4/4/2009

7-11 yaş arası çocuğun cinsel eğitimi

Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Ben nerden geldim?..  Nasıl doğdum?.. Cinsellik ne demek?..  Seks ne demek?.. Doğum nasıl olur?..  Bebek anne karnına nasıl girer, nerden çıkar? Sünnet nasıl olur, ne kadar kesilir? vs...

Her anne ya da baba,  günün birinde çocuğunun cinsellikle ilgili sorularına maruz kalacaktır. Yani bundan kaçış yok... İyi hatırlıyorum, kızım bu konudaki ilk sorusunu 8 yaşındayken sormuştu. TV'de RTÜK'ün bir bildirisi geçiyordu. Çok uzun bir bildiri, içinde tek bir "cinsellik" sözcüğü... Birden bana dönüp "Cinsellik ne demek?" diye sordu. Gerçekten hazırlıksızdım, ne diyeceğimi şaşırdım, "O kadar yazı içinde neden bunu sordun ki şimdi?" diye soruya soruyla yanıt verme yoluna gittim. O da haklı olarak " Ee, bilmediğim tek sözcük o da ondan" dedi. :)  Laf karıştırdım, o da telefona sarılıp babasını aradı. Babasının gerçekten de çok işi vardı o an. "Şu an işim var, akşam evde anlatırım" demiş. Tabii, akşam evde öyle birşey konuşulmadı.  Kızım  sorusunu unuttu ve işimize öyle geldiği için ne ben ne de babası bu konuyu açmadık. Uzun bir süre de böyle bir soruyla karşılaşmadık. Elbette tavrımızla gurur duymuyorduk ama dediğim gibi birgün bu gibi sorularla karşılaştığımızda nasıl yanıt vermemiz gerektiği konusunda önceden bir hazırlığımız yoktu.

Bu vartayı böylece atlattık ama bir yandan da bu tür soruları geçiştirmenin çocuğun cinsel gelişimi açısından doğru olmadığını iyi biliyorum. Yani çocuğun sorularına doğru yanıtlar vermek gerek. Çünkü vermezsek bir şekilde okuldan, arkadaş çevresinden yarım yamalak birtakım bilgiler edinecektir ve belki de öğrendikleri onu ürkütüp cinselliği korkunç birşey gibi algılamasına yol açacaktır ki bu da cinsel gelişimi açısından zararlı olacaktır.

Öyleyse tamam, bilgi verelim ama nasıl? Yani ilkokul çağındaki bir çocuğa cinsellik nasıl anlatılır?  Neyi, ne kadar, nasıl anlatmalı? Tarzımız ve kullandığımız sözcükler çok önemli olabilir. Çocuğun merakını gidermeye yetecek kadar bilgi vermeli ama gereğinden fazla da vermemeli. Yaşına göre davranmalı. Gereğinden fazla verilen bilgi de zararlı olabilir. Kısacası dengeyi iyi kurmalı. AÇEV'in programında bize öğretilenlerin ışığında şunları söyleyebilirim: Birinci önemli nokta; çocuğa yalnızca sorduğu kadar bilgi verin, ne eksik ne de fazla. İkinci önemli nokta; çocuk cinsellikle ilgili soru sorduğu zaman paniklemeyin, utanmayın ya da utandığınızı belli etmeyin, doğal davranın. Biz yetişkinler, böyle bir soruyla karşılaştığımızda doğal davranmayabiliyoruz çünkü direkt olarak "yetişkin cinselliği" aklımıza geliyor. Her soruyu "yetişkin cinselliği" şeklinde algılama eğilimimizden vazgeçersek daha rahat edeceğiz. Çünkü örneğin "Ben nasıl doğdum?" gibi bir soruyu yetişkin cinselliğini çok fazla vurgulamadan, bilimsel cümlelerle anlatmak da mümkün.  Ve üçüncü önemli nokta; anlatırken cinsel organların bilimsel adlarını kullanın. Yani artık çocuğunuza "küçük çocuk" gibi davranmaktan vazgeçmenin zamanı geldi. Bu nedenle dişi cinsel organı için "kutu", "karanfil",  erkek cinsel organı için "pipi" vs. demek yerine "vajina", "penis" şeklindeki bilimsel adları kullanın. 

Kızım zamanla başka sorular da sormaya başladı elbette. Özellikle TV'de seyrettiği diziler soruları üzerinde etkili oluyor. Daima RTÜK'ün +7 yaşa önerdiği dizileri seyrettiği halde, bu diziler içinde de cinselliği anımsatan sözcükler geçebiliyor ve o da bilmediği bu yabancı sözcüklerin anlamını merak edip soruyor doğal olarak. Örneğin geçenlerde "Yalancı Romantik" dizisinde, başroldeki erkeğin karısına (prezervatifi kastederek) "Bizim yağmurluklar nerde?" diye sorması kızımın gözünden kaçmadı. "Neden yağmurluk istedi? Evin içinde yağmur yağar mı?" diye soruverdi!  Bugün de "Kavak Yelleri" dizisinin fragmanında, Aslı'nın "Beni zorla bekaret kontrolüne götürmek istediler" diye ağladığını görünce, "Anne, nereye   götürmek istemişler?" diye sormaz mı! Üstelik devamı da geldi: "Anlamadım, bekaret kontrolü ne demek ki? " !..  Meğer, "bekaret" sözcüğü de dikkatinden kaçmamış! Zamane çocukları her ayrıntıyı kolayca yakalıyorlar. Ben 5 yaşındayken, bana da bebeğin anne karnında büyüdüğünü, zamanı gelince de doktor tarafından dışarı çıkartıldığını söylemişlerdi de çok küçük olduğum için "İyi de bebek oraya ufakken nasıl giriyor da sonra büyüyor, doktor dışarı çıkartıyor? Önce girmesi gerekmez mi?" diye sormak aklıma gelmemişti.  Yani bu kadar bilgi benim için yeterli olmuş, aklımda soru işareti kalmamıştı o an için. Ama 10 yaşındaki kızım için bu kadarı yeterli olmuyor tabii ki, bunu da  sormayı da ihmal etmiyor!  Yaş büyüdükçe soruların kapsamı genişliyor, buna paralel olarak yanıtların da kapsamının genişlemesi gerekiyor. 10 yaşındaki çocuğunuza gereğinden az bilgi verirseniz, soru işaretlerini tam olarak silemiyorsunuz. Ama 5 yaşındaki çocuğunuza da çok fazla bilgi vermeniz gerekmez. Daha az bilgi onun için yeterli olacaktır. Aksi halde aklını karıştırabilirsiniz.  Sonuçta, ben kızım için şöyle bir yol izledim: Aşağıda kaleme aldığım "Ben nasıl doğdum?" yazısını getirip önüne koydum. Biraz bilimsel bir yazı (öyle de olmalı zaten) ama 10 yaşındaki bir çocuğun anlayabileceği bir dille yazılmış. "Hani sen nasıl doğduğunu soruyorsun ya, bunu oku, anlamadığın sözcükler varsa sor, açıklayayım" dedim. İlgiyle okudu ve hiçbirşey sormadı. Ya anlamadığı birşey yok ya da şu an öğrenmek istediği başka birşey yok. O halde şimdilik yapacağımız başka birşey kalmamış demektir. Unutmayın: Sadece sorduğu kadarına yanıt verilmeli. Sormadığı birşeyi gereksiz yere anlatmaya çalışmayın.  Hiçbirşey sormuyorsa daha zamanı gelmemiş demektir. Durduk yerde yanınıza çağırıp cinsel bilgi vermeye çalışmayın.

