Açlığın sonu, umudun başlangıcı için...

Tok insan yemek seçerken, aç insan için herşey lezzetlidir!
Bugün 29 Nisan. Dünya Açlık ve Yoksullukla Mücadele Günü. Dünya çapında binlerce bloğun "açlığın sonu, umudun başlangıcı için" birleşeceği gün. Yapabileceğimiz tek şey birşeyler yazarak insanlığın dikkatini bu konuya çekmeye çalışmak. Kim istemez bundan daha fazlasını yapabilmek? Kim istemez aç kalan tüm insanların karnını doyurabilecek güce sahip olabilmek? Kim istemez bu insanların tüm acılarını dindirebilmek?..
Birleşmiş Milletler gibi yardım kuruluşlarına bağışta bulunmak belki bir parça olsun çare olabilir ama taşıma suyla değirmen döndürmek nereye kadar mümkün? Ya sonra? Asıl yapılması gereken, açlığın ana nedenleri üzerinde durmak. Nedenlerinin iyi belirlenip, çözüm yollarının da bu doğrultuda saptanması gerekir diye düşünüyorum. Bu amaçla, çeşitli yabancı kaynaklardan çeviri yaparak açlığın nedenlerini araştırdım. Ve daha önce bilmediğim çok ilginç bir bulguya rastladım: Aslında dünyamızda herkese yetecek kadar çok yiyecek var! Evet, olmadığını sanıyordum ama varmış! Peki ama öyleyse neden açlık gibi bir sorunla karşı karşıyayız? İşte bunu irdelemeye çalıştım bugün...
Dünyanın en ünlü, Pulitzer Ödüllü açlık fotoğrafı (1994, Sudan)... Kendisini çeken fotoğrafçı Kevin Carter'ı henüz 34 yaşında depresyon ve intihara sürükleyen fotoğraf... Sürünerek birkaç km. ötedeki B.M. kampına gitmeye çalışan açlıktan ölme noktasına gelmiş bir kız çocuğu ve kızın arkasında bekleyen ölüm kokusunu almış akbaba... 
Sizce bu anne emzirebilir mi? 

İskelet çocuklar... Onların bedenleri bile yok artık, sadece iskeletten ibaretler!
Birleşmiş Milletler'in istatistiklerine göre; her 5 saniyede bir, açlık nedeniyle bir çocuk ölüyor. Dünya çapında 300 milyondan fazla çocuk her gece aç yatıyor. Bugün dünyada 963 milyon iyi beslenmeyen insan var ki bu da dünya nüfusunun yedide birinin sağlıklı bir yaşam sürmek için gerekli gıdayı alamadığı anlamına geliyor. Açlık ve beslenme bozukluğu, aslında dünya sağlığını 1. derecede tehdit eden tehlike. AIDS, sıtma ve verem hastalıklarının toplamından bile daha büyük bir tehlike...
Açlığın ana nedenleri arasında doğal afetler, çatışmalar, yoksulluk, zayıf tarımsal altyapı ve çevrenin düşüncesizce sömürülmesi yer alıyor. Midenin boş olmasından kaynaklanan bildiğimiz açlık türünün yanısıra bir de gıda yetersizliği konusu var ki bu da insanları bulaşıcı hastalıklara karşı zayıf düşürüyor, fiziksel ve zihinsel gelişimlerini bozuyor, üretkenliklerini azaltıyor ve prematüre ölümlerin artmasına yol açıyor.
Açlık, aslında sadece kendisinden ibaret bir sorun değil. Aynı zamanda gelişmekte olan dünya ekonomisine ağır bir yük de getiriyor. Ekonomistlerin tahminlerine göre, açlık ve yetersiz beslenme yüzünden fiziksel ve zihinsel gelişimi zarar gören her çocuk, dünya için % 5 ile 10'luk bir kayıp anlamına gelecektir.
Birleşmiş Milletler'in 21. yüzyıl için kurguladığı Milenyum Gelişme Hedefleri arasında, dünyadaki aç insanların sayısını yarıya indirmek listenin en başında geliyor. Bu konuda bazı gelişmeler kaydedilmiş olsa da açlığın ana nedenleri hala olduğu gibi duruyor ne yazık ki...
