Sihirli Yazılar
-

15/12/2008 · Kategori: DUNYA MUTFAKLARI (WORLD CUISINE)

KÖRİLİ SEBZE KEBABI (Vejetaryen Mutfağı'ndan)




---- 4 Kişilik ----


Malzemesi:

Kebaplar için:
* 8 adet küçük patates
* 1 adet küçük patlıcan
* Kalın halkalar halinde doğranmış 1 adet kabak

Yoğurtlu sos için:
* 150 ml. yoğurt
* 1 yemek kaşığı kıyılmış taze nane veya 1 çay kaşığı kuru nane
* 1 çay kaşığı kimyon
* 1 çay kaşığı kişniş
* Yarım çay kaşığı kırmızı biber
* Bir çimdik zerdeçal
* Bir çimdik zencefil
* Tuz, biber

* Yanında pide ekmeği
* Taze nane filizleri
 

Yapılışı:

Baharatlı yoğurt sosunu yapmak için yoğurt, nane, kimyon, kişniş, kırmızı biber, zerdeçal ve zencefili karıştırın. Tuz ve biberle baharatlandırın. Üzerini kapatıp bir kenara ayırın. Patatesleri yumuşayana dek kaynatın. Bu arada, patlıcanı kalın halkalar halinde doğrayarak bo bol tuzlayın. 10-15 dakika, patlıcanın acısının çıkması için bekletin. Daha sonra durulayarak süzün. Patatesleri de süzün.
Sebzeleri 4 adet metal ya da tahta şişe geçirin. Tahta şiş kullanıyorsanız, 30 dakika boyunca ılık suda bekletin. Şişleri  tabağa yerleştirin ve üzerlerine yoğurt sosunu dökün. Kapak kapatıp, pişirilene kadar bekletin. Pide ekmeğini alüminyum folyo kağıdına sararak barbeküde ısıtın. Şişleri de kalan yoğurda bulayarak, kavrulana dek barbeküde pişirin. Taze nane filizleriyle süsleyin. Ilık pide ekmeğiyle birlikte servis yapın.


(Yeni Asır, Mayıs 1997, "Dünya Mutfakları",
  Hazırlayan: Beyhan Kurtuluş Parlakyıldız)   

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

13/12/2008 · Kategori: DUNYA MUTFAKLARI (WORLD CUISINE)

DAMLA GÖZLEME (Akdeniz Mutfağı'ndan)




Her tür meyve ve sebze çeşidinin bol bol bulunduğu Akdeniz ülkelerinin mutfakları, yemek kültürü açısından çok zengin. bir de buna Akdeniz'deki balıkların çeşitliliği eklenince, zenginlik iyice büyüyor.

Ilıman bir iklime ve verimli topraklara sahip olan Akdeniz ülkelerinde bulgurdan pirince, patlıcandan domatese, incirden muza kadar herşey yetişiyor. Akdeniz mutfağında balığın yeri apayrı. binbir balık türünün bulunduğu Akdeniz'le çevrili ülkelerin balık yemekleri de çok çeşitli ve çok lezzetli.

Akdeniz mutfağında unlu gıdaların pek fazla yeri bulunmamasına rağmen gözlemenin tadı ve önemi bir başka. Akdeniz mutfağı içinde bulunan Fransız mutfağının en önemli özelliklerinden biri soslar. Neredeyse sossuz bir yemeğe rastlamak imkansız. Ayrıca Akdeniz mutfağında margarin yerine zeytinyağı ve çiçekyağı tercih ediliyor. Hoş kokulu fesleğen ve maydanoz, özellikle en önemli öğe. Şarap ve peynirin ayrı bir yeri var. Bunlar çoğu yemekte demirbaş gibi.  
 

Damla Gözleme  (6 Kişilik)

Malzemesi:

* Yarım kilo un
* 1 çorba kaşığı maya
* 2 tatlı kaşığı tuz
* 1 tatlı kaşığı şeker
* 1 su bardağı süt
* 1,5 su bardağı su

Üzerine:

* 3 adet domates
* 3 diş sarımsak
* Yarım demet maydanoz
* 1 tatlı kaşığı fesleğen
* 2 çorba kaşığı sıvı yağ

Yapılışı:

Un, maya, tuz, şeker, süt ve suyu karıştırın. Hamuru nemli bir bezle örtün. Kabardıktan sonra küçük parçalar kopartın. Merdane ile ince ince açıp yağsız tavada pişirin. Ayrı bir tavada sıvı yağ ile küçük küçük kestiğiniz domates, maydanoz, sarımsak ve fesleğeni kavurun. Bunu gözlemelerin üzerine koyarak servis yapabilirsiniz.