Ancak 10 yaşlarındaki bir kız veya erkek çocuğun artık ergenlik dönemi hakkında bilgi almış olması kesinlikle gerekli. Eğer bu konularda hala birşey bilmiyorsa,  geç kalmadan anlatmalı. Bedeninde meydana gelecek fiziksel değişikliklerden, yaşayacağı yeni ve farklı olaylardan  (koltuk altında ve cinsel organlarda  tüylenme, kızlarda adet kanaması, erkeklerde ıslak rüyalar vb.)  bir an önce haberdar olmalı ki başına geldiğinde hazırlıklı olsun, korkmasın, ne yapacağını şaşırmasın. Yani ergenlik dönemi hakkında bilgi vermek için soru sormasını beklememize gerek yok.

AÇEV'in programına katılan hanımların birçoğunun cinsel konular hakkında pek de bilgi sahibi olmadığını gördüğümde doğrusu biraz şaşırdım.  15-20 yıllık evli, her biri 2-3  çocuk sahibi hanımların bazıları, adet kanamasının nedeninin döllenmemiş yumurtanın dışarı atılması olduğunu, kondomun prezervatif ile eşanlamlı olduğunu vb. bilmiyorlardı. Birçoğu, çocukken ya da gençken kendilerine hiçbir cinsel bilgi verilmemiş olmasından şikayetçi idiler. Bunun handikaplarını yaşadıklarını dile getirdiler. Kimi adet kanamasından habersiz olduğu için başına geldiğinde korkuya kapılmış olduğundan, kimi de evlendiğinde yoğun bir ilk gece korkusu yaşadığı için cinsel birleşmeyi gerçekleştiremeyip doktora gitmek zorunda kaldığından, kimi gerçekleştirdiği halde gelen kan miktarının "normalden az" olduğunu sanarak doktora koştuğundan vs. bahsetti.  Kimi hiçkimseyle flört edemeden evlendirildiğinden, kimi de evde cinsel konuları hiç konuşamamış, hiç soru soramamış olmanın içinde kalmasından... Hepsi de son derece kararlı annelerdi. Çocuklarının kendileri gibi değil, her konunun açıkça konuşulabileceği, çekinmeden sorulara yanıtlar alınabileceği bir ortamda yetişmelerini isteyen bilinçli anneler. Zamanında edinememiş oldukları cinsel bilgileri hiç olmazsa şimdi edinerek çocuklarına doğru bir şekilde aktarmayı, böylece sağlıklı bir nesil yetiştirmeyi amaç edinmiş, çocukları için çırpınan anneler...   

Benim bu programa katılmamın en önemli nedeni ise çocuğuma cinsel bilgileri nasıl vermem gerektiği konusunda bir yol göstericisine ihtiyaç duymamdı.  Katılmasaydım, kitaplardan ya da internetten araştıracaktım. İşte benim gibi çocuğuna nasıl cinsel eğitim vereceği konusunda kafası karışık olan anne babalara rehber olması için bu yazıyı sizlerle paylaşmak istedim. Umarım bir parça olsun faydalı olur. Çocuk yetiştirmek kolay iş değil. Güçlüklerle dolu bu yol hepimize kolay gelsin...


Image Hosted by ImageShack.us
Hayır, seni internetten indirmedik. Sen doğdun.

Ben nasıl doğdum?
Kadınlar nasıl hamile kalır?


Bebeğin oluşması ve büyümesi için kadın ve erkek, yani ikisi de önemlidir. Erkeklerin vücudunda sperm, kadınların vücudunda da yumurtalar vardır. Bebeğin oluşması için kadının yumurtası ile erkeğin spermi anne rahminde birleşir. Kadınların vajina / hazneleri vardır. Penis hazneye girdiğinde, spermler penis yolu ile hazneye dökülür.  Daha sonra rahim ağzından ilerleyerek rahme girerler. Sperm ve yumurta birleştiğinde yeni bir hücre oluşur. Bu hücre büyüdüğünde bebek olur.

Bebek kadının rahminde gelişir, büyür. Yaklaşık 9 ay sonra bebek artık annesinin karnındaki özel bölmeden çıkmaya hazırdır. O zaman da doğum başlar.

Bebek nasıl büyür?

Bebek annenin karnındaki bu özel bölümde gelişir, büyür. Bebek büyürken plasenta denen bir doku oluşur. Bebeğin göbeğinden çıkan göbek kordonuna bağlı olan plasenta yoluyla bebek annesinin kanından oksijeni ve büyümesi için gerekli diğer besinleri alır.

Bebek kız mı yoksa erkek mi olacak?

Babanın spermi bebeğin cinsiyetini belirler. Bazı spermler kız bebek, bazı spermler ise erkek bebek yapabilir. Babanın erkek bebek yapan spermi annenin yumurtasıyla birleşirse bebek erkek, kız bebek yapan spermi birleşirse bebek kız olur.

Bebek nasıl doğar? 

Yaklaşık 9 ay sonra bebek artık annesinin karnındaki özel bölmeden çıkmaya hazırdır. O zaman da doğum başlar. Vajina bebeğin çıkabilmesi için genişler. Anne de çok sıkı iterek bebeğin çıkmasına yardımcı olur. Bu sırada doktor ya da ebe de anneye yardım edebilir. Doğumda annenin canı biraz yanabilir ama doğum sonrasında
yapılacak bazı egzersizlerle bu acıyı azaltmak mümkündür.

Not: Ben bu bilgilere ek olarak sezaryen doğumdan da bahsetmeyi uygun gördüm. "Bazı durumlarda bebek "sezaryen" denilen bir ameliyat ile annenin kasık bölgesine açılan bir kesikten çıkarılır" gibi...  



Image Hosted by ImageShack.us
Sünnet

Sünnet dinsel inançlar ve gelenekler doğrultusunda yapılan bir uygulamadır.

