2/10/2008

İzmir'in korunası değerleri



Çeşme'de EGEV (Ege Ekonomisini Geliştirme Vakfı) tarafından düzenlenen İzmir 2020 Arama Konferansı'nda, "İzmir'e özel korunması gerekli değerler" şöyle belirlenmiştir:

* Çok kültürlülük (levantenler), dinde ve günlük hayatta hoşgörü, hıdrellez
* Çağdaş, demokrat, ilerici tutum
* Kıyı kenti kültürü, Akdeniz şehri olma özelliği, liman
* Sayfiye kültürü (Kordon, balkon yaşamı, vapur, pazar gezintileri, ve fayton)
* Girişimcilik
* Mutfak (Ot kültürü, balık, kumru, gevrek, zeytinyağlılar)
* Ticaret merkezi olma özelliği ve fuar
* Klasik tarım ürünleri (İncir, pamuk, üzüm, tütün, zeytin, narenciye v.s.)
* Doğal zenginlikler (Termal kaplıcalar, Kuş Cenneti, Susuz Dede, Yamanlar, Atatürk Ormanı, flora ve fauna)
* Yapısal simgeler ( Saat Kulesi, körfez vapuru, Rum evleri, köşkler, Asansör, Kemeraltı ve Karşıyaka çarşıları, Basmane Garı, palmiyeler, Kültürpark, Kadifekale, Agora, Hasanağa Bahçesi)

Not: Arama Konferansı nedir?

Ortak görüş yaratmayı, sorunlara ortak çözüm bulmayı, daha iyiye ulaşarak gelişmek için neler yapılması gerektiğini belirlemeyi ve ortak hedefler seçmeyi sağlayan bir çalışma düzenidir.
Klasik olmayan konferans düzeni içinde, 40 kadar "iddia sahibi"ni 2,5-3 gün süre ile biraraya getirir. Aranan şey, ortak akıldır ve katılımcıların birbirlerini ikna ederek geliştirecekleri ortak akıl, arama konferansının her aşamasında, "beyin fırtınası" tekniği ile aranır ve bulunur.


(Yeni Asır, Aralık 1996, "İzmir 2010",
  Hazırlayan: Beyhan Kurtuluş Parlakyıldız)
  

| Kategori:IZMIR 2010 | Yorum yaz! Bağlantı


2/10/2008

İzmir'de olanaklar çok geniş



İzmir kent
potansiyeli:

* Neredeyse yılın 365 günü de güneşli!
* Hinterlandı çok geniş.
* Telekomünikasyon sistemi, teknolojik olarak Avrupa'dan ileride.
* 6 üniversitesi var, eğitim düzeyi yüksek.
* Hava, deniz ve kara ulaşımı bağlantısı yoğun.
* İnsanları sıcakkanlı, sevecen ve misafirperver.
* Ucuz ve temiz doğal ve tarihi zenginliklerle dolu.
* Ege Bölgesi'nin merkezi.
* Tekstil, konfeksiyon, deri, boya başta olmak üzere sanayisi gelişmiş.
* Çok sayıda modern sağlık kuruluşuna sahip.
* Kaplıca turizminin de gözdesi.
* Her bütçeye uygun konaklama tesislerine sahip.


(Yeni Asır, Aralık 1996, "İzmir 2010",
  Hazırlayan: Beyhan Kurtuluş Parlakyıldız)
| Kategori:IZMIR 2010 | Yorum yaz! Bağlantı


2/10/2008

1800'lerin Avrupalısı İzmir




İzmir 19. yüzyıl sonundan itibaren, kent siyasi mülkiyeti kime ait olursa olsun,  tam bir Avrupa şehriydi. Bir Avrupalı için bütün güzellikler İzmir'de toplanmıştı.  Osmanlı kentlerinin hiçbiri, İzmir'in Frenk mahallesinin marinası veya rıhtımındaki gezinti alanları kadar Avrupai değildi.

Rıhtımda akıp giden insan kalabalığı, Batı kültürünün kibar ve şık yaşamını sergiliyordu. Buradan kentin içerilerine doğru birkaç adım uzaklaşıldığında ise tam bir tezatla karşılaşılıyordu. B u görüntü ise tozlu bir tablo güzelliğindeki "doğu" manzarasıydı. Kentte herşey tatlı bir karışım halindeydi. Müslüman Türkleri, Yahudileri, Ermenileri, Rumları, Levantenleri ve Avrupalıları, kısaca "şark"ı ve "garb"ı yanyana görmek mümkündü.


(Yeni Asır, Aralık 1996, "İzmir 2010",
  Hazırlayan: Beyhan Kurtuluş Parlakyıldız)  
| Kategori:IZMIR 2010 | Yorum yaz! Bağlantı


2/10/2008

Doğaya egemen olmak



Doğayı anlayamadığı, olup bitenlere karşı önlem alamadığı dönemlerde insan, onun karşısında çaresizlik ve korku içindeydi. Modern bilim ve teknolojinin gelişmesiyle, bu korku ve çaresizlik, giderek yerini doğaya egemen olma anlayışına bıraktı. Bacon'ın çok sonraları ortaya koyduğu "Bilmek, egemen olmaktır" anlayışını binlerce yıl öncesinden örnek alırcasına insan, doğa karşısında sürekli onu tanıyarak daha güçlü olmaya çalıştı.

İzlediği yol gerçi doğru gibiydi ama doğaya giderek bu denli egemen olmanın beraberinde pekçok olumsuz sonuçlar da getirebileceğini düşünemedi ya da işine gelmediği için önemsemedi. Acı gerçekleri zamanla, bir bir yaşayarak öğrendi. Öğrendiği zaman da telaşa kapıldı ama artık geç kalmış durumdaydı. Çünkü doğaya egemen olduğu ölçüde zarar da vermişti.

Yine de "doğaya egemen olma", bugün hala etkinliğini sürdürüyor ve bu durumun doğurabileceği acı sonuçlardan dolayı, insanlık hem bugün hem de gelecek adına ciddi endişeler duyuyor. Kısacası doğayla ilişkileri konusunda başa, henüz doğayı anlamakta güçlük çektiği dönemlere dönmüş gibi bugün. Tıpkı o dönemlerdeki gibi ürkek ve endişeli. Çünkü doğa giderek tükeniyor.

Doğanın tükendiği bir gerçek ama insanlık da bunu karşısında öyle eli kolu bağlı oturmuyor. Bütün bu endişeler, gelecek için sürekli olarak yeni arayışlara yol açıyor...    


(Yeni Asır, Aralık 1996, "İzmir 2010",
  Hazırlayan: Beyhan Kurtuluş Parlakyıldız)
| Kategori:IZMIR 2010 | Yorum yaz! Bağlantı


Sihirli Yazılar

Son Yazılar

Kategoriler

Bağlantılar

GetRank - Webmaster and Seo Tools