(Yeni Asır, Mayıs 1997, "Dünya Mutfakları",
    Hazırlayan: Beyhan Kurtuluş Parlakyıldız)
  





Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!

12/12/2008 · Kategori: DUNYA MUTFAKLARI (WORLD CUISINE)

PIRASALI PATATES KÖFTESİ (Vejetaryen Mutfağı'ndan)




--- 4 Kişilik ---

Malzemesi:

* 1 kg. patates
* 4 yemek kaşığı süt
* 60 gr. tereyağ veya margarin
* 2 adet ince doğranmış pırasa
* 1 adet ince kıyılmış soğan
* 175 gr. rendelenmiş cheddar peyniri
* 1 yemek kaşığı kıyılmış taze maydanoz
* 1 adet çırpılmış yumurta
* 2 yemek kaşığı su
* 90 gr. taze beyaz veya esmer ekmek içi
* Kızartmak için sıvı yağ
* Tuz, biber
* Garnitür için taze düz yapraklı maydanoz filizleri
* Yanında yeşil salata

Yapılışı:

Patatesleri az tuzlu kaynayan su içinde yumuşayana dek pişirin. Süzdükten sonra süt ve margarin ile ezerek püre haline getirin. Az tuzlu kaynayan su içinde pırasaları ve soğanı 10 dakika, yumuşayana kadar pişirerek süzün. Geniş bir karıştırma kabı içinde, pırasaları ve soğanı püre halindeki patates, peynir ve maydanozla birleştirin. Baharatı katın. Bir kapta yumurta ve suyu çırpın. Ayrı bir kaba da ekmek içlerini serpin.
Patates karışımından 12 adet yuvarlak köfte şekillendirin. Herbirinin üzerine yumurta karışımı sürerek ekmek içi serpin. Geniş bir tavada yağı kızdırın. Patates köftelerini 2-3 dakika boyunca kızartın. Maydanoz yapraklarıyla süsleyerek karışık yeşil salatayla birlikte servis yapın.  


(Yeni Asır, Mayıs 1997, "Dünya Mutfakları",
  Hazırlayan: Beyhan Kurtuluş Parlakyıldız)
 

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

6/12/2008 · Kategori: DUNYA MUTFAKLARI (WORLD CUISINE)

MISIR ÇORBASI (Vejetaryen Mutfağı'ndan)




Sadeyağın önemi ve yapılışı:


Tereyağının lezzeti ve besleyiciliği herkesçe malum. Ancak kolesterol yapması, damarları tıkaması nedeniyle özellikle orta yaşlardan itibaren tereyağından kaçınmak durumunda kalıyoruz. Oysa tereyağını sadeyağa dönüştürmek suretiyle hem lezzet ve besleyiciliğinden mahrum kalmaz hem de daha dayanıklı bir yağ elde etmiş oluruz.

Tereyağını sadeyağa dönüştürmek için:

Tereyağını bir miktar soğuk su ilavesiyle (örneğin 5 kg. kadar tereyağına 2 bardak su ekleyerek) ocağa koyun ve kısık ateşte yakmadan eritin. Eridikçe üzerinde biriken beyaz köpüğünü atın. Bu işlemi her seferinde yeniden su ekleyerek 3 kez tekrar edin. Beyaz köpük çıkması sona erince sade yağ oluşur. Böylelikle kolesterol yapan, damarları tıkayan, yapışkan köpüksü kısmı atmış ve vücudun temel gereksinimlerini karşılayacak öz yaşamsal gıdanın geriye kalmış olmasını sağlamış oluruz. Artık gerek mısır çorbasında gerekse diğer yemeklerde gücenle kullanabiliriz. Afiyet olsun.  

Mısır Çorbası (3 kişilik)

Malzemesi:

* 1 çorba kaşığı sadeyağ
* 2 çorba kaşığı un
* 350 gr. taze, dondurulmuş veya konserve süt mısırı
* Yarım lt. süt
* Yeterince su

Yapılışı:

Sadeyağı eritip unu ilave edin. Sürekli karıştırarak hafif pembeleştirin. Bu arada, mısırdan biraz ayırın. Geri kalan mısır ve sütü blendırda karıştırın. Bu karışımı pembeleşen una katın. sürekli karıştırarak kaynatın. İstediğiniz kıvama göre su ilave edin. Ayırdığınız tane mısırları da ilave edin. Mısırlar piştiğinde servis yapın.