Sünnet için en uygun zaman doğar doğmaz ya da doğumu takip eden gün içinde yapılmasıdır. Bu dönem atlatılmışsa çocuğa sünnet olmadan önce, yaşına göre, korkutmadan sünnet olayını anlatmak gerekir. Çocuk sünnet olduğunda cinsel organının kesileceğinden ve pipisinde bir eksiklik olacağından korkar. Örneğin sünnet olduktan sonra "Ben eski pipimi istiyorum" diye tutturan çocuklar vardır. Çocuğun anlayabileceği şekilde  pipisinde bir eksiklik olmayacağı ve sadece ucunda bulunan deri parçasının alınacağı anlatılmalıdır. Kesinlikle "sünnet" ile korkutulup tehdit edilmemelidir. Örneğin "Sen sünnet olunca görürsün" gibi. Sünnetin sağlıklı bir şekilde ve bir uzman tarafından yapılması önemlidir çünkü olabilecek bir yanlışlık çocukta kalıcı psikolojik ve bedensel sorunlar yaratabilir. 

Cinsel gelişim açısından çocuğun cinsel organları ile daha ilgili ve meraklı olduğu 2-7 yaş arası sünnetten kaçınılmalıdır. Erkek çocuklar kadar kardeşi veya ağabeyi sünnet olan kız çocuklar da "sünnet"ten etkilenebilirler. Toplumumuzda sünnet, erkek çocuğun büyüdüğünün, olgunlaştığının kanıtlanması biçiminde yorumlanmakta, ona armağanlar verilerek bu olay kutlanmaktadır. Sünnet kutlamalarında kız çocuk evde kendini dışlanmış veya kötü hissedebilir. Bu durumda anne ve babanın kız çocuk ile konuşması, destek vermesi gerekebilir. 



----"Ben nasıl doğdum?" ve "Sünnet" bölümleri AÇEV'in Anne Destek Programı'nda tuttuğum notlardan aktarılmıştır----
| Kategori:COCUK GELISIMI _CHILD DEVELOPMENT_ | Yorum yaz! Bağlantı


2/4/2009

Dayak, ceza ve çocuk istismarı

Çocuk istismarına son
Image Hosted by ImageShack.us
Dayak ve cezanın zararları

 
Anne babaların çocukların olumsuz davranışlarına gösterdikleri tepkilerde zaman zaman farklılıklar olabiliyor. Bazen daha sabırsız ve sert davranabiliyorlar.  İşte bu gibi durumlarda çocuğun gelişimi nasıl etkilenebilir?

Çocuk yetiştirmenin amacı çocuğu ceza ile sindirip ıslah etmek değildir. Amaç çocuğa uyumlu, sorumlu ve saygılı davranış yollarını öğretip çocuğun kişiliğinin sağlıklı bir biçimde gelişmesini desteklemek ve aynı zamanda çocuğun hem kendi haklarını hem de başkalarınınkini gözetip vicdanlı bir kişilik geliştirmesini sağlamak olmalıdır. 

Dayak ve duygusal (sözlü) cezalar (sözle hor görmek, sevgiyi esirgemek, azarlamak, korkutmak, tehdit etmek, alay edip küçümsemek, beddua etmek, küsüp konuşmamak, aldırmaz şekilde davranmak, bodruma kapatmak v.b.) hem çocuğun iç-denetim geliştirmesini engeller hem de kişilik gelişimini olumsuz etkiler.

Çocuğu dövmek ya da cezalandırmak niçin iç-denetimi ve gelişim alanlarını olumsuz etkiler? 

1. Çocuk yaramazlık yaptığı zaman dayak yerse, yaptığının karşılığını ödemiş demektir. Yaptığı olumsuz davranış hakkında düşünmeye fırsat bulamadan dayak yer. Yaptığı davranışın neden hatalı olduğunu bilemez. Ona yaptığını düzeltmek, kötü sonuçlarını düşünmek fırsatı verilmemiştir. Bu durumda çocuk o davranışı yeniden yapabileceğini düşünür ve davranışı tekrar eder.  

2. Dayak yiyen çocuk anne babasına kızar. Çocuk kendi yaptığı şeyin kötü olduğunu anlayıp kendine kızacağına kendini dövene kızar, onu suçlar.

3. Çocuk anne babasından daha güçsüz  ve acizdir. Bu şekilde kendinden güçlü birinden dayak yemek onu utandırır, çevresine ve kendisine karşı güveni azalır.

4. Çocuk anne babasını taklit eder ve sorunlarını dayakla, kaba kuvvetle çözmeyi öğrenir. Kızdığı zaman o da başkalarını döver. Böylece fiziksel ceza çocuğa vicdanlı olmayı değil, saldırgan olmayı öğretir. Dayağa alışan çocuk başkalarıyla sürtüşmesini sözle halledemez, o da dayak ve şiddete başvurur.   

5. Çocuk dayak yememek için yalan söylemeye yönelir.

Bu şekilde davranışları hep dışarıdan kontrol edilen, kötü davranışları üzerinde düşündürülmeyen, açıklama yapılmayan çocuk anne babası olmayınca davranışlarını kontrol edemez. Sürekli dışarıdan birinin davranışlarını kontrol etmesine ihtiyacı olur. Oysa biz çocuğumuzun yanında olmadığımız zamanlarda da istenmeyen, kabul edilmeyen davranışları yapmamasını istiyoruz. Bu da ancak çocuğun kendi kendini kontrol etmesiyle mümkündür. Buna iç denetim diyoruz. İç denetim, istenmeyen davranışların yanlış davranışlar olduğunu çocuğu ikna ederek pişmanlık duyurma yöntemi ile elde edilir.  

Image Hosted by ImageShack.us
 Disiplin, kalıcı yara izleri bırakmamalı.
Çocuk istismarı,  çocuğun bütün bir ömrüne gölge düşürür.  (Herbert Ward)   
Image Hosted by ImageShack.us
Örnekler

Böyle yapacağınıza...
(Çocuk mağazada raflardaki kutuları karıştırıyor. Açmaya çalışıyor.)   
Anne: "Babana söyleyeceğim. Görürsün."
Çocuğunuza seçenek sunun.
Anne: "Bana alışveriş listesindeki malzemeleri bulmama yardım et ya da dışarda bekleyebilirsin."

Böyle yapacağınıza...
(Çocuk mağazada raflardaki kutuları karıştırıyor. Açmaya çalışıyor.)
Anne: "Bir daha bunu yaptığını görürsem seni döveceğim."
Çocuğunuza davranışının sonucunu açıklayarak gösterin.
Anne: Kutuları bu şekilde ellediğinde onlara zarar verebilirsin ve bu malzemeleri almak zorunda kalabiliriz."

Böyle yapacağınıza...
(Çocuk mağazada raflardaki kutuları karıştırıyor. Açmaya çalışıyor.)  
Anne: "Allah cezanı versin, başka ne diyeyim."
Çocuk davranışının sonucunu yaşasın.
(Çocuk kutuları bozar. Görevli ona kızar.)

Image Hosted by ImageShack.us
Çocuk olmak, acı vermemeli.
Çocuğunuza davranışının sonucunu yaşatın (doğru bir örnek)
(Anne alışverişe çıkacaktır.)
Çocuk: Ben de seninle gelmek istiyorum.
Anne: Bugün değil.
Çocuk: Neden izin vermiyorsun?
Anne: Sen söyle.
Çocuk: Çünkü dün alışverişte seni üzdüm. Herşeyi elledim.
Anne: Evet doğru, daha önce seninle bu konuyu kaç kere konuştuk.
Çocuk: Özür dilerim, bu defa son. Lütfen...
Anne: Hayır. Bugün alışverişe yalnız gideceğim.


Çocuk istismarı

Çocuğa zarar vermek amacıyla yapılan, onun gelişimini engelleyen her türlü davranışa "çocuk istismarı" denir. Bu davranışlar fiziksel, duygusal, cinsel ya da ekonomik olabilir. 

Fiziksel istismarın en belirgin örneği dayaktır. Çocuk sadece evde değil, okulda veya işyerinde de fiziksel istismara uğrayabilir, beden sağlığı zarar görebilir.

Duygusal istismar çocuğu aşağılama, korkutma, tehdit, suça yöneltme, yalnız ve sevgiden yoksun bırakmadır.

Cinsel istismar çocukların yetişkinler tarafından cinsel uyarım ve doyum için kullanılmalarıdır. Kan akrabalığı, birbirleriyle evlenme yasağı olan kişiler arasındaki cinsel ilişki yasağına ters davranışlara da ensest denir.   

Ekonomik istismar çocuğun, gelişimini engelleyici, haklarını ihlal edici işlerde veya düşük ücretle çalıştırılmasıdır. Çocuk işçiliği ve çıraklık kuralları yasalarla saptanmıştır.

Bu başlıkta sayılan davranışlar, suç niteliği taşırlar.

Çocuk istismarına örnekler

* Sözlü istismar
* Gereksiz yere çocuğa sataşmak, kızdırarak eziyet etmek
* Çocuğa pornografik film veya yayın göstermek
* Çocuğa dokunulması uygun olmayan yerlerinden dokunmak
* Çocuğu uygunsuz yerlerden dokunmaya zorlamak
* Çocuğu cinsel doyum amacıyla kandırarak kullanmak
* Başka konulara sinirlenip çocuğu dövmek ya da incitmek yoluyla rahatlamaya çalışmak
* Çocuğun özgüvenini yıkmak
* Çocukla temizliği, beslenmesi, giyinmesi gibi temel ihtiyaçlarıyla ilgilenmemek
* Çocuğu hizmetçi olarak kullanmak
* Çocuğu dinlememek
* Çocuğun duygusal ihtiyaçlarını ihmal etmek
* Eğitim ve oyun için ayrılması gereken zamanda çocuğu bunlardan mahrum ederek hizmet ettirmek
* Çocuğun okulda dövülmesi ya da çocukla alay edilmesi
* Çocuğun tıbbi ihtiyaçlarını ihmal etmek
* Çocuğun eğitim ihtiyacını ihmal etmek
* Çocuğu gözetmemek, yalnız başına bırakmak

Bir istismar olayı öğrenildiğinde ne yapılmalıdır?

Image Hosted by ImageShack.us
Çocuk istismarını ihbar etmek herkesin görevidir

Devlet, çocuğun istismar edilmesini önlemekle yükümlüdür.  İstismar eylemi, yasaların suç saydığı davranışlardır.  Bu durumda savcılığa başvurulur. Bu başvuruyu herkes yapabilir. Çocuğun hemen koruma altına alınması gerekiyorsa, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu ve valiliğe başvurulur.

Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğü (Ankara) tel: 0312 229 35 51 - 52 


Kaynak: AÇEV Anne Destek Programı ders notlarım, Ocak 2009


 

| Kategori:COCUK GELISIMI _CHILD DEVELOPMENT_ | Yorum yaz! Bağlantı


26/3/2009

Çocukla iletişimde engeller

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us
Anne babalar, çocuklar bir sorun -  sıkıntı yaşadıklarında çocuğa soru sorarak ya da öğüt vererek sorunların çözüleceğini düşünürler. İlişkilerin sağlam temellere oturması için tabii ki anne babalar çocuklarıyla konuşmalı ve çocuklar da anne babalarıyla konuşma gereğini hissetmeliler. Ancak bütün iyi niyetlere rağmen bazı yaklaşımlar sorunu çözmek yerine sorun yaratama şekline dönüşebilir veya çocukla anne baba arasındaki iletişime engel oluşturabilir. 

Önemli bir sorunla karşılaşan çocuğa genellikle gösterilen yaklaşım türleri aşağıda sıralanmıştır. Bu tür yaklaşımlar özellikle önemli sorunların yaşandığı anlarda tam tersi tepki yaratıp "engel" haline dönüşebilir ve çocuğa yardım amacıyla söylenen sözler sorunu içinden çıkılmaz bir hale dönüştürebilir. Oysa çocuğunuz size bir sıkıntısını anlatırken onu sadece dinlemeniz yeterlidir.

Genel olarak kullanılan ancak iletişimde engel yaratabilen yaklaşım türleri:

1. Emir vermek, yönetmek
Örnek:  Başka anne babaların ne yaptığı umurumda değil, sen eve en geç saat 7'de geleceksin.
                 Annenle bu şekilde konuşma.
                 Şikayet etmeyi bırak.

2. Tehdit etmek, gözdağı vermek
Örnek:  Eğer yatağa hemen gitmezsen dayağı yiyeceksin.
                 Geçen gün ağladığında başına gelenleri biliyorsun değil mi?

3. Yargılamak, eleştirmek, suçlamak
Örnek:  Sen çok pis bir çocuksun.
                 Her zamanki gibi yine hatalısın.
                 Sen çok düşüncesizsin.

4. Ad takmak, alay etmek, utandırmak
Örnek:  Korkak sen de.
                 Kocaman çocuk oldun, hala bebek gibi ağlıyorsun.

5. Karşılaştırmak - kıyaslamak
Örnek:  Bak ablan ne güzel yemek yiyor.
                 Ayşe Hanım'ın kızını gördün mü? Bütün dersleri pekiyi. Bir de senin karnene bak.

6. Vaaz vermek, ahlak dersi vermek
Örnek:  Sen her zaman öğretmenlerine saygılı olmalısın.
                 Biri birşey okurken rahatsız edilmez.

7. Öğüt vermek, çözüm ve öneri getirmek
Örnek:  Arkadaşınla kavga etmek istemiyorsan ondan uzak dur.
                 Sınıftaki diğer kızlarla arkadaşlık et.

8. Öğretmek, nutuk çekmek, mantıklı düşünceler önermek
Örnek:  Bak evladım, sen dünyada neler olduğunu anlamak için daha çok küçüksün.
                 Ben senin yaşındayken evin tüm işlerini yapardım. 

9. Övmek, iltifat etmek, pohpohlamak
Örnek:  Sen dünyanın en güzel kızısın.
                Sen sınıfın en akıllı öğrencisisin. 
                Senin kadar beceriklisi yoktur.

10. Yorumlamak, analiz etmek, tanı koymak
Örnek:  Sen bunu sırf ilgi çekmek için yapıyorsun.
                 Sen onu kıskanıyorsun.
                 Okulda arkadaşlarınla iyi geçinemediğin için bunu yapıyorsun.  

