9/5/2009 · Kategori: ARASTIRMAYA ADANAN BIR OMUR

Akademik kariyer için 10 katı maaşı reddetti (Prof. Dr. Reşit Sönmez'in öyküsü)

Image Hosted by ImageShack.us
Parayı değil bilimi seçti

Yıl 1952... Reşit Sönmez asistan. Maaşı 157, ev kirası 35 lira. Geçim sıkıntısı çekiyor. İstanbul'dan bir fabrika 15oo lira maaş teklif ediyor. Sönmez'in cevabı "Doktoraya başladım, gelemem" oluyor.

O dönemlerde Türkiye'de insan sayısı kadar koyun vardı. Fakat bu hayvanların verimleri çok düşüktü. Reşit Sönmez, asistanlığından itibaren hayatını Türkiye'deki koyun ırkının ıslahına adadı ve başardı.

----Reşit Sönmez ile röportaj notlarıma kaldığım yerden devam ediyorum----

Reşit Bey, 1946 yılında Ziraat Fakültesi'ni  bitirdikten sonra "Ziraat Mühendisi" olarak Rize'deki çay teşkilatında görev alır ve 4 yıl sonra ilk kez memleketine giderek ailesini görür. Rize'de oturmaya başlayan Sönmez, 1948 yılında aynı mahalleden Sabahat Hanım'la evlenir. Annesi Trabzonlu, babası Rizeli olan Sabahat Hanım, küçük yaşlarda ailesiyle birlikte İstanbul'a yerleşmiştir. Ancak bu evlilik dolayısıyla Rize'ye dönerek Reşit Bey'in ailesinin yaşadığı eve gelin gelir. Sabahat Hanım, o günleri şöyle anlatıyor:

"Ben İstanbul'da büyüdüğüm için Rize'yi evlendikten sonra tanıdım. Ortaokulu bitirir bitirmez evlendim ama erken yaştaki evlilikleri onaylamadığım için bunu söylemekten hoşlanmıyorum. Hatta çocuklarıma bile olumsuz örnek olmamak için kaç yaşında evlendiğimi hiç söylemedim. Büyüyüp merak edip de hesaplayana kadar bunu bilemediler.

Eşimin ailesinin Rize'deki evi çok genişti; eski Rum evi stilinde yaptırılmıştı. Alt katta taşlığı, ocağı vardı. Çok güzel bir evdi. Bana oldukça farklı gelmişti. Rusya'dan gelme aynalı konsollar; tekerlekli, yuvarlak çok güzel, kaliteli masalar vardı evde. Eşimin babası çok okuyan, ağabeyi de çok çalışkan insanlardı. Annesi de okumamış olmasına karşın son derece zeki bir kadındı. Müthiş bir hafızası vardı. Bütün bu özellikleri eşimin de taşıdığına inanıyorum.

Rize çok rutubetli bir yerdir, bir hafta boyunca durmadan yağmur yağar. O yıllarda, bu nedenle akciğer rahatsızlığına çok rastlanıyordu. Eşimin babası ve dedesinden sonra ağabeyi de bu şekilde öldü. "

Sıkıntılı asistanlık günleri

Sönmezler, Rize'de kendi evlerinde oturmakta, bahçelerindeki sebze-meyvelerden de gelir elde etmektedirler. Yani orada yaşamak oldukça kolay olur başlangıçta. 1950 yılında büyük kızları Günseli dünyaya gelir. Ancak Reşit Sönmez için yaşamın böyle sürüp gitmesi hiç de tatmin edici değildir. Sürekli olarak aklında fakülteye gidip asistan olmak, bilim yapmak fikri vardır. Sonsuza kadar Tarım Bakanlığı'nda kalmak niyetinde değildir. Öğrenciliği sırasında kendisini çok beğenen ve seven bir hocasından aldığı bir mektup üzerine, Ankara'da sınava girerek asistan olur. Ailece Ankara'ya taşınırlar. Ankara'ya taşınmalarıyla birlikte zor günler de başlamıştır yeniden. O dönemin asistan maaşıyla ev kirası ödemek, geçinmek hayli zordur. Çok sıkıntılı günler geçirirler ama Sabahat Hanım bu sıkıntılı durumların hepsine katlanır, bir gün bile en ufak bir şikayette bulunmaz.

Sohbetimizin bu noktasında Sabahat Hanım araya girerek o günlere ait bir anısını anlatmak istiyor:
"1951-52 yıllarıydı. Bir kızımız vardı, kirada oturuyorduk. 157 lira maaşın 35 lirası kiraya gidiyordu. O sırada da İstanbul Yeşilköy'de yem fabrikası kuruluyordu. Türkiye'de kurulacak ilk yem fabrikasıydı bu. İstanbul'dan eşime teklif getirdiler. 'Gel, bu fabrikanın başına geç. 1500 lira maaş ve lojman vereceğiz' diye. Benim ailem de İstanbul'daydı üstelik. Buna rağmen eşim 'Ben üniversitede kalacağım, özel sektöre geçmek istemiyorum'  diyerek bu teklifi reddetti. Böyle davrandığını duymak beni şaşkına çevirdi. Ama hiç üzülmedim, aksine eşimle gurur duydum..."  

Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Ceylanpınar Devlet Üretme Çiftliği

Eşinin hatırlatması üzerine yem fabrikasının teklifini reddedişini bir de Reşit Hocamız anlatıyor:
"Yem fabrikasının teklifini geri çevirdim çünkü doktoraya başlamıştım.  Urfa'da Ceylanpınar adlı büyük bir çiftlik var. O günlerde orada 300-500 koyunluk küçücük bir sürü halinde İvesi koyunları vardı. Şimdi ise Ceylanpınar, dünyanın en büyük çiftliği ve 50.000 koyunu ile de dünyanın en büyük koyun sürülerinden birine sahip.

O zamanlar Fırat'ın üzerinde henüz köprü yoktu. Kelek denilen salların üzerine binerek karşıya geçiyorduk. 1951'de anlattığım ortamda Ceylanpınar çiftliğine giderek doktora çalışmalarına başladım.

Image Hosted by ImageShack.us

Türkiye'de hayvancılık alanında en büyük sayı, koyun üzerine. 1950 yılında nüfusumuz 20 milyonken koyun sayımız da 20 milyondu. Nüfusumuz 50 milyona çıktığında koyun sayımız da 50 milyona çıktı. Yani koyunlar nüfusa paralel olarak artıyordu. Yerli koyunlarımızın  sayıları çok fazla olmasına karşın verimleri düşük. Sağladığı ekonomik yarar çok yetersiz."

Aileden uzak doktora çalışmaları

Yerli koyunları ıslah etmek; yani o düşük verimli, küçük yapılı yerli koyunlardan yüksek verimli, sütü bol, kuzusu fazla, yapağısı güzel koyunlar elde etmek için büyük genetik çalışmalar gerekmektedir. Bu çalışmaları yapmak, başarmak ve ortaya birşeyler çıkarmak ise oldukça zor bir olaydır. Sönmez, Urfa'nın o yakıcı, sıcak ikliminde 2 yıl bu çalışmaları yürütür. Bu süre zarfında Urfa'da yalnız başına kalmakta, zaman zaman ailesini görmeye gitmektedir. Sabahat Hanım ise kızları Günseli'yle birlikte İstanbul'da, annesinin yanında kalmaktadır eşi yokken... 

Reşit Sönmez'in araştırma konusu olarak "koyunculuğu" seçmesine Mehmet Özer adında Ödemişli bir çiftçinin sözleri neden olmuştur. Yani Sönmez, bu çiftçinin isteği üzerine koyunculuk konusunda araştırma yapmaya başlamıştır. Bakalım, Mehmet Özer Reşit Bey'e neler söylemiş, Reşit Bey'den dinleyelim:
"Bir gün, Ödemiş'te çiftçi Mehmet Özer bana şöyle dedi: 'Hocam, çiftliğimde inek ve koyun yetiştiriyorum. Ödemiş'te mandıram var, peynir ve yoğurt yapıyorum. Ancak benim koyunlar 3 aydan fazla sağılmıyor. Koyun, sütü kesince, inek sütüne manda sütü katıyorum.  Fakat peyniri tutamıyorum, elimde dağılıyor. Ne olur bize 'Çok süt veren ve uzun aylar sağılan' koyunlar geliştirin. Herkes size dua edecektir.'

Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us

TÜBİTAK'ın desteğiyle

Manda sütü çok yağlı ancak peynir için gerekli kazein oranı düşük. Bu yüzden peynir çok yumuşak ve cıvık oluyor. Mehmet Özer haklı idi. Çiftlikte yaptığımız bu konuşmadan sonra benim kafamda, sütçü koyun geliştirmek için hemen araştırmaya başlamak fikri doğdu. Ben bu araştırma konusunu köyün, kırsal alanın gerçekte var olan bir sorunundan derlemiş oldum."

Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us


Evet, Reşit Sönmez, Ödemiş'teki çiftçinin bu sözleri üzerine çalışmalarına başlar. TÜBİTAK'ın desteği ile Tarım Bakanlığı'nın Ankara'daki çiftliklerinde birçok koyunculuk projesi yürütür. Arada, incelemelerde bulunmak üzere Amerika'ya gider. Amerika dönüşü, 1957 yılında doçent olur. 1963'te ailece İzmir'e yerleştiklerinde ise Reşit Bey artık bir profesördür. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü'nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başlar. Bu arada bir yandan da araştırmalarını sürdürür. 20-30 senelik bir dönemde Ege Bölgesi de dahil olmak üzere Trakya'dan Denizli'ye kadar olan bölgede 4 yeni koyun tipi geliştirir. Bu koyunlar bugün İvesi, Türkgeldi, Sakız ve Sönmez koyunları olarak biliniyor...



(Yeni Asır, Nisan 1998, Hazırlayan: Beyhan Kurtuluş Parlakyıldız, "Araştırmaya adanan bir ömür: Prof. Dr. Reşit Sönmez'in öyküsü)      

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (5) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

5 yorum yazılmıştır

Yazan:gaziler54 | Tarih: 13/5/2009
Konu: Selamlar arkadaşım..

Aslında yazınızın başında'ki resim her şeyin açıklaması bence,bir yazınızı okuyorum bir günümüzdeki olaylar geçiyor gözlerimden,ne dehşet verici bir çelişki.
İdealist insan kavramı kaldımı acaba,ya vatan aşkıyla devlet yönetmeye talib olan,hiç sanmıyorum,böylesi insanları okudukça veya hatırladıkça insanın gözleri doluyor,150 lira maaş nerde 1500 yüz lira nerde,şimdikiler böylesi bir teklife affedersiniz ama karısını bile boşarlar,yazık ne hale gelmişiz bizler çok yazık.

Teşekkürler arkadaşım,saygılar sevgiler.
Hoşçakalın.
tufan

Bağlantı »

Yazan:ra55 | Tarih: 13/5/2009
Konu: Sevgili Kardeşim Sihirliyazılar

Eendim, saygılarımla; Bloğunuza bakıyorum kendimce bir değişiklik göremiyorum ve diyorum ki, sihirliyazılar herhalde aynı konuyu biraz daha gündeminde tutmak istiyor. Nedenine gelince bir önceki konu da yine bir ziraat mühendisinin hikayesiydi. Ben onu sanıyordum, ama ben bakmıyorum ki, sadece görüyorum. İşte görmekle bakmak arasındaki farka bir örnek. Bu sefer baktım da ; hayatını koyun ırkının ıslahına adayan ve paraya değil bilime önem veren Prof.Dr.Reşit Sönmez'i sizin yazınızın uhdesinde kutlar ve tebrik ederiz. Sizi de yine böyle hamiyetperver bilim adamlarını bize tanıttığınız için, kutlarız. İyi ve güzel şeyleri yaşamak ve paylaşmak umuduyla, sağlıcakla kalın efendim, saygılarımla...(ra55) "pervaneninkanatlari" rumuzlu kalemi kuvvetli bir blogcu arkadaşla tanıştım. Okumak isterseniz; wwww.pervaneninkanatlari.blogcu.com

Bağlantı »

Yazan:ahmetde | Tarih: 12/5/2009
Konu: İyi Akşamlar..

Islah çalışmalarını her zaman ilgiyle izlerim.. Güzel bir tanıtım olmuş..Sev ve selamlar..

Bağlantı »

Yazan:zuzu888 | Tarih: 10/5/2009
Konu: Tşk...

Tşk ederim bütün annelerin yavrularıyla güzel günler geçirmesi dileğiyle...

Bağlantı »

Yazan:kapalikapilar | Tarih: 10/5/2009
Konu: selamlar

Gönlüm Raşit DÖNMEZ hocaların çoğalmasından yanadır...
Tüm kadınlarımızın anneler günü kutlu olsun...
saygılarımla

Bağlantı »

« Önceki :: Sonraki »