redaktörlük hakkında vermiş olduğun aydınlatıcı bilgi yanı sıra, keşkesiz bir yaşam dileğine canı gönülden katılıyorum.

Bazen ön yargılarımız, bazende cesaret edemediğimiz için ifade edemediğimiz duygu ve düşüncelerimiz yüzünden, bir ömür boyu pişmanlık duyarız.

Lakin her olayı kendi zamanı ve şartlarına göre değerlendirmekte yarar var. O zaman ki çalışma azmin, aman amirime saygısızlık etmiş olmayayım düşüncen ya da redaktörlük için ailenden açık ve net bir şekilde göremediğin destek, seni o şekilde davranmaya yöneltmiş.

Geçen zamana paralel, duygu ve düşüncelerdeki değişimle geçmişi kritik etmek, insanı genelde mutsuz eder. Bunu, "keşke şöyle yapsaydım" diye değilde, "Tekrar o yaşta ve şartlarda bulunsam, ne şekilde hareket ederdim?" diye değerlendirmek, daha doğru olur kanaatindeyim.

Geçmiş için yapacak birşey yok; fakat gelecekte, keşke dedirtmeyecek bir hayat sürmen dileğiyle... ;)



Bağlantı »

Yazan:kocluksistem | Tarih: 24/6/2009
Konu: Selamlar...

Çok aydınlatıcı bir yazı olmuş. Teşekkürler. Herşeyden öte güzel bir bloğunuz var tebrikler. Bundan böyle uğrak yerimsizniz. Görüşmek dileği ile sevgiler..

Bağlantı »

« Önceki :: Sonraki »