11. Güven vermek, desteklemek, avutmak, teselli etmek
Örnek:  Kendini bu kadar kötü hissetme, herşey zamanla yoluna girer.
                Bir tek sen değilsin dert etme, tüm çocuklar bu devreden geçer.
                Hiç endişelenme, herşey olacağına varır.

12. Soru sormak, sınamak, çapraz sorgulamak
Örnek:  Böyle hissetmeye ne zaman başladın? Neden okuldan nefret ettiğini düşünüyorsun?
                 Ne kadar çalıştın? Sadece bir saat mi? Eh, o zaman sınavdan anca geçersin.
                 Bu fikri kafana kim soktu şimdi? Okula devam etmezsen ne yapacaksın?

13. Oyalamak, dikkatini dağıtmak, şakacı davranmak, konuyu dağıtmak
Örnek:  Boşver şimdi  bunları, gel seninle şu programı seyredelim.
                 Bunları masa başında konuşmayalım.
                 Haydi güzel şeylerden konuşalım. 
  

Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Hatırlayın

* Karşınızdaki kişiyi dikkatli bir şekilde can kulağıyla dinleyin, düşüncelerini ve duygularını ifade etmesi için fırsatlar tanıyın.
* Karşınızdaki kişinin sorunları ve duyguları da aynen sizinkiler gibi tartışılamaz ve saygı duyulmalıdır.
* Kendinizi ifade etmek için doğru zamanı kollayın. Karşınızdaki kişi sizi dinleyemeyecekse daha sonra konuşmayı deneyin.
* Sadece o andaki durumla ilgili konuşun. Eski defterleri açmayın.
* Sürekli şikayet edip eleştirmektense olumlu ve düşünceli olun. Çocuğunuz olumlu birşey yaptığında hatasını aramayın, çabasını takdir edin. 
* Konuşma bir yere varmıyor gibi olduğunda ya da çok kızgın olduğunuzda konuşmaya ara verin, oradan uzaklaşın, bir mola verin.
* Bir olayı değerlendirirken karşınızdaki kişinin bakış açısından da bakmaya çalışın.
* Kimin suçlu olduğuna değil, sorunu nasıl çözebileceğinize bakın.
* Olumlu cümleler kurun. Neyi yapamayacağınızı değil, neyi yapabileceğinizi söyleyin.
* Çocuğunuzun yapmadıklarını değil, yapmasını istediğiniz şeyleri söyleyin. Olumsuz cümleler yerine olumluları tercih edin. "Odanı toplamamışsın" yerine "Odanı toplamanı istiyorum" diyebilirsiniz.
* Herkes hata yapabilir. Hata yaptığınızda sadece olayı ya da hareketlerinizi değerlendirin. "Ben kötü bir anneyim" gibi cümlelerle kendinize yüklenmeyin. Bir dahaki sefere neyi daha iyi yapabileceğinizi düşünün. "Bir daha böyle bir şey olduğunda konuşmadan önce sakinleşmeye çalışacağım" gibi. 


Kaynak: AÇEV Anne Destek Programı ders notlarım, Ocak 2009
| Kategori:COCUK GELISIMI _CHILD DEVELOPMENT_ | Yorum yaz! Bağlantı


24/3/2009

Çocukta olumlu davranışları geliştirmenin yolları

Image Hosted by ImageShack.us
Tavır değişikliği

Anne babanın tavrını olumsuzdan olumluya değiştirmeye hazır ve kararlı olmasıdır. İnsanın yıllarca sürdürdüğü ve alışık olduğu tavırlardan, tutumlardan bir anda vazgeçmesi hiç de kolay değildir. Bunu başarmak için olumlu ve yapıcı yolların da var olabileceğini düşünmelidir.  

1. Önleyici açıklama
Anne babanın önleyici açıklamaları sayesinde pek çok istenmeyen davranış daha ortaya çıkmadan önlenmiş olabilir. Ayrıca çocuğu gereksiz yere azarlanmaktan korur. Önleyici açıklamalar yaparken beklentilerin açık ve net bir şekilde ifade edilmesi önemlidir.

2. Kural koymak ve sınırları belirlemek
Anne babalar çocuklarını korumak için onları yönlendirir, gerektiğinde "hayır" derler. Bazen de evde herkesin uyduğu kurallara uyarak örnek olurlar. Her iki durum da gereklidir ve çocukların olumlu davranışlar geliştirmelerine katkıda bulunur.

3. Tutarlı olmak
Anne baba çocuğun aynı davranışlarına aynı tepkiyi vermelidir. Anne baba tutarlı olduğunda çocuk,
* Daha kolay kurallara uyacak,
* İç denetim geliştirebilecektir. 

4. Örnek olmak
Çocuktan yapması beklenen davranışları anne baba da yaparak örnek teşkil etmelidirler.

5. Takdir etmek
Takdir etmek çocuğu mutlu eder, motivasyonunu arttırır. Çocuğu takdir ederken dikkat edilmesi gereken noktalar şunlardır:
* Çocuğun hangi davranışının olumlu olduğunu açıkça belirterek takdir etmek gerekir.
* Çocuk güzel bir şey yaptığında anında takdir edilmelidir.
* Ödüller maddi değil manevi olmalıdır. (Maddi ödül rüşvete kadar götürebilir)

Manevi ödüllere örnekler
* Çocuğun sevdiği şeyleri paylaşmak
* Sözle takdir etmek
* Takdir dolu bakış, gülüş, dokunuş, kucaklama
* Oyun oynamak
* Parka gitmek
* Birlikte kek, pasta yapmak
* Özellikle ona zaman ayırmak

 Çocuğu takdir ederken anne baba kendi duygularını belirtmelidir.  Sözle duyguları ifade ederken, ses tonu ve davranışlar da bunu desteklemelidir. Duyguları ifade ederkenki tavır içten ve candan olmalıdır. Takdir cümlesinin sonuna "Yemeğini hep böyle bitirmelisin" gibi ilaveler davranışı güçlendirmez, aksine takdirin değerini düşürür.  

"Tutarlı olmak" konusuna, bir ailede geçen konuşmalar ile örnek verelim:
Çocuk:  ---- Anne, ben bu akşam Elif'lerde film seyretmek istiyorum. 
Anne:    ---- Aslıcığım, sabah okula gitmek için erken kalkıyorsun. Haftasonu onlara gidip izleyebilirsin.
Çocuk:   ---- Baba, ne olur gideyim.
Baba:     ---- Sabah zinde kalkmak için erken yatman önemli. Haftasonu gidip izleyebilirsin.