(Yeni Asır, Mayıs 1997, "Dünya Mutfakları",
  Hazırlayan: Beyhan Kurtuluş Parlakyıldız) 



Kalıcı Bağlantı Yorum (10) Yorum yaz!

3/12/2008 · Kategori: DUNYA MUTFAKLARI (WORLD CUISINE)

VEJETARYEN MUTFAĞI




Vejetaryenler et yemeyi reddedip tüm gıdalarını sebze ve meyvelerle hayvansal ürünlerden karşılıyorlar. Et yemeyişlerini acıma duygusunun yanısıra, "Hayvan ölürken negatif duygularını maddeye dönüştürür. Böylece salgıladığı zararlı emzimler bizim vücudumuza girer." diyerek açıklıyorlar.


Dünyada hayli yüksek sayıda insan, bütün diğer seçenekleri bir kenara bırakıp vejetaryen beslenmeyi tercih ediyor. Bazen ahlaki nedenlerle, bazen sıhhi bazen de ekonomik nedenlerle vejetaryen beslenme tercih edilirken, bazı kişiler de  sırf bu tür yemeklerin tadını daha çok sevdikleri için vejetaryen olmayı seçiyorlar. 

Sebep ne olursa olsun kesin olan şu: Herkes "iyi" yemek sever ve vejetaryen yemekler de geleneksel et ve balık yemekleri kadar "iyi", hatta genellikle "daha iyi"dirler. Günümüzde sağlıklı beslenmek isteyenlerin, et ağırlıklı yemekler yerine sebze ve çeşitli bitkilerle hazırlanan yiyecekleri tercih etmeleri de vejetaryenlerin yaklaşımını destekliyor. Ancak vejetaryenliğin kişisel tercihim olmadığını,  tipik bir "otobur" değil de "etobur" olduğumu açıklamadan duramayacağım. Sağlıklı ya da değil, hiç et yenmeyen bir yaşam tarzı bana çok keyifsiz geliyor doğrusu. Yine de vejetaryenler için bu mutfak kültürünü tanıtmaya devam edelim.

 Kökeni dine dayalı

Vejetaryenliğin kökenleri bir bakıma dine dayanıyor. Dinsel ayinlerde arınma amacıyla et yememek birçok dinin rutinleri arasında yer alıyor.  Günlük yaşamda et yememeyi sürekli kılmak ise Doğu Akdeniz ülkelerinde ve Hindistan'da birbirinden bağımsız olarak, felsefi ve ahlaki yaklaşımlar sonucunda doğmuş. Hindistan'da insanın canlılara zarar vermemesi gerektiği inancından kaynaklanan et yememek, özellikle Budistler tarafından benimsenmiş. Çünkü dinsel açıdan ineklere duydukları saygı, et yemelerine engel oluyor. Budistliğin zaman içinde gerilemesine karşın, hiçbir canlıya zarar vermeme ideali, sonuçta et yememeye dönüşerek Çin'e ve Japonya'ya da yayılmış. 

İlk kez 1847 yılında İngiltere'de kullanılan "vejetaryen" kavramı yaygın inancın aksine İngilizce'deki "sebze" anlamına gelen "vegetable" sözcüğünden değil, Latince'deki "etkin", "canlı" anlamına gelen "vegetus" sözcüğünden türemiş. Besin türlerindeki sınırlamalara göre farklı tipleri bulunan et yemezleri günümüzde "vejetaryenler" diye anıyoruz.

"Vegan"lar sütü bile reddederler 

Bitkisel besinlerle birlikte, süt ve süt ürünleri ile beslenenlere "Laktovejetaryen" denirken, bitkisel besinlerin yanında sadece yumurta tüketenler "Ovavejetaryen" diye adlandırılıyor. "Laktoovavejetaryen"ler ise hem süt hem de yumurtayı bitkisel besinlerle birlikte tüketiyorlar. "Vegan"lar ise hiçbir hayvansal gıdayı diyetlerine sokmuyorlar. Bazı gruplar da etler arasında tercih yapıyorlar. Bunlar arasında en kalabalık grup, kırmızı et yemeyenler. Günümüzde daha sağlıklı bir beslenme biçimi olduğuna inandığı için vejetaryen olanların yanısıra, insanları sindirim sistemlerinin tamamen otobur olduğuna, böylece hayvanların yaşama haklarına saygı göstererek beslenebileceklerine inananların sayısı da oldukça fazla. Vegan beslenenler bu inancın yanısıra, hayvanları yaşarken sömürmeyi de reddederek süt, yumurta ve bal gibi ürünleri de yemiyorlar.  Hatta bazı küçük vejetaryen grupları, hayvanlar gibi bitkilerin de öldürülmesine neden olmadan sadece meyveler ve tohumlarla beslenmeyi tercih ediyorlar.            