1980'de İngiliz Michael Wells tarafından çekilmiş bir fotoğraf... Uganda'da açlıktan ölmek üzere olan bir çocuk ve bir misyoner
-----Peki kim bu aç insanlar?-----
Dünyadaki aç insanların çoğu gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor. FAO'nun (Gıda ve Tarım Örgütü) 2008 verilerine göre; dünyada 963 milyon aç insan var ve bunların 907 milyonu gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor. Dağılımları ise şöyle:
565 milyon Asya ve Pasifik ülkelerinde
230 milyon Güney Afrika'da
58.4 milyon Latin Amerika ve Karayip ülkelerinde
41.6 milyon Yakın Doğu ve Kuzey Afrika'da
Kırsal tehlike
Aç insanların dörtte üçü kırsal alanlarda, çoğunlukla Asya ve Afrika köylerinde yaşıyor. Besin elde edebilmeleri için tam anlamıyla tarıma bağımlı olan bu insanların, başka hiçbir alternatif geçim veya istihdam kaynakları yok. Sonuç olarak, krizlere karşı savunmasız durumdalar. Çoğu, iş bulmak için büyük şehirlere göç ederek gecekondu bölgelerinin nüfuslarının daha da artmasına yol açıyor.
Çiftçiler
FAO istatistiklerine göre; gelişmekte olan ülkelerdeki aç insanların yarısını, kuraklık ve sel gibi doğal afetlerden sonra hayatta kalmayı başarabilen çiftçi aileleri oluşturuyor. Bunların beşte biri, çiftçiliğe bağımlı olduğu halde topraksız olan aileler. Yüzde 10'u sürü güderek, balık tutarak, orman ürünlerini toplayarak geçiniyor. Kalan % 25'lik kesim ise gelişmekte olan ülkelerde, büyük kentlerin gecekondularında yerleşik olarak yaşıyor. Dünyanın toplam kent nüfusunun artmasına paralel olarak, aç ve yoksul kent sakinlerinin sayısı da hızla artıyor.
Çocuklar
Gelişmekte olan ülkelerdeki çocukların 126.5 milyon kadarının, akut veya kronik açlık sonucu, normalden çok daha zayıf olduğu kaydedilmiş. Bu ise aç insanların % 25'inin çocuk olduğu anlamına geliyor. Ayrıca anne adaylarının hamilelik öncesi ve sırasında yetersiz beslenmeleri yüzünden, her yıl 17 milyon çocuk normalden çok daha zayıf olarak dünyaya geliyor.
Kadınlar
Kadınlar, erkeklere oranla açlık ve yoksulluktan daha fazla etkileniyorlar. Yetersiz beslenme nedeniyle gıda alamayan, çok düşük kilolu bir kadın, çoğu zaman çok düşük kilolu bebekler doğuruyor. Unicef istatistiklerine göre; gelişmekte olan ülkelerdeki hamile kadınların & 50'sinde demir eksikliği var ve bu yüzden yılda 315 milyon kadın doğum sırasında kan kaybederek ölüyor. Sonuç olarak kadınların, özellikle de hamile ve lohusa annelerin beslenmelerinin erkeklerden daha da önemli olduğu söylenebilir... 

Açlıkla savaşan örgüt
WFP (World Food Programme - Dünya Gıda Programı), Birleşmiş Milletler'in küresel açlıkla savaşan temsilcisi. Bu konumuyla, dünyanın en büyük insani yardım örgütü sıfatını da hak ediyor. Savaş, sivil çatışma, doğal afet gibi acil durumlarda ihtiyaç sahibi bölgeye yiyecek temin ediyor. Acil durum geçtikten sonra hayatı yeniden düzene koyma aşamasında da bölge insanlarına yiyecek desteği vermeyi sürdürüyor. WFP her erkek, kadın ve çocuğun sağlıklı ve aktif bir yaşam sürmesi için gerekli olan yiyeceğe ulaşabilmesi yolunda uğraş veriyor. Bu amaçla, Roma'daki Birleşmiş Milletler temsilcilikleri FAO ve IFAD ile birlikte çalışıyor.
WFP'nin gıda yardımı, her yıl 80 ülkede 100 milyon kişiye ulaşıyor. Örgütte toplam 12.000 kişi çalışıyor ve bunların çoğu açlığın hüküm sürdüğü bölgelerde, aç insanlara direkt olarak hizmet veriyor.
Birleşmiş Milletler verilerine göre; her gün 25.000 kişi açlık veya açlığa bağlı nedenlerden dolayı hayatını kaybediyor. Bu ise dakikada 17 kişi açlık dolayısıyla ölüyor demek!
----Açlığın sebebi ne?----
Yiyecek hiç bu kadar bol olmamıştı. Öyleyse neden 963 milyon kişi aç?
Nicel olarak, 6.7 milyarlık dünya nüfusunun tamamını beslemeye yetecek kadar yiyecek var. Yine de her 7 kişiden biri aç ve her 3 çocuktan biri aşırı derecede zayıf. Neden?
Doğa
Giderek artan sel, tropik fırtına, uzun süreli kuraklık gibi doğal afetler, yoksul ve gelişmekte olan ülkelere gıda açısından büyük problem getiriyor. Özellikle kuraklık, gıda yetersizliğinin en yaygın nedeni. 2006'daki kuraklık Etiyopya, Somali ve Kenya'nın bazı kesimlerinde ekinlerin bozulmasına ve ağır hayvan kayıplarına neden oldu.
Birçok ülkede, iklim değişikliği zaten olumsuz olan koşulları daha da kötüleştiriyor. Örneğin Etiyopya ve Guatemala'daki yoksul çiftçiler, yağmur yağmadığı zamanlarda kayıplarını telafi edebilmek için hayvanlarını satarak yiyecek satın almaya çalışıyorlar. Ancak yiyecek almak için hayvan sattıkça durum daha da kötüye gidiyor. Zira özellikle Afrika ve Güney Amerika'da kuraklık uzun yıllar boyu sürdüğü için, çiftçilerin bütün hayvan stokları da tükeniyor. Sonuç olarak da çiftçinin elinde ne yiyecek kalıyor ne de hayvan...
Savaş
1992'den beri, sivil çatışmaların doğurduğu kısa veya uzun süreli gıda krizlerinin oranı % 15'ten % 35'e çıktı. Asya'dan Afrika ve Latin Amerika'ya kadar insanların savaş nedeniyle evlerini, yurtlarını terketmeleri, dünyanın en feci açlık tehlikesini ortaya çıkarıyor. Örneğin, 2004'ten beri, Sudan'ın Darfur bölgesindeki çatışma, 1 milyondan fazla insanı yaşadıkları bol yağmur alan, iyi ürün yetişen bölgeden ederek çok büyük bir gıda krizini tetikledi.
Savaş sırasında gıda, bazen bir silah haline geliyor. Askerler, düşmanlarının teslim olmalarını sağlamak için onları açlıktan ölmeye mahkum ediyorlar. Yiyecekleri ve hayvanları imha ederek marketleri yakıp yıkıyorlar. Çiftçileri topraklarını terketmeye zorlamak için su kaynaklarını ve tarlaları imha ediyor ya da kirletiyorlar.
1990'larda Orta Afrika'da çatışma çıktığında, aç insanların oranı % 53'ten % 58'e yükseldi. Afrika'nın Gana ve Malavi gibi daha barışçıl bölgelerinde yetersiz beslenme oranının daha geride kalması da, savaş faktörünün ne derece önemli olduğunu ortaya koyuyor. 

Yoksulluk kapanı
Gelişmekte olan ülkelerde, çiftçiler tarlalarına ekecekleri ürün için tohum almaya para yetiştiremiyorlar. Esnafların da onların ürünlerine ödeme yapacak güçleri yok zaten. Diğerlerinin de toprağı, suyu ya da yardım kuruluşlarıyla iletişim kuracak eğitimi yok. Yoksulluğun hışmına uğramış bu insanların, kendileri ve aileleri için yiyecek satın almaya ya da üretmeye yetecek paraları yok. Tıpkı bir kısır döngü gibi, üretemeyince yiyecek alamıyorlar; yiyecek alamayınca da üretecek güçleri olmuyor, giderek daha da güçsüzleşiyorlar.
Kısacası, insanlar yoksulluk kapanı içinde sıkışıp kalıyorlar.
Tarımsal altyapı
Uzun vadede, gelişmiş bir tarımsal üretim, yoksulluk ve açlık için en hızlı çözüm. FAO'nun 2004 raporuna göre, ilk Milenyum Gelişme Hedefi'ne ulaşmaya yakın olan bütün ülkelerin ortak bir noktası var: Ortalama tarımsal üretimin önemli ölçüde üstüne çıkmış olmaları. Ancak birçok gelişmekte olan ülke yeteri kadar yol, depo ve sulama gibi ana tarımsal altyapı unsurlarına sahip değil. Sonuç ise yüksek nakliyat ücretleri, depolama olanaklarının azlığı ve sağlıksız su kaynakları... Bütün bu unsurlar bir araya geldiğinde tarımsal verim düşüyor; dolayısıyla gıda miktarı da... Yani gelişmekte olan ülkelerin çoğu için tarım çok büyük önem taşıyor. Ancak buna karşın, hükümetlerin ekonomik planlarında kentsel gelişmeye ağırlık vermeleri ilginç...
Çevrenin aşırı derecede sömürülmesi
Yanlış çiftçilik uygulamaları, ormanların tüketilmesi, aşırı derecede ekin ekmek, hayvan otlatmak; dünya kaynaklarını tüketerek açlığın temellerini atan etmenler. Dünyanın verimli tarım arazileri, bugün ne yazık ki erozyon ve çölleşme tehlikesi altında...
29/4/2009 | Kategori:GUNDEM| (30) Yorum yaz! Bağlantı
<<Önceki Sayfa |/|Sonraki Sayfa>>