Görüldüğü gibi, örnekteki anne ve baba birbirleriyle tutarlı davranıyorlar. Çocukla ilgili kararlarda aynı fikirdeler. Çocuk, anneden izin alamayınca babasından medet umuyor ama annenin izin vermediği bir konuya baba da izin vermiyor,  üstelik aynı gerekçelerle. Ya da tam tersi oluyor yani babanın izin vermdiği bir konuya anne de izin vermiyor. Anne ve baba birbirlerini destekliyorlar. Böylece evde ne annenin ne de babanın çocuğa karşı otoritesi sarsılmıyor.  Ayrıca çocuk, neyin doğru neyin yanlış olduğunu kafasında netleştirebiliyor, çelişki yaşamıyor.  Kısacası; anne babanın çocuğa karşı "tutarlı" davranış ve tutumları, evdeki kuralların kalıcı olmasına olanak verir.

Image Hosted by ImageShack.us
Şimdi de "takdir - teşvik etmek" konusuna bir örnek verelim:
Anne: ---- Okuldan eve gelince eşyalarını hemen odana kaldırdın. Sorumluluklarını artık yerine getirdiğini düşünüyorum. Çok sevindim.

Bu örnekte olduğu gibi, olumlu davranışları takdir etmek çocuğu mutlu eder ve sözkonusu olumlu davranışı tekrar etmesini sağlar. 

"Örnek olmak" konusunda ise şunları söylemek istiyorum: Çocuktan yapması beklenen davranışlar için, anne baba da kendi davranışları ile örnek olmalıdır. Çünkü çocuklar anne babalarını taklit ederler. Evde annesine yardım eden bir çocuk yetiştirmek istiyorsanız, önce baba eşine yardım ederek çocuğa örnek olmalıdır. Akşam sofra kurmaya yardım eden bir baba düşünün. Elinde tabaklar, çocuğa sofraya götürmesi için bardak uzatıyor. Anne de yemeği getiriyor. Bu şekilde yetişen çocuk bugün annesine, gelecekte de eşine yardımcı olmayı doğal kabul edecektir.   
 
Anne babadaki tavır değişikliği, çocuğun gelişimine şu faydaları sağlayacaktır:
* Yaptığı olumlu davranış sonucu takdir edildiğinde kendisiyle gurur duyacak ve özgüveni artacaktır.
* Özgüveninin yüksek olması birçok alanda başarılı olmasını sağlayacaktır.
* Kişiliği olumlu yönde gelişecektir.
* Tutarlı davranıldığında çocuk ailesine ve bulunduğu ortama güvenecektir.
* Duyarlı bir kişi olacaktır.

Image Hosted by ImageShack.us
Evde karşımızdakini dinleme ve kendimizi ifade etme uygulaması 

Örnekler:

Duyguyu inkar edeceğinize duyguya bir isim vermeye çalışın.
Yanlış
Çocuk: ---- Bugünkü maç çok önemliydi. Kaybettik. Artık yarı finalde oynamayacağız.
Baba:   ----  Bu kadar üzülme.
Çocuk: ---- Ama üzüldüm.
Baba:   ---- Daha önünüzde çook maç olur.
Çocuk anlaşılmadığını düşünerek bozulur, yüzü asılır.
Baba:   ---- Çok uzatıyorsun, yeter artık, toparlan.
Baba:   ---- Tam bir küçük çocuk gibi davranıyorsun, saçmalıyorsun.
Çocuk öfkelenerek uzaklaşır.  

Doğru
Çocuk:  ----  Bugünkü maç çok önemliydi. Kaybettik. Artık yarı finalde oynamayacağız.
Baba:    ----  Kötü olmuş.
Çocuk:  ----  Hem de çok.
Baba:    ----  Üzülmüşsün.
Çocuk:  ----  Çok çabaladık.
Baba:    ----  Çok çabaladığınızı biliyorum.
Çocuk:  ----  Seneye tekrar deneyeceğiz.

Yanlış örnekte görüldüğü gibi, iyi niyetle de olsa çocuğu olumsuz bir duygudan kendini kurtarmaya zorladığımızda, onun daha da kötü hissettiğini görürüz.  Doğru örneğe gelince, genellikle anne babalar bu gibi cevaplar vermezler çünkü duyguya bir isim vermenin çocuğu daha çok üzeceğinden korkarlar. Ne var ki bunun tam tersi olur. Yaşadığı tecrübenin ne olduğu kelimelerle ifade edildiği zaman çocuk oldukça rahatlar. Çünkü birisinin onun hissettiklerinin farkında olduğunu anlar.    

------------------

Sorular sorup nasihat edeceğinize dinlediğinizi belirten birşeyler söyleyin.

Yanlış
Çocuk: ---- Bugün Canan ile kavga ettim.
Anne:   ---- Senin suçun muydu? Sen mi bir şey yaptın?
Çocuk: ---- O izinsiz defterime bir şeyler yazdı.
Anne:   ---- Tabii eşyalarını ortalıkta bırakırsan böyle olur. Daha önce de defterlerin karalanmış geldi zaten, eşyalarını da iyi kullanmıyorsun. Okul eteğin ne halde? Dikkat et.
Çocuk : ---- (Sinirlenerek) Aman anne, beni yalnız bırak. Hep beni suçluyorsun.
Anne:    ----  Saygısızlık etme.  

Doğru
Çocuk: ---- Bugün Canan ile kavga ettim.
Anne:   ---- Öyle mi?
Çocuk: ---- O izinsiz defterime bir şeyler yazdı.
Anne:   ---- Eeee...
Çocuk: ---- Bunu Canan ikinci kez yapıyor.
Anne:   ---- İkinci kez mi?
Çocuk: ---- Biliyor musun? Canan ile konuşacağım.
Anne:   ---- Evet, iyi edersin.  

Yanlış örnekte görüldüğü gibi; biri kendisini sorgularken, suçlarken veya nasihat ederken, çocuğun doğru ve yapıcı bir şekilde düşünmesi zordur.
Doğru örnekte ise anne çocuğu suçlamadı veya nasihat etmedi. Aslında pek bir şey de yapmadı. Çocuk doğru yolu kendisi buldu.  "Hıı, yaa, öyle mi?" gibi basit sözcüklerin büyük faydası olur. Şefkatli bir tutumla birlikte bu gibi sözler, çocuğu kendi düşüncelerini ve duygularını araştırmaya teşvik eder ve büyük bir ihtimalle de çocuk çareyi kendi kendine bulur. 

---------------

Yarım yamalak dinleyeceğinize bütün dikkatinizi vererek dinleyin.

Yanlış
Çocuk: ---- Anne, biliyor musun, bugün Derya'nın çantası sınıfta kayboldu.
Anne:         (Ütü yapmaktadır, ses çıkarmaz)
Çocuk: ---- Beni dinliyor musun?
Anne:   ---- Dinliyorum ben seni.
Çocuk: ---- Çok ağladı babası kızacak diye... Dinliyor musun?
Anne:   ---- Tabii.
Çocuk: ---- Hayır, hiç dinlemiyorsun.
Anne:   ---- Ben hem ütü yapar hem de seni dinleyebilirim.
Çocuk: ---- (bozularak)  Aman, boşver anne...     
 