Vejetaryenlere göre hayvanlar sadece okşamak, dokunmak için var; kesip parçalamak için değil. Evlerinde kedi köpek besleyip de diğer hayvanları yiyenler, ırk ayrımı gibi cins ayrımı yapmış oluyorlar. Hayvanlar ölüm sırasında ciddi bir şekilde negatif duygularını maddeye dönüştürüyorlar; birtakım enzimler salgılıyorlar.  Et yediğimizde ise bu enzimler bizim vücudumuza giriyor.

Diğer taraftan araştırmalar, vejetaryen ağırlıklı beslenen kabilelerde saldırganlık duygusunun ve vahşiliğin daha az olduğunu gösteriyor. Dünyadaki pek çok çizgi ötesi insan da vejetaryen.
İnsanın orijinal yapısı, tırnakları, dişleri, yemek borusu etobur olmaya değil, vejetaryen beslenmeye daha yatkın. Hayvanın et olarak yenen kısmı, kasları. 100 kilo yerine 150-200 kilo et elde etmek için hayvana erkeklik hormonu veriliyor. Oysa vejetaryen beslenmede böyle sorunlar yok. Çünkü tamamen doğal bir beslenme sözkonusu.

Ucuz, basit, sağlıklı

Vejetaryen beslenmenin faydalarından biri de daha ucuz ve basit olması. Ülkemiz de bir tarım olduğuna göre sebze ağırlıklı beslenme bize daha uygun. İngiliz doktorlardan oluşan bir grup diyetisyenin 4 yıl süren çalışmalarında, insanlığın ölümüne yol açan 18 hastalığın kırmızı et yiyenlerde görüldüğü saptanmış. Kısacası vejetaryen yemekler dengeli beslenmeyi sağlıyor. Özellikle soya lezzeti, besin değerleri, koruyucu etkileri ve ucuzluğuyla bu tip beslenmenin gözdesi olma konumunda.

Vejetaryenlerde bazı kanser türleri, kalp ve damar hastalıkları, diabet türleri gibi hastalıklara yakalanma oranı daha düşük. Bunun nedeni vejetaryen diyetinin, vejetaryenlerin kilolarını korumalarına yardımcı olması. Akciğer kanserinin vejetaryenlerde az olmasının nedeni, "betakaroten" adlı maddeyi içeren sebze ve meyve tüketiminin fazla olmasına bağlanıyor. Bağırsak kanserinde vejetaryenleri şanslı kılan faktörler lifli gıdaların çok tüketilmesi, yağ ve kolesterolün az alınması ve kafeinli içeceklerden uzak durulması olarak öngörülüyor.

Vejetaryen besinler son derece sağlıklı ve iyi dengelenmiş bir diyet için gerekli olan bütün önemli vitamin, mineral, protein, karbonhidrat ve yağları sağlayabiliyor. Daha çok meyve, sebze, hububat ve baklagiller yenmesi teşvik edildiği için de diyet, asıl enerji ve lif kaynağı olan karbonhidrat kompleksi açısından zengin ve bu kompleks de vücudu enerjik ve sağlıklı tutmaya yarıyor.

Hep tartışılır ama vejetaryen diyetinden yeterli miktarda protein temini sorun değil. Protein içeren pek çok vejetaryen besin var. Yumurta, peynir, süt, fındık ve fasulye, soya ürünleri gibi.  Vücudun ihtiyaç duyduğu proteini tam olarak sağlamak için bu ürünlerden bol bol aldığınızdan emin olun. 

Vejetaryen diyet izlemenin diğer bir yararı da yağ düzeyinin oldukça düşük olması. Diyetinizdeki ana yağ kaynakları  sebzeler, fındık ve zeytinyağı, süt ürünleri ve bu malzemeleri içeren bütün ürünler olacaktır.  Bu nedenle zayıflamak isteyenler, yağlı yiyeceklere dikkat ederlerse, vejetaryen diyet izleyerek kilo verebilirler.

Bütün yemeklerde malzeme seçimi büyük önem taşır. Yani malzemeler taze ve kaliteli ise lezzetli yemek yapma yolundasınız demektir. Bu durumda yemeklerin sadece tadı güzel olmakla kalmayacak; görünümleri, kokusu ve besin değerleri de aynı şekilde olacaktır.


(Yeni Asır, Mayıs 1997, "Dünya Mutfakları",
  Hazırlayan: Beyhan Kurtuluş Parlakyıldız)        

Kalıcı Bağlantı Yorum (6) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »