14/11/2008

Yer, Dario Moreno Sokağı

Image Hosted by ImageShack.us
İzmir, Dario Moreno Sokağı

Asansör'den seyrediyoruz güneşin batışını
yer, Dario Moreno sokağı
vakit, akşam üzeri...
ayaklarımızın altında İzmir,
başımızın üzerinde bulutlar;
yakamozlanıyor denizde sevda
tenimizi ürperten deli rüzgar...

yer, Dario Moreno sokağı
vakit, akşam üzeri...
kızılsaçlı bir kız, alevbaşlı bir erkek
neme gerek isim koymak güneşin batışına...
gözlerim ışıl ışıl, yanımda sen
bırakmışım kendimi zamanın akışına...

yer, Dario Moreno sokağı
vakit, akşam üzeri...
ben çılgın, sen serseri...
ve İzmir'e sevdalı deli yüreklerimiz
bir güneşin batışı, yepyeni başlangıçlar
küçücük, yumruk kadar bir et parçası yürek
yüreği yürek yapan damıtılmış sevdalar...
gün son ışıklarını da çekiyor tenimizden 
belli ki başkaları bekliyor, başka yerlerde
sokaklarda, evlerde, yollarda, caddelerde
bilinmez bir ülkede güneş doğuyor şu an
tanımadık birinin saat zili çalıyor
yabancı bir ülkede sabah olmakta, ama
bizim İzmir'imizde henüz akşam oluyor...
sokak ışıkları ve trafik lambaları
caddeler ışıl ışıl karanlığın içinde
gölgeler gökyüzünü, boşlukları kaplıyor
gidişinde, bir hüzün, bir yalnızlık, burukluk var güneşin
öylesine güzel ki karanlığın gelişi,
öylesine korkunç ki bu ansızın değişim...
ben yalnızlığın her türlüsünü gördüm
yaşamamıştım böylesini...
tekbaşınalık sanırdım yalnız kalmayı
oysa ki, beraber yaşıyoruz burada yalnızlığı
sen ve ben ve karanlık ve İzmir...
ve sokaklar, lambalar ve gecenin gelişi...
kollarının arasına alarak saklayışın
milyon yıldır kalbimde yatan gizli korkağı
bir ağustos günü yaşadığımız...

vakit, akşam üzeri...
yer, Dario Moreno sokağı...


YEŞİM ANAR | Kategori:IZMIR VE EGE SIIRLERI | Yorum yaz! Bağlantı


13/11/2008

Zamanı yok kimseciklerin

Image Hosted by ImageShack.us
İzmir - Pasaport

omuzlarında yağmursuz bulutlar
yüreklerinde menevişli düşler
ha kara kuru bir kıza aşık olmuş komşu oğlu
ha al bayrağı sarınarak askerden dönmüş
umurunda değil kimse kimseciklerin
- hişşt sen! bu yol nereye çıkar?
- ya yitik bir denize, ya gurbeti sıla bellemiş bir konduya
Halkapınar'dayım
telaşlardayım
siyah beyaz bir resim
gölleri soruyor gözleri
leylekleri, kızıl havaları
haydi Kordon'a diyorum öyleyse
bira koksa da marpuçlar
köşe başlarını tutsa da
ekmek parası aşklar
yerli yerinde
Cafe de Paris nasıl olsa
ruhlarını
uçuk mu uçuk
ufuklara adamış uçurtmalar
ge
       çer
                 ken
şehrin üstünden
bir kez olsun yüzünü yüzüne döndür
alnına martılar konsun
dem tutsun meşkine güvercinler
acelesiz, İzmirlim ah acelesiz
selamla adaçayı kokulu sabahı
fotoğraflar çek Kemeraltı'nda
sevdiğine şiirler oku Atilla İlhan'dan
Asansör'de Dario Moreno'ya eşlik et
tadı damağımızda kalmadan
günü düne imbatla uğurlayalım birlikte
fermanıma mührolsun avareliklerin.

HAMDİ TOPÇU
| Kategori:IZMIR VE EGE SIIRLERI | Yorum yaz! Bağlantı


12/11/2008

Çocukluğumun İzmir'i

Image Hosted by ImageShack.us
Eski İzmir'de Konak Meydanı - Saat Kulesi 

bir evimiz vardı Karataş'ta
pencerelerinden deniz görünür.
kayıklar, yelkenliler, vapurlar dizilmiş rıhtıma
aralarından martılar süzülür.

bir evimiz vardı Karataş'ta,
cumbasında annem oturur.
"Burhan Cahid"in "Ayten"ini okurdu gün boyu.
benim bakışlarım "Türkan"ların balkonunda,
belki gözlerim gözlerine takılır.