Doğru
Çocuk: ---- Anne, biliyor musun, bugün Derya'nın çantası sınıfta kayboldu.
Anne:   ---- (Ütü yapmayı bırakır, ütünün fişini çekerek çocuğu dinlemeye başlar) Gerçekten mi?
Çocuk: ---- Çok ağladı babası kızacak diye. Ben de çok üzüldüm.
Çocuk: ---- En iyisi yarın bütün sınıf ile konuşayım ve tüm okulda çantayı arayalım. Belki buluruz.

Yanlış örnekte görüldüğü gibi, yarım yamalak dinleyen birisine birşeyler anlatmaya çalışmak çok zordur.
Doğru örnekte görüldüğü gibi, annenin yaptığı yalnızca işini bırakıp çocuğunu can kulağıyla dinlemek. Hiçbir şey söylemedi, yorum yapmadı bile. Çünkü o anda çocuğun tek istediği, birisinin onu dinlemesiydi. Bütün dikkatini vererek dinleyen bir anne veya babaya birşeyler anlatmak çok daha kolaydır. Annenin (ya da babanın) birşey söylemesi dahi gerekmez. Çoğu zaman çocuğun tek ihtiyacı birinin susup onu anlayışlı bir şekilde dinlemesidir.



Kaynak: AÇEV Anne Destek Programı ders notlarım, Ocak 2009
| Kategori:COCUK GELISIMI _CHILD DEVELOPMENT_ | Yorum yaz! Bağlantı


22/3/2009

Çocuğun bedensel ve zihinsel gelişimi

Image Hosted by ImageShack.us

Bedensel gelişimi desteklemek için neler yapabilirsiniz?

Çocuğun sağlıklı büyümesi için

* Anne baba  çocuğun sağlıklı (dengeli ve yeterli) beslenme ihtiyaçlarını karşılayabilir. Özellikle sabah yapılan kahvaltıların çocuğun gelişimine, öğrenmesine çok büyük katkısı vardır. Doğru gıdaları, vitaminleri almasına özen gösterebilir ve ona doğru beslenmeyi öğretebilirsiniz.
* Düzenli olarak sağlık kontrollerinden geçmelerini sağlayabilirsiniz. (göz, kulak, diş sağlığı kontrolleri gibi.) Bebeklikte yaptırmış olduğunuz göz muayenesi ilkokula başlarken tekrarlanabilir.
------ Hazır göz muayenesinden bahsederken, özellikle bu konunun ne kadar önemli olduğunu kendimizden örnek vererek açıklamak istiyorum. Kızımı bebeklikten itibaren düzenli sağlık kontrollerine götürdüğümüz ve aşılarını asla aksatmadığımız halde, ayrıca bir göz doktoruna götürmek aklımıza gelmemişti. Zira gözlerinin gayet iyi gördüğünü düşünüyorduk. 10 yaşına geldiğinde "tembel" olan sağ gözünün ancak % 40 gördüğü anlaşıldı. Yani sağ gözünde "göz tembelliği" denen rahatsızlık vardı. Apar topar göz doktoruna götürdük. Doktor, yaşının tedavi için geç olduğunu ancak yine de deneyebileceğimizi söyledi ve böylece 15 gün boyunca sağ gözüne 20'şer dakikalık "Cam egzersizi (kem egzersizi)" denen egzersizler uygulandı. Şans eseri tedavi başarılı oldu ve bu sürecin sonunda sağ gözünün görme kapasitesi % 80'e çıktı. Ayrıca sol gözünün zaten % 100 görüyor olması ile de ortada bir sorun kalmamış oldu. Bunu şu amaçla anlattım: Çoğu çocuğun göz sorunlarının küçük yaşlarda saptanıp tedavi edilmesi gerekiyor. 7 yaş sonrası oldukça geç kabul ediliyor. Bu yüzden, aman dikkat diyorum, çocuklarımızın görme ve işitme kapasitelerini bebekliklerinden itibaren gözlem altında tutalım. -----
* Aşılarını düzenli olarak yaptırabilirsiniz.
* Vücut ile diş bakım ve temizliğini alışkanlık haline getirmelerini sağlayabilirsiniz.

Fiziksel hareketini arttırmak için

* Okul dönemi çocuğu, kurallı oyunlardan ve arkadaşlarıyla birlikte oynayabilecekleri oyunlardan hoşlanır.  Anne baba çocukların bu ilgilerini spora veya eğlenceli faaliyetlere yönlendirerek, ona düzenli olarak fiziksel hareket yapmaları için fırsat tanıyarak bedenlerinin gelişmesine katkıda bulunabilir. (folklor, basketbol, futbol, jimnastik, yüzme, dans, voleybol, tenis, bisiklet vb.)
* Çocuğun fiziksel hareketi hayatının bir parçası haline getirmesini sağlayabilirsiniz. Örneğin asansör yerine merdivenleri kullanması teşvik edilebilir. Kısa mesafelere birlikte gidilebilir veya çevre güvenli ise yanız yürümesi teşvik edilebilir. Örneğin çocuğunuz okula, alışverişe, arkadaşlarına yürüyerek gidebilir. Genelde kızların ergenliğe girerken hareketliliklerinde azalma görüldüğü bilinmektedir. Bu nedenle kız çocukların fiziksel hareketleri yapmalarını daha fazla cesaretlendirmeniz gerekebilir.
* Düzenli fiziksel faaliyetlere katılarak çocuğa örnek olabilirsiniz.
* Çocukların hareketlerini arttırmak için çeşitli malzemeler alabilirsiniz. (örneğin bisiklet, kay kay, ip, top gibi). Bu tür aletler açık havada hareket etmelerini kolaylaştırır.
* Güzel havalarda ailece çocuğun oynayıp koşabileceği, bisiklete binebileceği açık alanlara, parka, pikniğe gidebilirsiniz. Ailece yapılan bu tür geziler aynı zamanda aileyi yakınlaştırır. 
* Bilgisayarda çok vakit geçirmemesi, daha az televizyon seyretmesi sağlanabilir. Bilgisayar veya televizyon başında geçen süre günde 1 veya 2 saatle sınırlandırılabilir.
* El ve parmaklarını kullanabilecekleri oyunlar alabilirsiniz. Kağıt bebekler, maket oyunlar gibi. Hızla gelişen küçük kasları sayesinde müzik aleti çalmak, tamir aletleri kullanmak keyifli faaliyetler haline gelir.    
* Okulla iletişime geçerek çocuğun spora yönelik ilgi  alanlarını belirlemesine yardımcı olabilirsiniz. Örneğin çocuk basketbol mu, tenis mi yoksa yüzmeden mi hoşlanıyor; hangisine kabiliyeti varsa yönlendirebilirsiniz.      

Image Hosted by ImageShack.us

Zihinsel gelişimi desteklemek için neler yapabilirsiniz?

Çocuğun öğrenmesi için

* Çeşitli ortamlar sunabilirsiniz. Sergi, müze, postane, çarşı, pazar, hastane, hayvanat bahçesi, tiyatro, kütüphane, sinema gibi farklı ortamlara götürebilirsiniz. Sonrasında sohbet edebilirsiniz. Ailece veya okulla küçük geziler organize edebilirsiniz.
* Yönlendirici ve destekleyici olabilirsiniz.
* Kelime haznesini geliştirmek için birlikte kelime oyunları oynayabilir; bilmece, tekerleme, şiir, fıkra öğrenmesini teşvik edebilirsiniz.
* Televizyonda sohbet ve tartışma programlarını beraber izleyebilir, konular ve konuşulanlarla ilgili sohbet edebilirsiniz.
* Kitaplarında geçen yeni kelimeleri sorduğunda açıklayabilir ve kelimelerin anlamlarını bulabileceği kaynakları gösterebilirsiniz.   

Dil gelişimini desteklemek için

* Anne baba düzgün ve tam cümlelerle olmak üzere her fırsatta çocukla konuşabilir. Yolda yürürken,  okula giderken konuşmak için fırsat yaratabilir.
* Okudukları, gördükleri, duydukları ve yaptıkları hakkında sorular sorabilirsiniz. Sorularınızın "nasıl", "neden", "sonucunda ne olabilir" gibi düşünmeye teşvik edici olmasına dikkat edebilirsiniz.
* Bazı yaşadıklarını hatırlatmak amacıyla da sohbet edebilirsiniz. Fotoğraflardan yararlanabilirsiniz.
* Yaşına uygun kitap, dergi okumasını teşvik edebilir ve örnek olmak amacıyla siz de kitap, gazete, dergi okuyabilirsiniz. Hediye olarak kitap, dergi alabilir; okuduklarıyla ilgili sorularınızla eleştirel düşünmesini sağlayabilirsiniz.
* Sorduğu sorulara mutlaka açıklayıcı, doyurucu cevaplar verebilirsiniz. Sorularına cevap vermediğinizde başkalarından bu bilgileri eksik veya yanlış olarak alabilir.
* Sorularını doğal bir şekilde cevaplayabilirsiniz. Gülmek veya sıkıldığınızı göstermek, çocuğa sorunun doğal olmadığını hissettirir.
* Anne baba doğru cevaplar vermelidir. Sorunun cevabını o an için bilmiyorsanız dürüstçe söyleyip sonrasında araştırabilirsiniz.
* Verilen cevaplarda çocuğun yaşı göz önüne alınmalıdır.  
* Sorduğu kadarıyla açıklama yapılmalıdır. Daha ayrıntılı yapılan açıklamalar çocuğun kafasını karıştırabilir.

Sorun çözme becerisini desteklemek için

* Anne baba çocuğun kendi sorunlarını kendisinin çözmesine fırsat vermelidir. Çözümler üretmesini, çözüm seçeneklerinden en uygununu seçmesini, karar vermesini sağlamalıdır.
* "Eğer böyle olursa nasıl olur?" gibi davranışlarının neye yol açacağını düşünmesi için sorular sorabilirsiniz.
* Sorun çözerken bir düşünce sistemi geliştirmesine örnek olarak yardımcı olabilirsiniz. Bir sorunu çözerken yüksek sesle düşünceleriniz ve yapmayı planladığınızla ilgili ipucu verebilirsiniz.
* Sorunlara farklı bakış açılarından yaklaşılabileceğini öğretmek için destek olabilirsiniz. 

Image Hosted by ImageShack.us

Çocuğun yaşına uygun bedensel - zihinsel gelişimini takip çizelgesi

7-8 yaşındaki çocuğunuzda, bedensel gelişim açısından normal olarak aşağıdaki özelliklerin birçoğu görülür:
* Spor faaliyetlerine katılır.
* Büyük kas hareketlerinde (koşma, zıplama, atlama gibi) gelişme ve çeşitlenme görülür.
* Hızlı koşabilir.
* Yüksekten atlayabilir.
* Uzun zıplayabilir.
* Küçük topları yakalamayı ve fırlatmayı düzgün ve hızlı bir şekilde yapabilir.
* El becerileri  gelişmiştir. Yazma, makas- çatal- bıçak kullanma, düğme-bağcık bağlama, kapı anahtarı kilitleme, masa kurma, cetvel kullanma gibi.

7-8 yaşındaki çocuğunuzda, zihinsel gelişim açısından normal olarak aşağıdaki özelliklerin birçoğu görülür:
* Kelime dağarcığında artış vardır.
* Yeni kelimeler kullanır.
* Düzgün cümleler kurar.
* Karşısındaki insanın bakış açısını anlayabilir.
* Hafızasında gelişme vardır.
* Ders çalışırken sıkılmadan oturduğu süre (dikkat süresi) daha uzundur. (15-20 dakika kadar)
* Sorunlarını kendisi çözebilir.
* Okuma-yazma öğrenmiştir.

9-10-11 yaşındaki çocuğunuzda, bedensel gelişim açısından normal olarak aşağıdaki özelliklerin birçoğu görülür:
* Çocuğunuzun büyümesinde hızlanma.
* Tüm vücut organlarının gelişiyor oluşu. 
* Hareketlerinde akıcılık ve kıvraklık.
* El becerilerinde artış. 
* Kız çocuğunuzun erkek çocuklarından daha uzun oluşu.
* Erkek çocuğunuzun kız çocuklarından daha kısa oluşu.

9-10-11 yaşındaki çocuğunuzda, zihinsel gelişim açısından normal olarak aşağıdaki özelliklerin birçoğu görülür:
* Sorunlarını kendi kendine çözebilir.
* Dikkat süresinde artış vardır. (20 dakika - 1 saat arası)
* Olaylara farklı bakış açışlarından bakabilir.
* Mantıklı kararlar verebilir.  

ÖNEMLİ NOT: Tabii ki her çocuğun büyüme ve gelişme hızı farklı olabilir. Bu gelişim göstergeleri sadece size çocuğunuz büyüdükçe ne gibi değişiklikler bekleyebileceğiniz hakkında fikir verir. Listedeki özelliklerin hepsinin çocuğunuzda görülmesi şart değildir.  Bu nedenle, çocuğunuzun gelişiminde listeye göre küçük farklılıklar görecek olursanız hemen paniğe kapılıp doktor doktor gezmeye başlamayın; hatta üstünde bile durmayın.  Ancak çok belirgin farklılıklar görüyorsanız bir gelişim uzmanına danışmanız, sorun yoksa içinizin rahatlaması, varsa da zamanında önlem almanız açısından yararlı olacaktır. 


Kaynak: AÇEV Anne Destek Programı ders notlarım, Ocak 2009

| Kategori:COCUK GELISIMI _CHILD DEVELOPMENT_ | Yorum yaz! Bağlantı


<<Önceki Sayfa |1/2|

Sihirli Yazılar

Son Yazılar

Kategoriler

Bağlantılar

GetRank - Webmaster and Seo Tools