bir evimiz vardı Karataş'ta,
yaz geceleri sahilden şarkılar duyulur;
"Suzan Yakar" derdi babam "İsmet"te okuyor.
sonra efkarla rakısını yudumlar
ve uzar giderdi gecelerinde İzmir'in:
"gönlümde hazan bülbülü var"

hiç unutamadım çocukluğumun İzmir'ini
ne kadar arsamız vardı oynayacak.
Karataş'ta otururduk ama,
bir koşu uzaktaydı çocuk adımlarımıza,
"Bahribaba", "Sarıkışla", "Konak".

ilk "Lidaki"yi "Karantina"da tuttum,
pırıl pırıldı ve bereketliydi deniz
bembeyaz yalıların önünde yüzerdik "Göztepe"de,
bir girince suya çıkmak istemezdiniz.

hele insanları İzmir'in, hele insanları;
hepsi dost, hepsi sevecen:
yüreklerinde onulmaz dertleri de olsa
gülücüklerini birbirinden esirgemeyen

hiç unutmadım çocukluğumun İzmir'ini
gözümde tüter hala o merdivenli sokak
akasyalara takılan allı morlu uçurtmam
ve beyaz bulutları "Kadifekale"ye savuran imbat.

gönül telimde bir hüzünlü anıdır şimdi,
yitip giden ne varsa çocukluğumun İzmir'inden,
yorgun gözlerimde bir damla yaş
ve titreyen dudaklarımda bir eski şarkı...
"Kalbim yine üzgün, seni andım da derinden"

M. SELÇUK SATI

| Kategori:IZMIR VE EGE SIIRLERI | Yorum yaz! Bağlantı


11/11/2008

Bir avuç nostalji

Image Hosted by ImageShack.us
eski İzmir limanı

en çok yalı kahvesinde yaşanırmış
İzmir hüznü
yer beton, gök beton
beton kusuyor poyraz bile

bir garip renkli bulut duvaklaşıyor
başında yamanların
ezilmişlik karası mı
erinç beyazı mı bilinmez
ecel rengi bir bulut
acı yüklü / aymazlık grisi

bardağımdan bir yudum daha
hüzün aldım usulca
sigaramda duman duman nostalji
yeşili düşledim yalı kahvesinde

daha dün değil miydi
şu cumbalı evin iskelesinde
güneşle seviştiğim
serinlediğim dudaklarında denizin

ve ben değil miydim
eriyen avuçlarında
şimdi pastelleşmiş o frapan duyguların

kim şu
oltasını sonsuzluğa savuran
verandasını kırmızı beyaz mor
begonviller sarmış evin bahçesinden
gümüş rengi dünleri çeken pul pul
genzinde yosun kokusu

ya şu kim
denizden çıkan
teninden damla damla sevda süzülen
yarını sevecen dudaklarda arayan
salkım saçak mimozanın gölgesinde
kulaklarında dalga sesi

bıraktım hüznümü
imbatın bittiği yere
melteme bıraktım yalı kahvesinde


M. NEJAT GACAR
| Kategori:IZMIR VE EGE SIIRLERI | Yorum yaz! Bağlantı


1/11/2008

İzmir Yollarında

Image Hosted by ImageShack.us

Belki şimdi, sana son
Sözlerimi yazmadan,
Gözlerim kapanacak;
Belki var daha beş on
Dakikalık bir zaman.

Anne için yanacak
Mektubum okunurken.
Lakin ölümün eli
Alnıma dokunurken
Beliren bir emeli
Çok görme bana sakın.
Ben Tanrı'ya en yakın
Bir yola sapıyorum.
Milletimin uğrunda
Türbemi yapıyorum.

Düşündüm huzurunda
Ebedi bir akşamın
Düşündüm ki babamın
Dizi dibinde geçen
Yirmi iki seneden
Elimizde kalan ne
Sorarım sana anne!
Madem ki gün gelecek,
Herkes aynı meleğin
Önünde eğilecek
Niçin o güne değin
Çan sesleri duyayım?
Bugün de bir, yarın da;
Bırakın uyuyayım
İzmir kapılarında

Anne, elveda artık,
Şu iki üç asırlık
Gecenin gündüzünü
Görmeden gidiyorum.
Ne beis var diyorum;
O günün seherinde
Senin ince yüzünü
Görüyor gibiyim ya.

Ey genç gecelerinde
Beşiğimi bekleyen,
Ediyorum emanet
Seni Anadolu'ya;
Sütünden, ekmeğinden
Ne verdinse helal et!
Söyle Hacer'e, o da
Hakkını helal etsin;
Gönülcüğü dilerse
Başka birine gitsin
Ben ermeden murada
Ecel kırdı kolumu
Artık beyhude yere
Beklemesin yolumu.

O ne anne? O güzel
Gözlerinden akan ne?
Geri dönmedim diye
Ağlıyor musun anne?


KEMALETTİN KAMU


| Kategori:IZMIR VE EGE SIIRLERI | Yorum yaz! Bağlantı


<<Önceki Sayfa |1/3|

Sihirli Yazılar

Son Yazılar

Kategoriler

Bağlantılar

GetRank - Webmaster and Seo Tools